Gülüş'ün Köşesi

Yıkıcı bir sevgi modeli: Hiper-Ebeveynlik

Görüntü, "Aç Kalpler" (Hungry Hearts) filminden alınmıştır.
Hiper-ebeveynlik; helikopter ebeveynlik, aktiviteci ebeveynlik gibi başlıkların hepsini birer alt grup gibi toplayan bir çatı-terim.

Bebeğimi kucağıma aldığımda büyüklerim, kulağıma harika gelen bir öğüt vermişlerdi: “Sevebildiğin kadar sev! Sevginin fazlasından zarar gelmez”. 13 yıl sonra ve ebeveynlik alanında yaptığım araştırmaların ardından anladım ki bana bu öğüdü verenler, bir dönemin baba yüzü görememiş, anneden saf öğüt ve azar işitmiş çocuklarıydı. Evin tüm yükünü üstlenen ebeveynleri günü kurtarmaya çalışırken, çocuklarından uslu uslu oturmalarını ya da kendi kendilerini oyalamalarını beklemişlerdi. Bu öğüdü verenlerin hesaba katmadığı, sonraki anne-babaların çocukları bunu yaşamasın diye ters yönde kürek çekerek, gerekenden çok daha ileri gidip, çocuklarını evin patronu haline getirmiş olduklarıydı. Onlar, çocuklarına “annecim”, “babacım” diye seslenmeyen son nesildi…

“Mum gibi” çocuktan “put gibi” çocuğa

Her şey, klasik çocuk yetiştirme yaklaşımlarındaki sorunların fark edilmesi ile başladı. Dr. Spock’un devrim niteliğindeki “çocuk da bir bireydir, onu da dinlemelisiniz” yaklaşımı kimileri tarafından “çocuğa itaat edin” olarak yorumlanınca, bir zamanların “mum gibi” durabilen çocukları şimdinin tapınılan küçük patronlarına dönüştü. Farklı nesillerle çalışmış olan Dr. Spock, gece uyuyamayan bebek sayısının bile bu değişim yıllarında artışa geçtiğini bildirmiş…

Her şeyin fazlası…

Modern ebeveynler, çocuğa yetişkin muamelesi yapmak için kendi doğalarıyla mücadele ediyorlar. Anne-baba olmanın keyfini süremeyecek kadar endişeli olmadılarsa, çılgın harcamalar yaparak gereğinden fazla destek alıyor olabilirler. Uzmanlar, her şekilde bu yaşam tarzında ciddi sorunlar tespit ediyorlar:

Anne veya baba, çocuğa doğal olanın dışında ilgi ve destek verdiğinde, çocuğun olgunlaşma süreci yavaşlıyor. Bu duruma akademik başarı odaklı yetiştirme tarzı da eklenince gereğinden fazla uyarılmış, özgüveni düşük çocuk sayısında artış gözlemleniyor.

Ebeveyn tarafında da üzücü sonuçlara rastlıyoruz: “Ben beceriksizim, yapamıyorum”; “Çocuk sahibi olmayı hak etmedim!”; “Bu annelik-babalık işi bana göre değilmiş!” diye düşünerek kendini manevi anlamda geri çeken, fiziken orada olsa bile aktif anlamda çocuğunun yanında olmayan ebeveynliğin çocuk üzerindeki tahribatlarını uzmanlardan dinleyin. Pedagog Belgin Temur bir gün bana şöyle demişti: “Ölü bir baba bile pasif bir babadan daha az yıkıcıdır”.

Hiper-ebeveyn olup olmadığımı nasıl anlarım?

Hiper-ebeveynlik; helikopter ebeveynlik, aktiviteci ebeveynlik gibi başlıkların hepsini birer alt grup gibi toplayan bir çatı-terim. Hiper-ebeveyn olup olmadığınıza bakmak için aşağıdaki 7 madde üzerinde düşünün: Dördünü ve daha fazlasını yapıyorsanız, çocuğunuzun bir an önce nefes alması için onun üzerinde değil, kendi üzerinizde çalışmalısınız.

  1. Kirlenmesine, üşümesine izin vermemek: Düşmesine, yemeğini kendi kendine yemesine engel olan bu tutumun adı “aşırı korumacı ebeveynlik”.
  2. İz sürmek: Uyuyan bebeği monitörle, okul servisini GPS ile takip eden, gözünü çocuğun üzerinden ayıramayan ebeveyn modeli. “Helikopter ebeveyn” de deniyor.
  3. Problemleri çocuk adına çözmek: Çocuğun yolunun üzerindeki taşları kaldıran ebeveynlere “tutkulu ebeveyn” de deniyor. İsmi sempatik olsa da, faydadan çok zarar verebiliyor.
  4. Boş zamanları okul dışı aktivitelerle doldurmak: Zamanının çoğunu çocuğunu aktiviteden aktiviteye taşımakla geçiren ebeveyne “şoför ebeveyn” deniyor.
  5. Sıkılmasına izin vermemek: Çocuğun sıkılması annenin veya babanın çözmesi gereken bir sorun gibi görülüyor. Bu “animatör ebeveyn” yüzünden çocuk kendi yaratıcı yönünü geliştiremiyor, ekranlara ve başka maddelere, büyüdüğünde alkole, sigaraya vs bağımlı hale geliyor.
  6. Çocuğu adına hayat planı yapmak: Hiçbir büyük sıkıntıyla karşılaşmaması için çocuğu adına gideceği okullardan oturacağı eve, seçeceği mesleğe kadar onun yolunu tayin eden ebeveyne “kar küreyici ebeveyn” deniyor.
  7. Yemeğini çocuğun peşinden taşımak: Restoranda, parkta elinde kaşık veya sandviçle çocuğunun yanında yürüyen anne-babalara “sandviç ebeveyn” deniyor.

Ben bu hale nasıl geldim ve ne yapabilirim?

Bu hale sizi içinde yaşadığınız devir ve çevre getirdi, sevgili ebeveyn. Şimdi size anlatacaklarım sadece anneliğiniz ya da çocuğunuzla değil, dünyamızla ilgili bir farkındalık sürecine giriş niyetine…

  • Her çocuğun bir proje olduğu bu devirde medya, ürküten haberlerle sizi sarsıyor, aşırı korumacı tepki vermenizi sağladıktan sonra da bozulan ayarlarınızı düzeltmek için size şifa satıyor. Peki, ne yapabilirsiniz? Risk değerlendirmeyi öğrenin. Yanlış değerlendirilen riskler sizi gereksiz endişelerle donatır, sonuç vermeyen işler yaptırır.
  • Üzerinizde bir inanç sistemi oluşturmaya çalışılıyor. Sempati duyduğunuz ideoloji size mutluluk vaat ediyor. Günümüz yetişkinlerinin çoğunda mutluluk takıntısı var, oysa dünyada mutlak bir mutluluk yok. Ne yapılabilir? Her zaman mutlu ve huzurlu görünme baskısından kurtulun, özgürleşin. Yeterince iyi yapmak sizi yeterince mutlu eder. Bu gibi yazılar okuyarak farkındalığınızı pekiştirin.
  • “Kendi tarzını yarat” dayatması ile yaptığınız her şeyi kişiselleştirmeniz bekleniyor. Sanki her şey sizinle başlıyormuş gibi! Oysa hayatın bir bölümü, siz plan yaparken başınıza gelenler değil midir? Ne yapabiliriz? İçinde yaşadığımız selfie çağının farkına varmamızı sağlayacak okumalar yaparak işe başlayalım…
  • “Ebeveynliğin ahlaki olanı, hiç beğenmesek bile kendi kararlarını veren bir yetişkin yetiştirmek” diyor Alison Gopnik. Çocuğumuzu sadece sevgi değil, saygı ile de yetiştirmeli, bizden farklı birine dönüşmesine izin vermeliyiz.
  • Ne kadar istesek de mükemmel olamayacağımızı kabul etmeli, çocuğumuzdan da mükemmel olmasını beklememeliyiz.

Kaynaklar:
Hyper-parentalité : un nouveau style d’éducation qui détruit des enfances
L’hyper-parentalité : la comprendre pour la dépasser

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız