Dünyadan Esintiler Kategorisiz Kitap

Yüksek EQ’lu çocuk yetiştirmek – 2

Duygusal zekanın sadece bir yönüne önem vermeniz, çığ gibi bir etki yaratacaktır!

girl-362932_1920Ebeveynlerin zihinlerinde yer edinmiş bir kavram olan IQ’nun yerini artık EQ’ya bırakmış olduğunu söylemiştim geçen hafta. Bu vesiyle de sizleri Lawrence Shapiro’nun “Yüksek EQ’lu Bir Çocuk Yetiştirmek” adlı kitabıyla tanıştırmıştım. Konuya devam etmeden önce kendimizi nasıl bir ebeveyn olarak görüyoruz, nasıl bir ebeveyn olmalıyız buna bir bakalım:

“Mükemmel ebeveyn diye bir şey yoktur ama bir çok psikolog, çocukları sosyal ve duygusal gelişmeyi sağlayan temel taşlarıyla donatmak için onların ihtiyacı olan şeyleri yeterince karşılayan ve aile dışı gelişimlerini sürdürmeleri için onlara fırsatlar sunan ebeveynleri tarif etmek için” yeterince iyi ebeveyn” terimini kullanıyor.”

Hepimizin arzusudur mükemmel olmak. Hele de konu çocuklarımız olunca. Hem vicdani olarak onlara yetmek adına, hem de sözüm ona gurur duymak adına böyle bir beklenti içerisine girmiyoruz desek yalan olur. Çocuğu sosyal ortama girmek istemesine rağmen, “Sen daha küçüksün onlar sana çarpar, düşürür” diye sosyal ortamdan çeken ebeveynler ortalıkta gezerken, mükemmel kavramı oldukça ütopik olmalı? Ayrıca mükemmel olmak zorunda değiliz, elimizden geleni yapmaya çabalayan, bu yolda yürümeyi hedef gören bir anne olmamız sanırım yeterli.

“… Sözünü ettiğim hemen hemen tüm EQ becerileri birbiriyle bağlantılıdır ve çocuğunuza bir beceriyi öğretmeniz diğer EQ alanlarında da değişikliğe yol açacaktır. Diğer bir deyişle, evinizde duygusal zekanın sadece bir yönüne önem vermeniz, çığ gibi bir etki yaratacaktır. Bir kez başladıktan sonra iyiye doğru gelişmeler sürüp gidecektir.”

Shapiro’nun değindiği nokta tam olarak bir prangaya benziyor. Düşündüğümüz zaman bütün duygularımızın birbiriyle bağlantılı olduğunu görmemiz oldukça kolaydır. Bizi üzen bir konuya çözüm bulduğumuzda nasıl hem iş, hem ev yaşantımız, hem de çocuklarla aramızdaki iletişim olumlu yönde artıyorsa, EQ becerileri de birbirine zincirlerle bağlı bir gelişim bloğu gibi duruyor.

“Bilişsel empati, duygusal iletişim (ağlama gibi) gerektirmez, çünkü bu yaştaki bir çocuk belli etse de etmese de, sıkıntılı bir durumda olan kişinin neler hissettiğine ilişkin içsel bir referans ya da bir model geliştirmiştir.”  diyen Shapiro’ya katılmamak mümkün mü? Sandığımız gibi değilmiş meğer. Çocuklar bizden çok daha yüksek EQ yeteneklerine sahipmişler. O halde bir tık daha özenle davranmamız şart oldu, desenize.

Peki ya kızlar ve erkekler arasındaki farklılıklar neler?

“Genel olarak, erkek çocukları da kızlar kadar yardımseverdir ancak fiziksel yardımda bulunmaya ya da “ kurtarma” türü etkinliklere (başka bir çocuğun bisiklete binmeyi öğrenmesine yardımcı olmak gibi) daha heveslidirler. Oysa kızlar, daha çok psikolojik destek vermeye yatkındırlar (üzgün bir çocuğu teselli etmek gibi).”

Şimdi düşünüyorum da büyük oğlum kırmızı başlıklı kız hikayesinde ısrarla avcı oluyor. Kurt ol ya da kırmızı başlıklı kız ol diyorum, katiyetle reddediyor, başkasının avcı olmasına da izin vermiyor. Karakterinin de getirmiş olduğu naiflikle hep kurtarıcı olmayı seçiyor. Kızım da tabiri caizse “cool” gözükmesine rağmen oldukça anaç. Kardeşlerini üzen her durumda müdahale edip, hemen teselli etmeye çabalıyor. Demek ki altyapısında yaratılıştan gelen EQ özellikleri yatıyor.

“Nezaket ve düşüncelilik çocuğunuzun genetik kodlarının bir parçasıdır, ancak bu özellikler desteklenmezse yok olurlar.”

Bunun genetik olduğu hiç aklıma gelmemişti açıkçası fakat genetik olsa da değiştirilebilir ve geliştirilebilir bir şey olması umut verici. Yani yine iş başa düşüyor. Bizler bazı nezaketsiz tavırları bazen komik zannedip çocukların ağzına dolayıp, hareket ve tavırlarımızla destekliyoruz. Halbuki şaka bile olsa yaptıklarımızın çocuğumuzun beynine nakış gibi işlendiğini unutuyoruz. Yarın olumsuz bir davranış sergileyince de “yemedim, yedirdim, daha ne yapayım ki” deyip işin içinden çıkmaya çalışıyoruz. Üstüne “bizim evde kötü söz söylenmez, ben de babası da gayet kibarız” deyip küfreden çocuğumuzu savunmaya geçiyoruz. Küfredilmeyen bir evde, çocuk küfrü nereden öğreniyor olabilir? Arkadaş çevresiyse değiştirin, TV ise kapatın, siz küfrediyorsanız önce siz kendinizi düzeltin. Bir çocuğa en çok tesir edecek şeyin sizin yaşam tarzınız ve tavırlarınız olduğunu asla unutmayın. Ne ekerseniz onu biçersiniz.

“Çocuğunuzun düşünceli, saygılı ve sorumlu olmasını istiyorsanız yapmanız gereken tek bir şey var: Beklenti çıtanızı yükseltin. Serbest ebeveyn olmak kolaydır. Çocuğunuzun yatağını düzeltmek ya da ev ödevini onun yerine yapmak kolaydır. Ancak daha sorumlu çocuklar yetiştirmek için anne-babaların bizzat sorumlu olmaları gerekir, çocukları şımartmanın onlara bir zarar vermeyeceği düşüncesini kafalarından atarak işe başlayabilirler.”  diye düşünen Shapiro, yetişkin olup annesinin elinden beslenen ebeveynlerimizi görse bir yaşına daha girerdi sanırım. Şımartacaksak, iç dünyamızda çocuklarımıza olan sevgimizi şımartalım, çok sevelim, daha çok sevelim. Ama bunu tadını kaçıracak doza getirmeyelim. Sorumlu olmadan, sorumluluk öğretilmez. Ebeveynlerim sorumluluğu, çocuklarının sorumluluk kazanmasını sağlamaktır. Bizler bunun için ne kadar çabalarsak, çocuklarımıza da o kadar sorumluluk kazandırabiliriz. Sorumluluk sahibi olmalarını sağlamak, onları az sevmek, duygularını kırmak, onlara kıymak değil, tam tersine onları hayata hazırlamaktır.

Haftaya Shapiro’dan örneklerle devam edeceğim…

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için “daha iyisi ne olabilir” e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar… STK faaliyetleri içerisinde… 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız