escort bayan istanbul escort mersin escort mecidiyekoy escort halkali escort bahcesehir escort beylikduzu escort bakirkoy escort porno izle porno sex hikayeleri

Eğitim Gülüş'ün Köşesi

Doğal Bilimler, niteliksiz eğitimin gerçek ilacı olabilir mi?

Doğal Bilimler eğitimi alan bireyler, hayatlarında almaları gereken etik tutumları kendi kendilerine tanımlayabilirler.

Geçtiğimiz yıl ilk kez çocuklarımla Brüksel’e gitme şansım oldu. Orada ilk gidilecek yerler arasında, eski lisemin hemen arka tarafında yer alan Brüksel Doğal Bilimler Müzesi var. Müze, ‘tarih öncesi tarih’ ağırlıklı olmak üzere dinozorlar, soyu tükenmiş ya da tükenmekte olan hayvan türleri, türlerin evrimi, biyolojik çeşitlilik ve daha birçok farklı alanda uzun bir seyir zevki sunuyor.

İçeri girince çocukları özgür bıraktım. Serbestçe dolaşmalarını, sessiz ortama saygı göstererek parmak ucunda koşuşturmalarını izlemek çok keyifliydi. Hemen ertesi gün Le Monde gazetesinde müzenin sorumluları tarafından yayınlanan bir makaleye denk geldim. Anlatmak bugüne nasip oldu.

Makalede gericilik dalgasına karşı Doğal Tarih öğretmenin önemi anlatılıyor. Bilgi çağında olmamıza rağmen yozlaşmayla mücadele ediyor olmamız üzücü. Bu durumun kaynağı olan “gerici-ilerici” kutuplaşmaları bizim ülkemizde trajikomik tartışmalara sebep oluyor ama, sorun sadece Türkiye’mizi kapsamıyor. Gerçek olamayacak kadar kötü gelişmelerden biri, geçtiğimiz yıl ABD başkanının “iklim değişikliği diye bir şey olmadığına” kanaat getirerek Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekilmesi idi. Gerici düşüncelerin uygulanmaya konulması, her uyruktan ve her seviyeden insanı zor durumda bırakıyor.

Doğalbilimci Bruno David ve paleontolog Philippe Taquet makalelerinde gerilemeye sebep olan, mantıkla açıklanamayan düşünce ve davranışlarla baş edebilmek için Doğal Bilimler eğitiminin önemini anlatıyorlar.

Doğal bilim dalı madensel, bitkisel ve hayvansal yaşamların bileşenlerini olduğu gibi, insanlardaki farklılıkları da hem biyolojik hem sosyal açıdan gözlemleyip karşılaştırmaya teşvik eder. Zamansal ve mekânsal sınırları aşarak dünyamızın ve yaşamımızın gözlemlenebilen geçmişini incelememizi, değişim süreçlerini takip etmemizi sağlar. Ekosistemlerin karmaşıklığını ve doğal çeşitliliğin tehdit altında olduğunu fark etmemize, insanın yeryüzündeki yeri üzerine düşünmemize imkân sunar. Bunları öğrenen bireyler, hayatlarında almaları gereken etik tutumları kendi kendilerine tanımlayabilirler.

Karşıdakine söz hakkı tanımayan, sunulan fikri tartışmayı değil savunmayı buyuran bir eğitim ile bırakın fikrimizi ifade etmeyi, fikrimizin ne olduğunun bile farkına varamayız.

Bunları okurken Türk okullarında gözlemlediğim etik eğitimi geldi aklıma: “Sınıf arkadaşlarımızla ilişkimizde neden anlayışlı davranmamız gerektiğini anlatınız” diyor ödev başlığında. Karşıdakine söz hakkı tanımadan bir sayfa yazı isteyen, sunulan fikri tartışmayı değil savunmayı buyuran bir tutum. Ve bu tutum, tüm sisteme yayılmış. “Sınıf arkadaşlarınızla ilgili ne hissediyorsunuz, sorunlarla nasıl baş edebiliyorsunuz?” diye ucu açık soru yok. Varsa yoksa, “Şunun neden iyi olduğunu söyle bakiim, bunun neden kötü olduğunu söyle bakiim”… Bu yaklaşımla insanlar bırakın fikirlerini ifade etmeyi, fikirlerinin ne olduğunun bile farkına varamazlar. Zannederler ki kitapta yazan, onların fikri (savundular ya!)

Temeli gözlem eylemi üzerine kurulu olan Doğal Bilimler eğitimi ise kanıt aramadan, incelemeden, eleştirmeden sunulan (dogmatik) bilgiyi reddetmeyi, bunun yerine olanları dikkate almayı öğretiyor. Mantığı kullanmanın önemini fark ettiren bu eğitim dalı, kısa vadede farklı görüşlerle birlikte yaşamayı öğretirken, uzun vadede yurttaşlar arasında eşitliğin sağlanmasını da garantilemiş oluyor.

Şimdi hakikaten merak ettiğim için soruyorum ve tartışabilirsek çok sevinirim: Bütün o soru bankaları değişmeden Türkiye’de hangi sınıftan itibaren veya hangi okulda böyle bir yaklaşım benimsemek mümkün olabilir?

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız