Bebek Hamilelik & Doğum Kategorisiz Lohusalık

Emzirmenin pratik yolu: “Hand free” emzirmek

Emzirme işkenceye dönüşmesin! "Biyolojik emzirme" doğanın perspektifiyle bakan ve bu doğrultuda geliştirilen bir bir yaklaşımdır:

Danışmanlık verdiğim çoğu annenin şu tip yakınmalarını duydum: “Kolum yoruluyor, el bileğim ağrıyor”, “bebeğim iri, tutamıyorum”, “göğüslerim normalden büyük, emzirirken güçlük çekiyorum”, “meme ucum çatladı, sanırım yanlış pozisyonla emziriyorum”, “bebeğim memeyi tam kavrayamıyor”, “bebeğim memeyi reddediyor”, “emzirirken boyun ve sırt kaslarım tutuluyor” vs… Halbuki hep söylüyorum, emzirme anne için bir işkence olmamalı, tam tersine bebeği ile geçireceği en özel ve keyifli anlardan biri haline gelmeli…

Emzirme tekniği ya da doğru emzirmede en önemli nokta, annenin rahatı! Sonra da bebeğin rahatı… Güzel, dinlendirici bir müzik, cep telefonu, radyo ya da televizyonun gürültüsünden uzakta, sakin, huzurlu bir ortamda bir annenin bebeği ile baş başa kaldığı en özel anı olmalı… Böylelikle sevgi hormonu olan oksitosin salgılanacak ve sütü depolayan hücrelerin kasılmasını sağlayarak, sütün bebeğin ağzına ulaşmasına yardımcı olacaktır.

Yukarıda bahsettiğim tüm yakınmalar için ise; Suzanne Colson tarafından ebelikte doktora tezi olarak yapılan “Biyolojik Emzirme”yi öneriyorum. Doğadaki memeli hayvanların emzirme davranışları gözlenerek geliştirilen ve adını buradan alan biyolojik beslenme, bebeklerin içgüdüsel olarak geliştirdiği emzirme davranışı üzerine temellenir.

Biyolojik beslenme emzirme sürecine “doğa”nın perspektifiyle bakan bir yaklaşımdır ve bu doğrultuda geliştirilen bir felsefedir. Bu felsefe insan yavrusunun memeyi bulma, emme ve beslenme yeteneği ile doğduğuna inanır. Colson tez çalışmasında 40 emziren anne-bebek çifti ile arkaya yaslanarak emzirmenin 20 kadar ilkel yenidoğan refleksinin (arama, emme, yutma gibi) ortaya çıktığını ve bu reflekslerin emmeyi kolaylaştırdığını kanıtlamıştır. Colson biyolojik beslenmeyi “çoğu annenin bebek doğar doğmaz içgüdüsel olarak yapmayı istediği tutuş ve kucağa alış” şeklinde tanımlar. Biyolojik Beslenme, sadece özel bir emzirme pozisyonu değildir. İki insanın bedenlerinin tümüyle birbirini tanıma deneyimidir.

Anne “Arkaya yaslanarak” emzirir. Televizyon izlerken aldığımız pozisyona benzer (resimdeki gibi). Bu pozisyonda anne uzun saatler boyunca bebeğini sırt ve boyun kaslarında herhangi bir ağrı olmadan emzirebilir. Bebek annenin karnında, mümkünse her ikisi de çıplak, mümkün değilse bebeğin elleri annenin tenine dokunacak şekilde çıplak olmalıdır. Pozisyonun sağladığı en önemli avantajlardan biri, anne karnına yerleştirilen bebek yer çekiminin etkisi ile tamamen memeye yapışır, kavrar, böylelikle tutuş tekniğinden kaynaklı meme başı çatlakları önlenmiş olur.

Diğer önemli avantajı, göğüsleri büyük ya da bebeği iri olanlar için bu pozisyonda memeyi ve iri bebeği yönetmek kesinlikle çok daha basittir.

Memeyi reddeden bebekler için ise idealdir. Çünkü Suzanne’ın tezinde kanıtladığı üzere, bebeğin bu pozisyonda doğuştan getirdiği ağzını açarak aranma, emme, yutma gibi refleksleri ortaya çıkar. Çoğu danışanımda, bebeğin kendiliğinden memeyi kavradığına tanıklık ettim.

Pratik hayattaki en önemli avantajı ise; annenin bir elinin tamamen serbest olmasıdır. Böylelikle anne diğer eli ile suyunu içebilir, bebeğinin başını okşayabilir, atıştırmalıklardan yiyebilir.

Biyolojik beslenme, Uluslararası Emzirme Danışmanları Derneği (International Lactation Consultant Association) tarafından sıklıkla tavsiye edilmektedir. Ayrıca pozisyon, bebeğinizle uzun uzun bakışmanıza da imkan sağladığı için vazgeçilmezlerinizden olacağına eminim.

Bu pozisyon hakkında görüntülü detaylar almak isterseniz: Youtube’a “laid-back breastfeeding” diye girmeniz yeterli… İşte bir örnek https://www.youtube.com/watch?v=Wj5HHGa7I2M

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız