Alternatif Anne Ödülleri Çocuk Psikolojisi Editörün Seçtikleri Eğitim Gülüş'ün Köşesi Yetişkin Psikolojisi

“Küçük Ali” nasıl sınıfın popüler çocuğu oldu

Evin "Can Ali"si, okulun kapısından içeri girince nasıl oluyordu da "Küçük Ali"ye dönüşüyordu?

kucukali1Merhaba, ben Ali’nin annesiyim” dedim.
Küçük Ali’nin annesi mi?” diye sordu öğretmen.
Küçük derken?

Oğlum büyük sayılmazdı ama küçük de değildi, başka bir Ali’yle mi karıştırılıyordu acaba? Çocuğumu tanımlama şekline şaşırdığımı anlayan öğretmen, açıklama yaptı: “Ali Aksun, değil mi? Sınıfta hep çok sessiz, kendi dünyasında yaşayan bir çocuk Ali. O yüzden böyle dedim”.

Öğretmen görüşmesi böyle olumsuz, beklenmedik bir etiketlemeyle başlamıştı işte. Eğitmenin söylediği her şey, Ali’nin “küçük” olma sorunu etrafında şekilleniyordu. Ali sınıfta içine kapanık, hatta hüzünlü görünüyordu. Çok sık esniyordu. Akademik anlamda diğer arkadaşlarından geride değildi, hatta bu ilgisizliğe bu notlar çok iyiydi. Zeki olduğu belliydi ama psikolojik bir sorunu mu vardı, evimizde bir sıkıntı mı vardı? Öğretmen bana bunları soruyor, sanki benim hiç tanımadığım bir çocuktan ve bilmediğim bir aile ortamından bahsediyordu.

Bizim evimizdeki Ali “Küçük” değil, “Can” Ali’ydi. Neşeli, güleryüzlü, (içedönük olmak şöyle dursun) herkesle iletişim kuran, duygularını ifade eden, kardeşine karşı sevgi dolu ve yardımsever, empati yeteneği yüksek ve mühendis ruhlu Ali’miz…

Can Ali, okulun kapısından içeri girince nasıl oluyordu da Küçük Ali’ye dönüşüyordu?

kucukali2Söz konusu çocuğumun ruh sağlığı olunca pedagogların kapısını çalmakta tereddüt etmedim. Ali, Türkiye’de anne babaların çocuklarını vermek için sıraya girdikleri okullardan birine gidiyordu. Ancak gördüğüm bütün çocuk gelişim uzmanları bana okulun pedagojik yaklaşımının anaokulu ve ilkokul seviyesine uygun olmadığını söyleyip duruyorlardı.

Biri bir şey dedi diye hemen inanır mısınız? Bu kişiler uzmandı, öyle kafadan atıp tutmuyorlardı, ama ben bu cümleyi kabullenmek için tam 5 yıl çabaladım! Herkesin çocuğunu koymak için çırpındığı bir okulun pedagojik altyapısının yetersiz olabileceğine nasıl inanabilirim?

beyinGüvercinler bile bir düşüncenin yanlış olduğunu insanlardan hızlı anlarlarmış! (*)
“X” okulunun en iyi okul olduğu görüşünü, okulun pedagojik altyapısının kötü olması sebebiyle çocuğuma zarar vermekte olduğu görüşüyle değiştirene kadar en az 3 farklı uzmana göründük. Çünkü hatayı ısrarla önce kendimde arıyordum, sonra çocuğumda. Dört yılın ardından bir sonuca varacak gibi olduk: Ali’nin Dikkat Eksikliği tanısı almasına ramak kalmıştı. Ama dikkati “eksik” değil, “sınırda” çıktı. Olsun, dedik, demek ki sorun bu! Psikiyatristin kapısını çaldığımda, çocuğumun ilaca ya da özel muameleye değil, yaşına uygun bir eğitim anlayışına ihtiyacı olduğunu duydum, bir kez daha. Sevindim mi? Pek değil: Ben bu sorunu nasıl çözecektim? Okuldan pedagojik yaklaşımını güçlendirmesini nasıl isteyecektim?

Gittim, uzmanlardan ne öğrendimse en tatlı dilimle anlattım. Aldığım cevap, bir tavsiye niteliğindeydi: Her sene karşımıza çıkacak yeni öğretmene, çocuğumun özel ilgiye ihtiyaç duyduğunu bildirmemi istiyordu müdür. Bir hafta düşündükten sonra oğlumu ve kardeşini okuldan alma kararı verdim.

Çocuğumu okula, okulun sorunları oğlumunmuş gibi gösterilsin diye vermemiştim.

Oğlumun yeni okulunda ikinci yılı. Birkaç gün önce bana heyecanla sınıf arkadaşlarını nasıl eğlendirdiğini anlattı. Onları o kadar çok güldürüyormuş ki “Sen tiyatro grubuna girmelisin” demişler. Bir zamanların “Küçük Ali”si yeni okulunda esnemiyor, üzgün durmuyor, öğretmenini dikkatle dinliyor ve sıkça parmak kaldırıyor (öğretmen görüşmelerinden biliyorum ama pencereden bakarak bizzat kendim de gördüm). Yine de tiyatro, onun doğasının çok ötesinde bir deneyim gibi görünüyor bana. Tamam, Ali “küçük” değil ama sonuçta sakin, mütevazi bir çocuk. Nasıl olacak bu iş, merak ettim.

kucukali3Dün yine yanıma geldi ve bana tiyatro dersinde olanları anlattı:

Öğretmen, ona yüksek sesle konuşmasını söylemiş ama Ali -dedim ya, doğasına ters- yükseltememiş sesini. Öğretmeni diğer çocukları salondan çıkarmış, Ali’yle gösteri salonunda baş başa kalmış. Yanına oturmuş ve “Ali, senin gibi nazik ve duyarlı çocuklar, işte böyle küçük sesle konuşurlar. Bu senin özelliğin. Ama şimdi, sahnede, senden özellikle bağırmanı istiyorum. Salonun öbür ucuna gideceğim ve sen de bana sesini duyuracaksın. Anlaştık mı?”
Ali sahneden salonun öbür ucundaki öğretmenine sesini duyurmuş. “İşte bu!” demiş öğretmen. Ve Ali’ye bağırmış: “Seni çok seviyorum Ali!“. “Ben de seni!” bağırmış Ali. Birlikte bağırmışlar, çığlık atmışlar. Ali, yaşadıklarını kendisine yepyeni bir kapı açılmış gibi, coşku ve duygu dolu anlattı bana. O kadar duygulandım ki neredeyse ağlayacaktım.

Okul değiştirmek ne Ali ne de benim için kolay olmuştu. Bendeki sıkıntı, yıllardır doğru bildiğim bir düşünce kalıbını değiştirmenin zorluğundan, bir de tabii kendi konfor alanımdan dışarı çıkmaktan kaynaklanmıştı. Ben bu değişimi sindirmeye uğraşadurayım, Ali yeni okulunda aldı başını gidiyor! Hoplaya zıplaya, neşeyle, keyifle…

Dipnot: Ali Aksun ismi uydurmadır. Hikâyedeki çocuk oğlum Barış’tan başkası değil. Önyargısız okumanız için ismi değiştirdim. Anneler söylendiği gibi her zaman her şeyin doğrusunu bilmez. Ancak algılarımızı açmak, düşüncelerimizi dogmalaştırmamak, gerektiğinde onları değiştirmekten korkmamak çocuklarımızı daha iyi bir gelecekle buluşturabilir.
* Michael Shermer, “İnanan Beyin”, Alfa Yayınevi

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

6 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Sevgili Gülüş, okulla ilgili hemen her yazını takip ediyorum, bu yazıyı da şaşırtıcı finaliyle çok beğendim =)
    Etiketlerden nefret ediyorum. Etiket herkesin üzerine yapışır, ama bir çocuğu daha çok inandırır. Bir çok psikoloji teorisinin ortak varsayımına göre üzerimize yakıştırılan bir etikete inanmamız ve onun yönünde davranmamız ve bu davranış kodunu kişiliğimize ekleyivermemiz an meselesi. Çünkü belirlilik arayışında olan zihnimiz, eğer karşılaştığımız durumla baş etmemizi de kolaylaştıracaksa, etiketi hemen kabulleniveriyor.
    Kızımın yeni başlayan okul serüveninde de o da yedi hemen damgayı! Anaç Asya! Belki ben radikal feministim ve kızımın anaç felan olmasını istemiyorum! Ama kimin umurunda =)

    • 😀 Elçincim, öğrenci velisi olmak anne olmaya benzemiyor, yeni yeni bilgiler hatmememiz gerekiyor. Bu başka bir maç. Yeni yeni enerjiler depolamamız lazım. 😉 Hepimize kolay gelsin!

  • Eğitimciler sevgi ve ilgi ile çocukların duygularına inmeyi başarırsa onları kazanır çocuk eğitimcisine güvenir ve inanır böylece öz güvenlerini artırırmış olurlar. Çoğu aile çocuklarının kazanmasını ayakları üzerinde durmasını ister ve destekler. Eğitimci gözlem yapıyorum diyerek çocuğa etki etmez ise sorumluluk almak istemediğinden dir. Dersimi verir çıkarım fikri ile sabit, verimsiz bir eğitim sonucu çocuk kaygılı ortamla tanışır. Böyle eğitimcilerle hiç karşılaşmamayı diliyorum.
    Bende bir aydır Aliciğimle birlikte hemen hemen aynı sorunları yaşıyorum. İki yıldır aynı okuldayız geçen yıl benzer sorunlar yaşadık bu yıl isteklerimi okula yazı yazarak iletiyorum Duygusal çocukların sevgi, ilgi, dokunarak desteklenmesi gerektiğini her defasında aktarıyorum. Aldığım cevap, “Ama onlar seneye ilk okul olacaklar şimdiden hazırlamak gerekiyor sonra zorluk yaşarlar, biz gözlem yapıyoruz dokunmuyoruz, akademik takvime yetişmeye çalışıyoruz” bende daha 5,5 lar acelemiz yok çocukları yıpratmayalım okuldan soğutmayalım diyorum. Konuşmalar havada kalıyor. Bu durumda önerinize ihtiyacım var. Evimize en yakın ve iyi bir okulda okuyorlar. Ana okul öğretmenlerinin katı tutumları beni sitrese sokuyor.

    • Nermin hanım, zurnanın zırt dediği yer tam orası: İLKOKUL.

      Psikiyatristin bana net bir şekilde ifade ettiği şu: İlkokul akademik başarıya koşma yeri değil. İki fonksiyonu var: Çocuğa okulu sevdirmek + “Yapabilirim” duygusunu oturtmak.
      Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

  • Merhaba,yine keyifli bir yazi;)
    Benim oğlum da okulun 3.haftasında ,kendisine ulaşamayan öğretmeni sonucunda “yaramaz” olarak damgalandı. 1. SınıFI Pedagog – öğretmen – rehberlik öğretmeni arasında geçirdik. Öğretmeni ilaç kullanmaya bile yönlendirdi. Şimdi 2.sınıfta oğlum.Devlet okulunda ve okul değiştirmeye cesaret edemedik.Ya gidecegi okulda da ayni seyleri yasarsa diye korktuk.Her gün aynı şeyleri duymaya devam ediyorum ” oturmuyor ,susmuyor,yazmıyor…” Galiba değişiklik yapmak bu eziyetten daha iyi olacak!

    • Çok büyük ihtimalle. Naçizane önerim, değişiklik yapmak için ilkokul son sınıfı beklememeniz. Çünkü çocuğun okul ile ilgili algısı ilkokulda şekilleniyor. Yani “ilkokulu devlet okulunda okusun ortaokulda özele veririz” demek yerine “ilkokulu özelde okusun” demek belki daha bile sağlıklı olabilir. Bu da ayrı bir tartışma konusu olsun 🙂
      Oğlunuzu anlayan bir okul bulmanızı yürekten diliyorum.