Dünyadan Esintiler Kategorisiz Kitap

Yüksek EQ’lu çocuk yetiştirmek – 1

Bu yazı dizisi ile duygusal zeka hakkında ufkunuz genişleyecek!

eq-1Ebeveynlerin zihinlerinde yer edinmiş bir kavram olan IQ artık yerini EQ’ ya bırakmış durumda. Küçük yaşlarda çocuklarımızın IQ’sunu ölçtürüp, bir de buna anlam yükleyerek sırtımızda çanta gibi taşıdığımız günlerden geçiyoruz. “Maşallah IQ’su şu kadar çıkmış” diye hararetlenen sohbetlerin içerisinde buluyoruz kendimizi. “Zaten onun babası, dedesi de akıllıydı” diye de devam ettiriyoruz.  Sanki akıllı (akıl ve zekayı aynı şey olarak varsaydığımızı düşünerek konuşuyorum) olmak, hayat içerisinde mutlu olmayla eşdeğermiş gibi. IQ’nuz belli bir seviyenin üzerinde değilse, ne yaşamdan zevk almaya, ne mutlu yaşamaya, ne iyi işler başarmaya hakkınız varmış gibi… Daha doğumdan itibaren çocuklarımızın IQ’sunu geliştirmek için paralıyoruz kendimizi.

Beni de bunlardan biri olarak görenler de vardır belki. 1,5 yaşından beri puzzle, bilimum akıl oyunları, zeka kartlarıyla çocuklarını eğitmiş bir anne olarak, “Kadına bak illa çocuğum akıllı demek istiyor” algısı bile oluşturmuş olabilirim. Aslında zerre kadar ilgilendiğim yok, olmadı bu menem IQ meselesiyle. Baştan beri amacım çocukların zihinlerini açık tutmak, görsel ve algısal durumlarını geliştirmekti. Bakış açılarını değiştirmeye, bakmadıkları yönlerden bakmalarını kolaylaştırmaya, geliştirmeye çalıştım hep. Hem sosyal hem analitik anlamda çok da faydasını gördüm, hala da görüyorum. Peki ya asıl geliştirmemiz gereken ve geri plana atılmış, yeni yeni geliştirme planları filizlenen EQ ile ilgili neler öğrenebilirdim? Biliyordum ki bir çocuğun çok zeki olması, herkesten önce bir problemi çözmesi elbette bir anne için mutluluk verici bir şeydi ama çocuğumu mutlu etmeme, mutlu olmasına yeterli miydi? Asla…

Ben bunları düşünürken elime çok ilginç bir kitap geçti. Kitapta katıldığım ve katılmadığım noktalar olsa da, kendimce uygun gördüğüm noktaları ele almak ve bu konuya bir takım tezatları da içinde barındıran bir kitapla değinmek istedim. Böylece uzun bir yazı dizisi ile konuya giriş yapmış olduk.

Hepimiz IQ’nun kalıtımsal olduğunu yadsıyamıyoruz, bir yerden örnekler bulup, buluşturuyoruz. Peki kalıtımsal bir şeyin getirdiği artılarla övünmek ne kadar doğru? Sizin çok fazla çabanız olmadan, soyağacınızdan zembille inen bu IQ olgusalı bir ebeveyn olarak sizi ne kadar ilgilendiriyor, ilgilendirmeli?

lsaphiro“ Belki de IQ ile EQ arasındaki en önemli fark, doğanın bir çocuğun başarı şansını belirlemeyi bıraktığı yerden devam etmek üzere ebeveynlere ve eğitimcilere bir fırsat yaratan EQ’nun daha az kalıtım yüklü olmasıdır.” diyordu Lawrence Shapiro, “Yüksek EQ’lu Bir Çocuk Yetiştirmek” adlı kitabında ve şöyle devam ediyordu:

“ Birçok sosyalbilimci, günümüz çocuklarının sorunlarının, son kırk yıl içinde sosyal modellerde meydana gelen karmaşık değişikliklere bağlı olabileceğine inanıyor. Bu değişiklikler arasında, artan boşanma oranları, medya ve televizyonun yaygın ve olumsuz etkisi, otorite kaynağı olarak okullara karşı saygı eksikliği ve anne-babaların çocuklarıyla geçirdikleri zamanın azalması da yer alıyor. Bir an için sosyal değişikliklerin kaçınılmaz olduğunu kabul edersek, aklımıza şöyle bir soru geliyor: Mutlu, sağlıklı ve üretken çocuklar yetiştirmek için ne yapabilirsiniz? Bunun cevabı sizi şaşırtabilir: Çocuğunuzun beyninin gelişim şeklini değiştirebilirsiniz.”

Çocuklarımızın beyninin gelişim şeklini değiştirmek, yani IQ’dan nasiplendiğimizi EQ’ ya vermek. EQ’nun önemini anlamaya çalışarak, çocuklarımızın EQ’sunu geliştirmeye çalışmak. Çoğu insan bunu gereksiz ve boş bir iş gibi görmüş olsa da bilim artık EQ’nun, çocuğun hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu günbegün dile getiriyor.

“EQ becerilerinin öğretimi birçok yönden sezgilere ters düşer. Örneğin, bir çok anne-baba çocuklarını üzüntüden korumanın başlıca görevleri olduğunu zanneder. Oysa gerek duymadıkları anlarda çocukları korumak, yarardan çok zarara neden olur.”

İşte Türk annelerine yazılmış gibi duran bir cümle. Shapiro bu kitaptaki örneklemelerde Amerikan ebeveynlerini ele almış olsa da, demek ki bazı konularda kültür farkı çok da fazla olmayabilir ne dersiniz? Her annede içgüdüsel olarak koruma kollama duygusu var, kimisi dozunu az tutuyor, kimisi kaçırıyor, kültürel farklılıklar da buradan doğuyor. Her halükarda aşırı korumacılık çocuğa zarar veriyor. Çekingen ve kendi sorunlarıyla başa çıkmayı bilmeyen, annesi tarafından aşırı korunduğu için oldukça hassas ve hayata karşı güçsüz çocuk profili oluşturuyor. Kaldı ki bazı çocukların, çocuk gibi büyümesine bile izin verilmiyor.

“….Kişiler arası sorun çözme, sebat, sevecenlik ve empati gibi EQ becerileri öğretilebilir ve bu beceriler çocuğunuzun gelecek yıllardaki yaşam kalitesinde bir fark yaratabilirler.”

İşte ilk yapmamız gereken şey de bu. Bunu önce öğrenip, sonra öğretebiliriz. Siz hiç sadece zeki olan insanların mutlu olduğunu gördünüz mü? Ben hiç görmedim. Ama sosyal algı ve empati yetenekleri yüksek kişilerin hem çok daha başarılı hem de çok daha mutlu, ruh sağlığı yerinde, insanlara faydalı işler yapabilen bireyler olduğunu çok fazlaca gördüm. Tek başına hiçbir yetenek ya da duygu yeterli olmuyor. İnsanların insana özgü yönlerini geliştirdiklerinde daha mutlu olduklarını da düşünürsek, hem kendimiz hem de çocuklarımız için EQ hakkında çok şey öğrenmemiz gerekiyor. O zaman sıvayın kolları, öğrenme zamanı. Nasıl öğrenmek gerekiyor, yazının devamında, bekleyin…

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için “daha iyisi ne olabilir” e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar… STK faaliyetleri içerisinde… 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız