Gülüş'ün Köşesi Hamilelik & Doğum Lohusalık

Blog açacak anne babalara tavsiyeler

Dünyaya araladığınız o pencerenin kontrolünü kaybetmeyin!

BloggerBir blogger anneye neden blog açtığını sorduğunuzda, gülümseyerek “Yakınlarım bebeğimizi takip edebilsin diye” diye cevap verebilir. Bu cevap, gerekçenin sadece bir kısmıdır aslında. Gerçekte bir blog sadece akrabalarımızın bizden haberdar olması için açılmaz: Tanımadığımız insanların da bizi fark etmesini, okumasını, yazdıklarımızla ya da hayatımızla ilgilenmesini, beğenmesini, hatta bize destek olmasını isteriz. Öyle olmasaydı günlük tutmakla yetinirdik, ya da e-mail atmakla… Blog açmak, aslında dünyaya açılmaktır. Ancak dünyaya araladığımız o pencere bir rüzgârda sonuna kadar açılabilir, kontrolsüzce genişleyebilir ya da tıpkı filtreli camların yaptığı gibi, bizi maskeleyerek olduğumuzdan farklı gösterebilir. O halde bir anne ya da baba blog açarken, arzuladığı (ve sadece arzuladığı) etkiyi yaratabilmek için bazı konular üzerinde enli boylu düşünmelidir. Bu güne dek edindiğim tecrübeler doğrultusunda işte geleceğin blogger annelerine önermek istediklerim:

1. Primum Non Nocere (Önce Zarar Verme)

 blog1Çocuğunuzu ne kadar göstereceğinize karar verin

İnternet uyuyan, oturan, tuvaletini yapan, diş çıkaran, yemek yiyen, hasta, ağlayan, şaşıran bebek fotoğraf ve videolarıyla dolup taşıyor. Bu fotoğrafların güvende olduğundan emin olamazsınız. Bir gün bir başkasının çocuğuymuş gibi gösterildiğini, bir porno sitesinin sayfasını süslediğini ya da bilmediğiniz başka işler için kullanılmış olduğunu fark edebilirsiniz. Öte yandan, çocuğunuz bizzat kendisi “falanca” fotoğrafını internette paylaştığınız için isyan edebilir. Ve bazı veriler “çocuk istismarı” sınıfına girer! Bu gerçeği bir gülümsemeyle geçiştirmeniz hoş olmaz: Çocuğunuz, bir başkasına saygı göstermeyi sizden öğrenecektir ne de olsa. O halde ona örnek olmanızda ve özel hayatınız nerede başlıyor, utanma duygusu ne zaman baş göstermeli, hesaplayarak ilerlemenizde fayda vardır.

blog2Sizin doğrunuzun bir başkasının doğrusu olmayabileceğini hatırlayın

Her yöntemi denediniz ve sonunda bebeğinizin uyku eğitimini “X” metoduyla vermeyi başardınız. Sizce “doğru” metot budur. Ancak bu başarının arkasında başka parametreler olmadığından nasıl emin olabilirsiniz? Doğru zaman, doğru yer, doğru ruh hali, doğru yaklaşım, dahası doğru bebek ve doğru anne… Bu parametreleri bir kez daha sınamanız mümkün olmayacaktır. Eşini yeni kaybetmiş bir annenin stresli bebeğine verilecek eğitim bu değildir, ya da saatlerce yatağın başucunda sabredemeyecek bir anne, beceriksiz ilan edilemez. Hikayelerinizi anlatırken ilham vermeniz son derece yardımcı olacaktır ancak uzman ağzıyla konuşmanız, analitik düşünemeyen sayısız anne için tehlike arz eder.

blog3Çocuğunuzun sıradan olma hakkını elinden almayın

Blogger annenin çocuğu daha akıllı, daha temiz, daha şık, daha dürüst, daha doğru olmak zorunda olmamalıdır. Çocuğunuzun şımarma, hata yapma ve mızmızlanma hakkını kendi imajınızı zedelememek adına elinden almayın. Ona etiketler, özel yetenekler biçmeyin. Çocuğunuzu büyütmeyin, kendinizi büyütün.

2. Başkası olma kendin ol

blog4Yazılarınız alıntılardan ibaret olmasın

Misal, İngilizce biliyorsunuz ve annelere güzel tavsiyeler bulduğunuz kaynaklarınız var. Onları çevirip çevirip yayınlamak için vaktinizi harcamayın. Bugün değilse yarın, bunu bir başka site de yapacaktır, üstelik sizden daha fazla çevresi ve parası varsa, sizin siteniz hızla eskiyecektir. Eğer başka hiçbir yerde olmayan şeyler verebilmek istiyorsanız, başka kimsede olmayan şeyleri kullanın: Kendi kelimelerinizi ve kendi deneyimlerinizi.

3. Aş kendini!

blog5Kendinize muhalif olun!

İşte en sevdiğim öneri! Eğer bir fikir üzerinde hisleriniz gerçekten çok güçlüyse, misal, Tracy Hogg’un dünyanın en iyi uyku eğitim metodu olduğunu düşünüyorsanız, bunu yedi kıtaya ilan etmeden (ve belki de rezil olmadan) önce şeytanın avukatını oynayın: Karşıt düşüncede siteler, kitaplar arayın, görüşler okuyun. Bazı insanların neden onun harikulade metotlarıyla barışamadıklarını, onlarla empati kurarak anlamaya çalışın. “Anneliğin Ötesinde” kitabımın ortaya çıkması, tamamen bu yaklaşım sayesinde olmuştur: Bana çok mantıklı gelen bazı yaklaşımlara neden şiddetle karşı çıkıldığını bana gönderilen kaynaklara bakarak, önerilen kitapları ve daha fazlasını okuyarak, her bir düşünceyi kendi uzmanına danışarak öğrendim. Nihayet başım dik arkasında durabileceğim görüşler edindim ki, bu da bir blogdan fazlasını yazdırdı bana.

blog6Bir değil, birkaç uzman danışmanınız olsun

Çocuğunuzu sadece organik ürünlerle mi büyütmek istiyorsunuz? Organiği savunan bir uzmanın yanı sıra, farklı düşünen bir uzman da bulun. Her ikisini anlamaya çalışın. Mümkünse birinin söylediğini diğerine sorun. Böylece iki uzmanın göstermek istediği ortak mantığı keşfedersiniz. “Doğru” muhtemelen ne bir uçta, ne diğerindedir. Ne kadar farklı görüş öğrenirseniz, kendinizi ve hayatınızı da o kadar esnetebilirsiniz.

blog7Sizden farklı düşünen bir çevreniz olsun

Elbette sürekli sizi alkışlayan bir çevreniz olduğunda mutlu olursunuz, gururunuz okşanır, gittikçe daha cesur, daha büyük hissedersiniz kendinizi. Ama bu tehlikelidir. Sizi alkışlayan küçük grubun dışındakiler bloğunuza uğramaz bile. Siz de kendi küçük dünyanızda sıkışır, sıkışır, daralırsınız. Bir problemle baş başa kaldığınızda çözümü kendi doğrularınızın dışında bir yerde aramak aklınızdan bile geçmezse, probleminiz yaşamınızın daimi bir parçası oluverir. Kendinizi alkışlar arasına hapsetmeyin, dünyanın kalanını görmeyi reddetmeyin…

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız