Çocuk Dünyadan Esintiler Kategorisiz

Yüksek EQ’lu çocuk yetiştirmek – 4

Çocuğumuzun kendi iç dinamiğini keşfetme imkanı sunmanın yolları:

girl-933644_640En çok yakındığımız konulardan birisi çocuklarımızın konuşma becerisidir. Kimimiz bizimki çok erken konuştu diye övünür, kimimiz benimki geri mi ne hiç konuşmuyor diye tasalanıyor. Ne övünün, ne tasalanın. Gelin bu işin doğrusunu Shapiro’dan dinleyelim:

“Başkalarıyla geçinmekte sorunları olan bir çok çocuk yaşına uygun konuşma becerilerinden yoksundur. İhtiyaçlarını başkalarına iletmekte sorun yaşar ve başkalarının istekleriyle ihtiyaçlarını anlamakta zorlanıyor gibi görünür.

Çocuklar sosyal iletişim becerilerini ilk önce aileleriyle yaptıkları konuşmalardan öğrenirler.”

Her şeyin ucu aileye dokunuyor, amma da zor işmiş yahu! Diyenlerinizi duyar gibiyim. Evet işin aslı çok zor ama bizim kontrolümüzde olması, doğru yönlendirdiğimizde çok şey kazanabileceğimiz gerçeğini de beraberinde getiriyor. Çocuklarınızla konuşun, bol bol kitap okuyun, ne olursa olsun zarar görecek, incinecek diye sosyal ortamlardan çekmeyin. Ben ikizlerimi dünyaya getirdiğimden beri çantalar elimde, bağrış çığrış geziyorum. Zor olmadı mı? Hiç olmaz mı? İkizler 9 aylıkken Antalya’ya gitmiştik, doğduğuma doğacağıma pişman oldum, 3 numaraya hamile iken hamile hamile ikiz çocukla gezdim, yine soğuk terler atmaktan geri kalmadım. Ama hiç şuraya da gitmeyelim demediğimden, çocuklar her türlü sosyal ortama alıştılar. Şimdi tvlerde heybesi sırtında çoluk- çocuk dünya turlayan ebeveynleri görünce aileden birini görmüş kadar seviniyor olmam bundandır sanırım. İnsanoğlu sosyal bir varlık, ellemeyin, bağırıp çağırsınlar, sizi delirtsinler, ama yine de gidin gezin, gidip gördükleriniz, çocuklarınızın deneyimledikleri de yanınıza kar kalır benden söylemesi…

Mizaçlarında kıvrak bir mizah yeteneği olan insanları hep sevmişimdir. Ama mizahın üst düzey bir yetenek olduğunu, önemli bir  EQ becerisini ifade ettiğini düşünmemiştim. Shapiro mizah konusunda neler anlatıyor bir bakalım :

“Mizah, çoğunlukla çocuklarda takdir edilmeyen çok değerli bir sosyal beceridir. Ayrıca, çeşitli kişisel ve kişiler arası çatışmaların üstesinden gelmenin bir yoludur.

Çocuklarımızı şakalar yapmaları ve zor durumlarda bile mizahi yön bulmaları için cesaretlendirin. Yaptıkları şakalar hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyleri ortaya çıkarır.

Çocuğunuzda mizah anlayışını teşvik etmenin en kolay ve en etkili yolu, sadece oyun oynamaktır. Çocuklar saçma oyunları, su savaşlarını, hatta arada bir yiyecek savaşlarını çok severler.”

Yapılacak ne çok şey varmış. Çocuklarımın mizahi yönünü güçlendirmek için saçma sapan oyunlar icat etmem de gerekiyormuş. Bir yaşıma daha girdim. Şaka bir yana çocuklarımızın neden bazen saçmaladıklarını şimdi daha iyi anlıyorum. Anlamakla kalmıyor, bunun iyi bir şey olduğunu okumak ayrı bir keyif ve mutluluk verdi. Pekala, mizâhi bir saçmalama yoluna girdiklerinde bir de takdir ettim mi tamamdır bu iş. Gülmeyin, neden olmasın. Hayat o kadar da sert değil, yumuşamak da lazım bazen. Ben hiç yastık savaşı yapmadım mesela, keşke yapsaymışım.

Çocuğunuza her haftasonu bir başka aktivite bulmaya çalışmaktan ziyade arkadaş edinmesi için çabaladınız mı? Bu soruyu sormamdaki neden arkadaş edinmenin bir EQ becerisi olması ve küçük yaşlarda kazanılması gerektiğidir. Çünkü küçük yaşlarda edinilmeyen bu beceri, sonradan kazanıldığında çok daha zor bir süreç geçiriyor. İşte bu yüzden Shapiro, çocuklarımızın arkadaşlarını, arkadaşlık ilişkilerini ciddiye almamız, çocuklarımızın arkadaşları hakkındaki düşüncelerimizi kendimize saklamamız, kendisinin bunu yaşayarak öğrenmesi gerektiğini savunuyor. Haksız mı? Fazlaca burnumuzu sokup, olmayanı oldurmakla meşgul olmaktan ziyade, gözlemci olmayı tercih etmek, onlara rehberlik ederek, arkadaşlık kurmalarını sağlamaya çalışmak daha doğru bir yol olmalı.

“Nedeni ne olursa olsun, sosyal dışlanmaya maruz kalan bir çocuğun mezun olmadan önce liseyi terk etme olasılığı iki ila sekiz kat daha fazladır, ayrıca cezai faaliyetler dolayısıyla tutuklanması ve/veya alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olması, istatistiksel olarak daha olasıdır.”

Ne kadar dehşet verici bir tespit. Çocuklarımızın katıldıkları her hangi bir grupta dışlanmalarının sonucu, inanılmaz veriler içeriyor. Çocuklar grup değerini nasıl anlayıp, buna göre davranabilirler sorusunun cevabı ise yine anne-babaların ve çocukların birlikte katılabilecekleri çeşitli etkinlik gruplarına katılmaktan geçiyor. Çocuklarımızın ilk yer aldıkları grup, aile olduğundan, aile içi bir plan yapılırken onlarla birlikte yapmak, fikirlerini almak, gerekirse onlara bu aile grubumuz içerisinde katılım duygularını artırmak adına belirli roller vermek, grup kavramının yerleşmesinde oldukça etkili olacaktır.

Çocuklarımızı düşünmeye, denemeye sevk etmenin önemini vurgulayan şu cümlelere siz de katılacaksınız diye düşünüyorum:

“ Çocuğunuzun bir sorusunun cevabını hazırlayıp sunmak yerine, kendisinin araştırmasını beklediğimizde, ya da yeni bir bisiklet için doğum gününü veya tatili beklemesini söylemek yerine bir yolunu bulup para kazanmasını istediğimizde, kendi insiyatifine güvenmeyi öğrenebileceği mesajını veririz.”

Elbette ki bahsedilen durumlar, çocuğun yaşıyla doğru orantılı olmalı. 3 yaşındaki bir çocuktan çalışıp para kazanmasını bekleyemeyiz ama kumbara alışkanlığı kazandırarak para biriktirmesini, almak istediği her hangi bir şeyi bununla alabileceğini pekala öğretebiliriz. Bizim ikizlerin kreşinde de bir kumbara kampanyası yapılmıştı. Herkes harçlıklarını biriktirdi ve belli bir tarihte okulda kitap fuarı yapıldı, herkes parasının yettiği kadarıyla beğendiği kitabını satın aldı. Çocuklara kendi çabalarıyla birikim yaparak, istedikleri bir şeyi alabileceklerini gösteren çok güzel bir organizasyondu. Biz de bunu ev kumbaralarına dönüştürerek devam ettirebiliriz.

Çocuklarımızın sorduğu sorulara cevap verip anı kurtarmak yerine, “Bir düşün bakalım nasıl olabilir sence?” ya da “Dene bakalım, eminim cevabını bulacaksın” gibi basit cümlelerle kendi iç dinamiğini keşfetme imkanı sunabiliriz. Çocuklar küçük yaşlarda oldukça sabırsız olabiliyor, sorunun cevabını hemen duymak isteyebiliyorlar ama, biraz sabırla bunun da üstesinden gelebiliriz.

Çocuk eğitiminde uygulanan yöntemleri pekâlâ tartışıp dururken, yaşlarına uygun bir sistemi oturtmak da çok önemli. Çocuğun fiziksel ve ruhsal yaşantısına uymayan yöntemler, üzerine çok fazlaca düşülmüş, çocukları bunaltan, çocukluklarından sıyıran yöntemlerin fayda getireceğini kim söyleyebilir.

“Duygusal zekânın temel önermelerinden biri, öğrenilecek şeyin anlamlılığının, onun gerçekten kavranıp kavranmamasında önemli bir etken olduğudur.” diyordu Shapiro tam da buna ayak basarak.

Peki çocuklarımıza sabırlı olmayı, çok zorda kaldıklarında bu sabrı devam ettirmelerini nasıl sağlayabiliriz?

“Oyunla çalışma arasında tamamen bir orta yol olan hobiler çocuklara sebat etmeyi öğretmek açısından önemlidir. Çocuklarınızı, ilgi duydukları hobileri en azından altı ay sürdürmeye teşvik edin.”

4-5 yaşından sonra çocuklarımızı belli hobilere yönlendiriyoruz, iyi de yapıyoruz. Bir süre sonra sıkıldıklarında, çocuk istemiyor, zorlamayalım diye bu hobilerden el ayak çektiriyoruz. Acaba doğru mu yapıyoruz? Çocuğumuzu yönlendirdiğimiz hobiye karşı yaşının küçüklüğünden kaynaklı sıkılabileceğini göz ardı mı ediyoruz? Onu bu hobiden alıkoymak için ne kadar beklemeliyiz, erken mi davranıyoruz? Kendi açımdan düşündüğümde, çocuklarımı yönlendirdiğim hobilerden henüz sıkılma durumları olmadı diyebilirim, eğer olursa onları teşvik edip bir süre daha gözlemlemek, yaşlarının biraz kemâle ermesini beklemek daha uygun geliyor.

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız