Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

Ben diline uzanan diller

Ben dili kullanmak, çocuklarımla iletişimimi sağlıklı biçimde yürütmem için yeterli mi? Değil...

dil1Hani diyoruz ya, anne baba olmak için ehliyet almalı. Peki ama, bu ehliyetin kurslarında neler öğretilecek, dersiniz? Liste şöyle mi:

Ehliyet kursunda öğretilecekler:

– Doğuma hazırlık
– Emzirme ve sağlıklı beslenme
– Uyku ve tuvalet eğitimleri
– İletişim

Evet ama, yaşadığımız devirde bir gün öğrendiğimizi ertesi gün yanlış biliyoruz. Biri “A iyi, B kötü” derken, diğeri “A kötü, B iyi” diyor. Sonunda ehliyeti yırtma noktasına getirirler sizi! Mesela dördüncü madde, iletişim konusu… Daha geçen hafta, 23 Eylül Çarşamba günü, Ayşe Arman’ın yazısında şöyle bir paragraf vardı:

ayse-arman-23eylulcarsamba

İşte doğru bildiğimizi yalanlayan sayısız yayından yalnızca biri. Üstelik ilk bakışta kulağa mantıklı geliyor. “Ben dili kullanınca çocuk kendi duygusunu değersizleştiriyormuş”. Sonuç olarak ben dili kullanmaktan kaçınmalıymışız.

dil4Edindiğimiz ya da edinmeye çalıştığımız bir meziyetin birden bire yanlış olduğunu söyleyen haberler insanı başlangıç noktasına geri döndürüyor gibi. Yani biz yine “Çocuk Kitaba Uymaz” dönemine dönüyoruz,  yine “Doğal Olan Doğru Olandır”a dönüyoruz, öyle mi? Hımm. Ben, ebeveyn ehliyeti almak için başka türden bir kursa gitmeyi önerebilirim. Doğuma hazırlık, emzirme, iletişim falan ikinci planda. İzninizle listeyi güncelliyorum.

Ehliyet kursunda öğretilecekler:

– Mantık kurmak
– Bilgiyi eğip bükmeden, doğru anlamak
– Eleştirel ve analitik düşünmek

Evet, hem kendi ruh sağlığımız, hem de çocuğumuzun sağlığı için en gerekli şey, aklı başında bir anne baba!

dil5Haydi düşünelim: Ben dili dediğiniz şey, bir cümle kurma tekniği. Karşı tarafı savunmaya geçirmeden sıkıntıyı iletmek için öneriliyor. “Sen bana böyle yapıyorsun” demek yerine “Sen öyle yaptığında ben böyle oluyorum” demek için. Burada amaç ne? Yaşadığınız duygudan karşı tarafı direkt sorumlu tutmadan, suçlamadan, ona saldırmadan konuşabilmek. Doğrusunu isterseniz günlük hayatımda çocuklarımın bana karşı savunmaya geçmelerini defalarca önlediğini gördüğüm bir yöntem:

“Oturduğum koltukta yemek kırıntıları bulmak beni son derece rahatsız ediyor!”
“Görevliyle danışırken kolumun çekiştirilmesini istemiyorum!”

Sadece bu değil, çocuğumun yapmasını istediğim şeyleri de bu şekilde söyleyebiliyorum ona:

“Kibarca konuştuğun zaman sana yardım etmek benim için zevk oluyor!”

Ama ben dili kullanmak, çocuklarımla iletişimimi sağlıklı biçimde yürütmem için yeterli mi? Değil: “E kırıntılardan rahatsız olma anne sen de?” deyiverir laf altında kalmayan bir çocuk (mesela benim cin kızım).
Bir problemin açmaza girmeden çözülmesi için ben dilinden çok daha fazlasına ihtiyacım var! Demek ki ben dili, problemi ifade etmekte yardımcı oluyor ama onu çözmek için yeterli değil. Peki bu, ben dilinin gereksiz ya da zararlı olduğunu gösteriyor mu?

dil3Faber ve Mazlish’e göre ebeveynlerin en sık yaptığı 10 iletişim hatasından biri -ki ben dili bu hataları bertaraf etmek için başvurulan tekniklerden yalnızca biri- kurban rolü oynamak:
Beni üzüyorsun”, “Beni öldürecek misin sen?” gibi cümlelerle çocuğun kendisine zarar verdiğini ima etmek, pek çok annenin -bazen bilerek bazen istemeyerek- başvurduğu ve birçok yetişkini hala olumsuz etkisi altında tutan bir yöntem. Arman’ın yazısında örnek verdiği “Dersini yapmıyorsun, üzülüyorum” cümlesi, kendini acındırma politikasının ben diliyle ifade edilmiş hali. Yani çocukta suçluluk duygusu uyandırabilecekken ben dili ile etkisi azaltılmış bir ifade. Burada “Çocuk kitaba uymaz”cıların ve “doğalcı”ların ürettikleri tüm mantık hatalarına rağmen haklı olduğunu düşündüğüm bir söylemleri var:

Çocuğun da kendi karakteri, kendi beyni, kendi mantık süzgeci var. Ona da güvenmek gerek!

ben2Mesela “üzülüyorum” diyecek olursam “E üzülme sen de?” der bana benim cin kızım… Yani zararlı olabilecek ama ben dili ile etkisi azalmış bu cümle, aslında bir çocuğun karşılayabileceği büyüklükte bir top. “Yeterince İyi Ebeveynlik” de böyle bir şey değil mi?

Ayşe Arman’ın örneklerine dönecek olursak “Bu kadar bilgisayar karşısında olma, üzülüyorum” söylenebilecek en etkili söz değil ama, en kötüsü de değil. Gündelik hayat içinde ben dili, zarar verebilecek cümleleri pekâlâ hafifletebilir.

Ama çocuğa sözünüzü dinletmekten bahsediyorsanız eğer, işte orada başka şeyler konuşmalıyız. Zira çocuğun ders yapma motivasyonu annesinin üzülmemesi olacaksa eğer, işimiz çok!

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Sevgili Gülüş, harika bir yazı olmuş, birisi kafamdakileri yazdı dedim okuyunca =) Minicik bir şey eklemek istiyorum. Kullandığımız dilde kaçınmamız gereken bir diğer şeyin ise şartlı cümleler olduğunu düşünüyorum. “Eğer böyle yaparsan, o oyuncağı kesinlikle almayız” vs. gibi. Her hangi olumlu davranışa karşı içsel motivasyonu beslemek yerine köstekleyen ve tamamen başkaları için olumlu bir şeyler yapmaya yönlendiren “zararsız!” tehditler! Gerçi bir arkadaşım da bana “Elçin şart kipi yok, üzme demek yok, yapma dersen yapıyor, atma dersen atıyor, sevince şımarıyor, kızınca kötü oluyor, ne diyeceğiz biz bu çocuklara” demişti =)

    • Elçincim, bir konu uzmanı olarak yorumun beni çok mutlu etti. Umarım başka anne babaları da düşündürebilirim. Senin bahsettiğin şartlı cümleler başlı başına bir yazı konusu bence. Bekleriz, diyorum 😉