Eğitim Kategorisiz Öğrenci Koçu Üç Çocuklu Hayat

Özel okul – Devlet okulu: İşte yaşadıklarım (4-muhtemelen son)

Bitti sandığım yazı dizisi yine sistemdeki değişiklik ve yoğun ilgi nedeniyle devam ediyor.

Oğlumun okul deneyimlerini üç dizi halinde sizlerle paylaşmıştım. Deneyimleri dediğime bakmayın, oğlum 11 yaşına yeni girecek. Ancak ülkemizdeki eğitim sistemi öyle karışık ki “deneyim” kelimesini kullanabileceğim kadar çok şey yaşadık. Bu yazıya başlamadan önce, -eğer okumadıysanız- ilk üç yazıyı aşağıdaki linklere tıklayıp okumanızı öneririm.

https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-1/
https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-2/
https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-3-son/

okul

Biz yine okul değiştirdik… Özel okula dönüş yaptık. Eren 3.-4. ve 5. sınıfları Nükte Sözen İlköğretim Okulu’nda okudu. Bir devlet okulu olmasına rağmen tahminimden çok daha fazla memnunduk. Hatta 5.sınıfa başlarken aniden değişen sistemden dolayı branş öğretmenlerini araştıramamıştık. Bu yüzden endişeliydik. Ancak yaşadıkça gördük ki bütün öğretmenleri gerçekten çok idealist, çok ilgili ve kendi branşlarında çok başarılılar. Her biriyle özel olarak görüştüm. Mesela bir matematik öğretmeni vardı, sanki öğrenci koçluğu eğitimi almış gibiydi konuşmaları. “Bu sınıf çok farklı öğrencilerden oluşuyor, ancak her biri çok değerli çocukların. Her birini kendi özellikleriyle değerlendirmek lazım.”  Keşke bunu her öğretmenden duyabilsek. Türkçe öğretmeni çok babacandı, çok ilgiliydi her biri ile. Bir de okulumuzda ana branşlardan başka, yan dalların da kendi öğretmenleri vardı. Satranç dersine satranç öğretmeni, dramaya drama öğretmeni giriyordu. Bu da pek çok devlet okuluna göre altı çizilmesi gereken bir durumdu bizim için.

Peki bu kadar memnundunuz neden ayrıldınız? Çünkü:

  1. Sınıf mevcudu 30 kişi iken birden bire 40’ı aşmıştı. Çocuklar kayboluyordu. Benim oğlum da oyun ve arkadaş düşkünüdür, hemen dağılıyordu dikkati.
  2. Öğretmenler çok ilgili olmalarına rağmen çocukları susturmaya çalışmaktan ders anlatmaya ayırdıkları vakit azalıyordu.
  3. Tuvaletler, koridorlar çok pisti. Eren tuvaletler konusunda çok sorun yaşıyordu.
  4. Eren’e din konularında sorular gelmeye başlamıştı. “Senin baban Cuma namazına gidiyor mu?” diye sormuş arkadaşı, Eren de babasına sordu, sorguladı hatta. “Gitmiyor çünkü benim babam maaşlı olarak çalışıyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne vergisini ödüyor, hizmet ediyor, Cuma saati onun mesai saati, bizim için bile işini ihmal etmez ki benim babam. Hem çalışmak da ibadettir” diyecek yaşta değil. Kaldı ki biz dinin ailelerin tercihine, inanışına göre öğretilmesinden yanayız.
  5. Sürekli sistem değiştiriyorlar. Çocuk oyuncağına çevirdiler eğitim sistemini. Ne velilerin ne çocukların güveni kaldı artık. Değişikliklere karşı özel okullar bir parça da olsa kendince düzenleme yapabiliyor. Mesela 66 ayda aldıkları çocukların oyun oynayacağını iddia etmişlerdi geçen sene. Biz de gülmüştük açıkçası. Devlet okulunda kara tahta önünde, kuru sıra üstünde otururken hangi çocuk oynadığı oyundan keyif alacaktı? 50 çocuğa hangi sınıf öğretmeni oyun oynatabilecekti? Benzer şekilde 9-10 yaşındaki çocuk bir anda tek öğretmenden çok öğretmene geçince hangi öğretmenle nasıl iletişim kurabilecekti? Kendini nasıl ifade edebilecekti? Özel okullar iki minder attı yere, üç oyuncak aldı koydu çocukların önüne, bir şekilde baş etti. 5. Sınıflar da rehber öğretmenle daha çok muhatap olup aştı sorunları.     (bunlar okulun değil, devletin çözmesi gereken sorunlar.)

2012-2013 öğretim yılı başlayana kadar internetteki anneler olarak elimizden geleni yaptık ama sesimizi duymak istemediler. Bu sene pek çok yanlışı gördüler. Değiştirebildikleri değişti ama temelde aynı kaldı. Bu değişimler, bir türlü doğruyu bulamamalar, çocuklarımızı her sene “bir şey mağduru” yapmalar beni çok kızdırdı. Özele geçmek tamamen kurtulmak değil, bunu da biliyorum.

3 çocuklu bir aileyiz. Her ay okul parası+yemek+forma ve kitap+ servis hiç kolay değil. İyi bir devlet okulunda 8. Sınıfa kadar okusaydı çocuklarım, İngilizce ve diğer sosyal aktiviteleri için hafta sonları ve tatillerde kendimiz bir şeyler yapsaydık. Bunca para okula ödemek zorunda kalmasaydık. Ama olmadı.

Çocuklarınızın birine sunduğunuz imkanı hepsine sunmaya çalışıyorsunuz. “Bir evden bir ülkeye” yazımda bahsettiğim gibi çok çocuklu aile olmak adaletli olmayı da gerektiriyor.

P1070228

“Özel okul ve devlet okulu” yazı dizisi çok ilgi çekti. Hatta bana e-posta ile ulaşan çok kişi oldu. Çünkü çocuğu okul çağına yaklaşan ebeveynlerin hepsi eğitim sistemi yüzünden sıkıntılı. Herkes araştırma içine giriyor. Ben de ilk üç yazımda okul isimlerini açıkça yazmıştım. Çünkü hangi okuldan bahsettiğinizi bilmezse okuyan kişinin sizin hikayenizi okumasının bir anlamı yok, bir faydası yok. Ancak bu yazımda -sizden özür dileyerek- okul ismi vermeyeceğim. Verirsem “bu yazılardan dolayı okulla anlaşmış, okulun reklamını yapmış ve indirim almış” denir. Böyle bir şey yok desem de kendimi herkese anlatamam. Şu kadarını söyleyebilirim; seçtiğimiz özel okul Türkiye’nin en iyi okulu değil. “En iyi” kavramı aile yapısına, çocuğun durumuna, bütçeye göre, beklentilere göre değişir. Biz de hem kendi bütçemize ve hem de beklentilerimize göre bir okul seçtik. Seçmek zorunda kaldık. Oysa ki her şeye imece usulü dahil olduğumuz, emek verdiğimiz, birlikte var etmekten mutlu olduğumuz, olmayana destek verdiğimiz devlet okulunda da mutluyduk.

Bitirmeden önce şu iki noktayı tekrar belirtmek istiyorum:

*Eren, ne ülke ne de okul değiştirmelerde zorlandı. Hepsinde kolay adapte olan, güzel arkadaşlıklar kuran bir çocuk. Her okulunda öğretmenlerinden aynı cümleyi duydum: “Eren sanki hep bizimleydi gibi” Aynı zamanda Eren kendi kendine ders çalışan, derslerinde de çok başarılı olan bir öğrenci.

*Bu yazı dizisi, yalnızca benim yaşadıklarımdır. Hiç kimseyi, hiçbir okulu, hiçbir seçimi kötülemek ya da övmek değil, yaşadıklarımı sizlerle, olduğu gibi paylaşmaktır. Her özel okulun mükemmel olamayacağı, devlet okulunda korkulacak bir şeyin olmadığı… Özelin kaliteli olabileceği, her devlet okuluna da çocuk teslim edilemeyeceği… Özeti bu.

Ülkemizde her şeyin her an değiştiğini düşünürsek bizlerin de uzun vadeli planlar yapması imkansız, yapılanları değiştirmesi ise çok normal. Baksanıza biz bile yine özel okula dönmek durumunda kaldık.

Bütün eğitimcilerimize, öğrencilerimize ve ailelerine sağlıklı, başarılı, keyifli ve huzurlu bir eğitim yılı, hatta eğitim hayatı diliyorum. Her bir çocuğumuz pırıl pırıl. Onları kendi yeteneklerine göre doğru yönlendirerek, motive ederek hayatı başarmalarını sağlamalıyız. Onlar hayatı başarırsa ülkemiz de uzun vadede huzurlu, barış dolu, saygı ve sevgi dolu, yükselen bir ülke olur. Bu ülke hepimizin. Bu çocuklar da hepimizin.

https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-1/
https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-2/
https://alternatifanne.com/ozel-okul-devlet-okulu-iste-yasadiklarim-3-son/

Berna Kasapoğlu Serdarlı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Öğrenci koçu, web tv programcısı (www.ailemizle.tv), yazar, en önemlisi 3 çocuklu mutlu anne:)

6 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Berna’nın yazısını okurken, satırlar arasında, Berna’nın iç çekmelerini duyabildim. Oğluna bir daha, sonra bir daha okul değiştirtirken yaşadığı hayal kırıklıklarını, atlattığı badireleri gözümün önüne getirebildim. Bir ebeveyn koçu olarak Eren’in okuldan soğumamasını, çalışkan ve başarılı olmasını büyük ölçüde kendine borçlu olduğunu anlayabildim, çok duygulandım. Ne kadar yorulmuş olmalı. Hele 3 çocuğun annesi olarak. Eren, en büyükleri. Sırada diğer ikisi var. Ve onların arkasında, iflas etmiş bir sisteme çocuklarını “yedirmemek” için canını dişine takmış bilinçli bir anne…

    Berna, senin kadar güçlü olabilmeyi diliyorum. Bana öyle geliyor ki her anne bir öğrenci koçu olmak zorunda günümüzde. Başka türlü bu çocukları kim kurtaracak bilemiyorum…

    Bu yazıların değeri paha biçilmez. “Çocuğuma takarlar” korkusuyla yaşadıklarını yazmayan o kadar çok kişiyiz ki…

  • Ben öğrencilik hayatım boyunca özel okula hiç gitmedim. Çocuğum olmadan önce de “Çocuğum olursa onu devlet okuluna göndereceğim” diye ahkam kesenlerdendim. Ama olmadı, yapamadım, güvenemedim. Niye bilmiyorum? Belki sınıfın kalabalıklığından, belki çocuğumun araya kaynayacak olmasından, belki tuvaletlerin pis olacağından..Halbuki öğretmenleri ile imkanları ile çok iyi devlet okulları yok mu? Elbette ki var. Ben kolayı seçtim. Ama bir yandan da üzüldüm. Bizim imkanımız var belki, işi garantiye alabiliyoruz. Peki ya Türkiye nüfusunun geri kalanı. Eğer oğlumu devlet okuluna gönderebilseydim, işte o zaman göğsümü gererek dolaşırdım.Hem ülkem adına hem kendi adıma.

    • Gogsunu gere gere dolasmak! Hayalimizdeki bakis acisi bu olsa gerek. Sosyal devlet statusunde cocuklarimizi ozellerde harcatmadan devletlerde kaybetmeden, her degisen sisteme kurban etmeden okutaydik, vergisini kurusu kurusuna odedigimiz ulkemizde, gögsumuzu gere gere dolanirdik. Okul parasi odemeye , carkin dislisi olmaya zorlanmazdik. Bu vatani sevenler haketmedik mi evlatlarimizi devlet imkaninda ama kurban etmeden okutmaya. Pis tuvaletlerin kokusundan benim basim donerken, 4+4 lerden cocuklar bunalirken,yabanci dil mi o da ne ki modunda bakarken, milli egitim hicte milli olmazken bu ancak gerceklesmesi cok zor bir hayalden oteye gecemez.

  • Berna Hanım, bana o kadar güzel bir yol haritası çizdiniz ki anlatamam. İnternet’ten oldun çevremden olsun o kadar şey okuyor ve duyuyoruz ki, insanın kafası ambale oluyor gerçekten. Ama sizin yazınız bana daha soft daha yol gösterici geldi.

    Bütün korkularımı, endişelerimi, kafamdaki binlerce sorunun cevabını, sizin yazını okuduktan sonra biraz olsun hafiflettim sayılır. Benim oğlum daha 4 yaşında ama şimdiden “hangi okul hangi okul” diye diye inanın kendim bunaldım ve sıkıldım.

    Ben sadece size çok teşekkür etmek istiyorum.

  • Hazirlik ve orta 1 i ozel okulda okuduktan sonra imkansizliklardan dolayi devlet okulunda okumus biri olmama ragmen kendi cocugum soz konusu oldugunda kararsizliklar icine girmis biri olarak yazilarinizi cok begendigimi soylemeden gecemedim.
    Ozellikle yabanci dil egitimi icin temelin ne kadar onemli oldugu konusunda fikirlerimi desteklemis, ozelden devlet okuluna gecisde uyum sorunu korkuma da isik tutmus oldunuz.
    Yazilarinizi severek takip edeceğim.
    Sevgiler

  • Devlet okulu sorunları en çekilmez halde İstanbul gibi büyük kentlerde ortaya çıkıyor sanırım. Daha önce Kırklareli’nde yaşıyorduk ve okulumuzdan, öğretmenimizden, yemek arasından, okul mevcudundan, temizlikten, teknolojik donanımdan, sosyal etkinliklerden, dini ve kültürel farklılıklara yaklaşımlardaki hoşgörüden… ne şikayetimiz varsa hepsini ekarte eden güzel bir devlet okuluna gidiyordu çocuklarımız.
    Şu an Çekmeköy’de bir devlet okulunda okuyorlar. Öğretmenden şiddet görmek, ilgisizlik, kalabalık, çocukların neredeyse tamamında var olan psikolojik travmalar…
    Özel okula göndermeye cesaretimiz de ekonomik olarak yok.
    Seçim olarak en azından şiddet görmedikleri bir okula geçirmeyi istiyoruz. “Nükte Sözen” tavsiye edebileceğiniz bir okul gibi geldi yazılarınızdan. Kaydını bu okula aldırmamızı tavsiye eder misiniz? (Bu arada çocuk 4. sınıfa geçti.)