Çocuk Sağlığı Editörün Seçtikleri Eleştiri Gülüş'ün Köşesi Güncel Gündem Otizm Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik

Benim aşımla dağdaki çobanın aşısı bir mi?

“Sosyal medya üzerinden bir araya gelen aileler, hastalıkları kontrol altına alıp, bağışıklık kazandıran aşıyı tavsiye etmeyen doktor isimlerini birbirleriyle paylaşarak tıp yerine hacamata övgüler yağdırıyor. Aşıyı reddeden ailelerin sayısının gün geçtikçe artmasının yanı sıra aşının tıbbi ve hukuki zorunluluk olmadığını öne sürenler, sosyal medya üzerinden bir araya gelerek örgütleniyor.”
(Cumhuriyet)

Bu aralar her gün bir gazete okuyorum. Ve her gün, yeniden, aşısızlık sorununun ortaya koyduğu yeni bir kötü haberle karşılaşıyorum. Çünkü kırmızı alarm var: Aşısızlık sonucunda kökü kazınmış ölümcül hastalıklar yeniden hortlamış!

“AMERİKA, kızamık salgınıyla boğuşuyor” diyor NTV.
“AVRUPA’da kızamık hastalığı yayılıyor” diyor BBC. Afrika, Suriye ve Afganistan’dan mültecilerin yasadışı giriş yaptığı Avrupa ülkelerinde son altı ayda 41 kişi kızamıktan ölmüş. Kızamık gibi çocuk felci, difteri, tetanoz gibi hastalıkların da görülme oranının artması gündemde. Menenjit sonrası beyin enfeksiyonlarından, az gelişmiş ülkelerde görülen bebek ölümlerinin artmasından ayrıca bahsediliyor.

Şimdilerde uzmanlar, TÜRKİYE’yi korkulu gözlerle gözlemliyorlar. Neden mi?

Çünkü bugün TÜRKİYE’de 1.3 milyon göçmen çocuk var. Geçim derdinde olan anne babaları, aşı konusuna öncelik vermiyor. Bu yüzden de 1998 yılından veri görülmeyen çocuk felcinin, Suriye’den gelen sığınmacılar nedeniyle tekrar risk kapsamına alınması söz konusu.

Göçmenlerden bana ne” diyorsanız, şimdi size çok kötü bir haberim var. Yanıbaşınızda yaşayan bu çocuklar, sizin çocuklarınız için de tehdit.

Raporlar, aşısız çocukların diğerleri için tehlike oluşturduğunu söylüyor. ABD’de birbiriyle oynamak isteyen çocukların anneleri artık birbirlerine “çocuğunuz aşılı mı?” diye sormaya başladılar. Çünkü aşısız çocukların, aşılı çocuklarla oynamasına izin vermek istemiyorlar!

Peki, şimdi bütün suç mültecilerde mi?
“Hepsini kapı dışarı edelim!” demekle çözüm bulmuş oluyor muyuz?

Üzgünüm, boşuna ırkçılık yapmayın, radikal yaklaşımlar çözüm olmayacak. Çünkü aşı, sadece kendi vatandaşlarımız arasında bile, kimileri son derece eğitimli olan fakat risk değerlendirmesi yapmayı bilmeyen 23.000 aile tarafından reddedilmekte!

Aysun Kayacı, bilinçli seçmen ile cahil seçmeni kastederek “Benim oyum ile dağdaki çobanın oyu bir mi?” diye sorduğunda “maalesef evet” diye cevap vermemiz gerekmişti. Şimdi, Suriyeli çocuğun sağlığının bizim çocuğumuzun sağlığı ile “bir” olduğunu anlamak zorundayız.

Aşı konusunu Anneliğin Ötesinde kitabımda araştırmıştım, Annelik Haritası’nda aşısızlığı konumlandırarak yarar-zarar dengesini değerlendirebileceğinizi düşünüyorum. Her halükarda anne-babalar olarak konuyu en sağlam kaynaklardan öğrenme yükümlülüğümüzü yerine getirmek zorundayız. Bu da, sansasyonel D&R kitaplarının ötesine geçmeyi, “alternatif” değil güvenilir bir uzmana danışmayı, yarar-zarar dengesini sağlam biçimde değerlendirmeyi gerektirecek.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız