Çocuk Çocuk Psikolojisi Eleştiri Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

Ödül nedir? Gerçek hayatta ödül var mı?

Biz ebeveynler ödülü nasıl kullanıyoruz?

odulAA grubu yazarları arasında yaptığımız bir mesajlaşma sırasında ödül ve ceza vermek üzerine yorumlarda bulunuyorduk. Her birimiz kendi düşüncelerimizi ifade ederken ve “Ödül nedir?” diye tartışırken” Gerçek hayatta ödül var mı? Bence yok” şeklinde bir yorum yazdığımda editörümüzden “Neden bu konuyu yazmıyorsun? diye bir öneri geldi.

Ben pedagog veya psikolog değilim. 20 yaşında bir erkek çocuk ve bir çok yeğeni olan biriyim. Çocuk yetiştirmede ahkam kesmek bana düşmez. Yazılarımı takip edenler bilir ki misyonum anne ve babaları biraz rahatlatmak, bardağın dolu tarafına bakmalarını sağlamaktır. Neden mi? Çünkü ben de sizlerin geçtiği yollardan geçtim, hatalar yaptım ve sonunda keşfettim ki oğlum beni, babasını, ailemizdeki veya yakın çevresindekileri kopyalıyor. Bir de genler işin içine girdikçe işler her zaman istediğiniz gibi olmuyor. Bunun için elimden geldiği kadar kendimi düzeltmeye, ona iyi örnek olmaya çalıştım, iyi bir eğitim – iyi bir çevre vermeye çalıştım.

Bunları yaparken ona hiç ceza vermedim. OKS (şimdiki TEOG) ve üniversite sınavı döneminde bilgisayarı kısıtlamaya çalıştım. Fakat engellememin onun çalışmasını daha fazla engellediğini gördüm ve vazgeçtim.

Gerçek hayatta ödül var mı? Sorumuza gelince, bence yok. Gerçek hayatta olan tek şey sorumluluklar. Yapmamız gereken koca listeler var ve bunları yapmamız karşılığı bize verilen ödül değil.

Ödülün sözlük anlamına baktığımızda “Bir ya da birden fazla kişiye, onların belirli bir alandaki yetkinliklerine karşılık verilen armağandır” diyor. “Genellikle kupa, başarı belgesi, plaket, madalya, rozet ya da kurdele sunulur. Kazanan kişiye belirli oranda para sağlayan ödüller de bulunmaktadır” şeklinde açıklanmış. (Kaynak; Vikipedi)

Biz ebeveynler ödülü nasıl kullanıyoruz?

  • Yemeğini yersen sana çikolata vereceğim.
  • Ödevini yaparsan televizyon seyredebilirsin.
  • Odanı toplarsan seni parka götüreceğim.
  • Karnende tüm notların pekiyi olursa sana …. alacağım.

Peki bunlar belirli bir alandaki yetkinlik mi ki biz bunları yaptıklarında çocuklarımızı ödüllendiriyor, hatta daha ileri gidip cezalandırıyoruz.

Çocuklarımıza yapmaları ve kazanmaları gereken sorumluluklar için bir nevi rüşvet veriyoruz. Küçük yaşlarda bu sorun değil gibi gözüküyor, fakat yaş ilerledikçe onları sürekli motive edilmeye ihtiyaç duyan, sürekli havuca ihtiyacı olan bir yetişkine dönüştürüyoruz. Benim oğlumun da dahil olduğu bu jenerasyona Y kuşağı deniyor, yeni nesil ise artık Z kuşağı olarak adlandırılıyor. Günümüzde kurumsal şirketlerin insan kaynakları departmanları kariyer adımlarını, personelin motivasyon tekniklerini artık bu ödül almaya alışmış jenerasyona göre planlıyorlar. Çocuklarınız şu an küçük olabilir, ama eminim ki iş yerinizde bu Y kuşağı ile çalışıyorsunuz veya siz de onlardan birisiniz.

Ödül veya ceza dozunda kullanıldığı sürece evet çok da kötü değil, ama dozu nedir? Çocuğumuz için en iyisini düşünmeye çalışan biz fedakar ebeveynler ne kadar dozunda bırakabiliriz?

Tatlı – çikolata yemeyi çok seven ve bu sebep ile ileride muhtemelen fazla kilo sorunu yaşayacak bir çocuğun alt beynine, “yemeğini yedikten sonra tatlı – çikolata yiyebilirsin” ya da “dersini ödevini bitirirsen televizyon izletebilirsin” formatını atmamız sizce ne kadar doğru?

Çocuğumuza ödül vermek istiyorsak bence, gülümseme, sarılma – dokunma, saçını okşama, sözle onaylama ve sorumluluk verme gibi övgüler, ödül olarak verilmelidir. Tüm bunların yanında her davranışının ödüllendirilmesi, istenen davranış için güdülenmesini güçleştirecektir. Sürekli övgü ile büyüyen bir çocuk yetişkin olduğunda da iş yerinden tutun, özel hayatına kadar her zaman övgü almayı bekler halde olacaktır. Sizce bu mümkün olacak mı? Keşke demek isterdim ama bu mümkün değil, zira çevresindekiler de aynı onun gibi yetiştirildikleri için aynı beklentiler içinde olacaklardır.

Yazdıklarım benim kişisel fikirlerim ve araştırmalarımdır. Daha fazlası için uzmanlardan yardım almanızı tavsiye ederim.

Sevgilerimle,

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 29 Eylül 2014 tarihinde yayımlanmıştır.

Emine Mine

1969 İstanbul doğumluyum, 22 yıllık evliyim, 19 yaşında erkek çocuk annesiyim. İstanbul da yaşıyorum. Oğlumun adı İsmet Cem. Oğlum kadar sevdiğim ve beni seven üçü kız (Eda, Ece; Ezgi), üçü erkek (Arda, Burak, Efe) altı yeğenim var. Bu altı afacan benim annelik mesleğinde güncel kalmamı sağlıyorlar. 2006 yılından beri anne-bebek sektöründe çalışıyorum. Bir kadın için güzelliğin ve iyi bir anne olmanın ne kadar önemli olduğunu hem kendim tecrübelerim, hem de bir çok müşterim ile birlikte yaşadım. Anne adaylarını ve anneleri cesaretlendirmek, onlara etkin zaman yönetimini kullanarak, kadın ruhunu kaybetmeden anne olmayı öğretebilmeyi misyon edindim.15 yıllık birikimimi, kadın ruhuyla iyi anne olmak isteyenlerle paylaşabilmek ve bilinçli tüketici yaratabilmek için, Kadın ve Anne (www.kadinveanne.com) bloğumda Kasım 2013 den itibaren paylaşmaya başladım.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız