Psikolog Yetişkin Psikolojisi

“Yeterince iyi annelik”: Mükemmeliyetçilik ve suçluluk sarmalından kurtulmak

Yeterince iyi bir anne miyim?

mom-1363919_640Dergilerde, reklamlarda yayınlanan anne ve bebek resimlerine dikkat edin: yumuşak renkler, tombul, sakin bebekler, gülümseyerek yavrusunun gözlerine bakan, bakımlı bir anne.

Çocukluğumuzdan beri, medyadaki bu melek gibi bebek ve her şeyi çözmüş, mutlulukla ışıldayan anne resimleriyle büyüyoruz. Anne olmakla ilgili standartlarımız böyle oluşuyor.

Oysa yeni doğum yapan kadınlar, bu süreçte sakin bir mutluluk yerine karmaşa, hatta kaos buluyor. Önceden çocuğu için ve kendi anneliği için hayal ettiği standartları tutturamadığını hissediyor.

Bu yüzden, anneler sürekli bir suçluluk içinde yaşamaya başlıyorlar. Tüm zamanlarını çocuklarını ayırmalarına, sürekli onu düşünmelerine rağmen başarısız hissediyorlar. Bu onları psikolojik olarak çöküşe götürüyor. Kaygılı, mutsuz insanlara dönüşüyorlar. İşte bu süreçte, onlara anneliğin kaygı uyandırmasının normal olduğunu anlatmak ve sadece çocuklarına değil, kendilerine de iyi bakmalarını hatırlatmak çok önemli.

Annelik neden kaygı yaratır?

Küçük bir bebeğin dünyaya gelişi beraberinde büyük bir sorumluluk getirir. İnsan yavrusu, diğer hayvanların aksine, uzun süre her açıdan bakıma muhtaçtır. Büyük bir olasılıkla, insan neslinin devamını sağlamak için oluşmuş bir takım biyolojik mekanizmalarla, rahat ve sakin olan kişiler bile, yeni anne olduklarında, her şey yolunda olmasına rağmen normal hallerine kıyasla daha kaygılı ve takıntılı olurlar. Bu bir noktaya kadar bebeğin iyi bakılmasını sağlar, ama bir noktadan sonra annenin ve çocuğun sağlığını tehlikeye atar.

Annelerde aşırı mükemmeliyetçiliğin sebepleri nelerdir?

Zaten yanlış bir şey yapıp çocuğa zarar verme kaygısı, çocuğu mutlu olduğunda hissedilen ödül hissi nedeniyle, annelerin çocukları için en iyisini yapmayı istemeleri normaldir. Ama başka anneler, popüler annelik akımları veya aile büyükleri, bazen mükemmel anne olmak için bir takım şartlar dayatırlar. Örneğin, çocuğuna belirli bir aktiviteyi yaptırmayan, belirli bir süre emzirmeyen, belirli bir süre işi gücü bırakıp sadece çocuğuyla ilgilenmeyen bir annenin yeterince iyi olmadığı vurgulanır. Böyle olunca, anneler, bu standartlara uymaya çalışırken kendilerini suçlamaya başlarlar.

Annenin mükemmeliyetçiliğinin ve suçluluk duygularının çocuğa bir zararı var mıdır?

Bu durumun çocuğa verdiği en büyük zarar, anneyi mutsuz etmesi, onun kaygısını artırması, anne ve kadın olarak kendine güvenini azaltmasıdır. Çocuklar dünyayı annelerinin gözleriyle görürler. Kaygılı bir anneyle yaşayan çocuk, “Annem benimle ilgili tutturamadığı standartların sonuçlarından korkuyor” gibi bir yorum yapamadığı için, “sanırım çok tehlikeli koşullar altındayız, korkmalıyım” diye düşünebilir. Veya mükemmel anne olmak için evinin de mükemmel ölçüde temiz olması gerektiğini düşündüğü için aşırı yorulan annesinin yüzündeki bezginliğin kendisi nedeniyle olmadığını anlayamaz.

Bu durumun ikinci riski, çocuğun hayata yeterince iyi hazırlanamamasıdır. Her ihtiyacı daha o istemeden karşılanan, her sözü dünyanın en önemli emri imiş gibi dinlenen bir çocuk, başkalarının da önemli olduğu, bazen hayal kırıklıklarının ya da kayıpların da yaşandığı, insanın her istediğinin o anda yapılamadığı gerçek dünyaya hazırlanamamış olur.

Aşırı mükemmeliyetçilik ve bunun yol açtığı kaygı ve tükenmişlik için yapılabilecek bir şey var mıdır?

Bu konuda yapılabilecek en önemli şey paylaşımdır. Başka annelerle ya da ruh sağlığı uzmanları ile kaygılarını, stresini, yorgunluğunu paylaşan anneler, benzer hislerin başkaları tarafından da paylaşıldığını gördükleri zaman çok rahatlarlar. Yine bu paylaşımlarda tutturmaya sağladıkları standartlar nedeniyle yaşadıkları stresin kendilerine nasıl zarar verebildiğini başka insanların ya da uzmanların aynasında görme imkanı bulurlar. Mükemmeliyetçiliklerini sağlıklı bir zemine oturtmak üzerinde çalışabilirler.

En önemlisi, annenin kendi psikolojisini de gözetmenin, aslında çocuklarına iyi bakmak olduğunu anlayıp bu bilgiyi hayatlarına uygulayabilirler.

 

Uzm Dr. Defne Eraslan

Uzm Dr. Defne Eraslan

ALTERNATİF ANNE UZMANI | Erişkin Psikiyatristi, Bilişsel Davranışçı Terapist. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu, yine Ege Üniversitesinden Psikiyatri Uzmanı ünvanı aldı. Üniversite öğrencileri ile çalıştı, bir süre ilaç sektöründe yöneticilik yaptı. Acıbadem Üniversitesinde Yardımcı Doçentlik yaptıktan sonra şimdi kendi ofisinde çalışıyor, part time öğretim üyeliğine devam ediyor. İki çocuk annesi.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Harika bir yazı diye okurken son paragrafa gelince “olmadı şimdi” hissi duydum çünkü ne yazık ki öyle bir (a)sosyal medya var ki başımızın derdi, “paylaşmak” kelimesinin anlamını çok değiştirdi son 10 yılda. Artık “paylaşmak”tan anladığımız ne yazık ki “kendimizi en iyi halimizle göstermek, sadece başımıza gelen iyi şeyleri, kendi kontrolümüz altındakileri, güzellikleri paylaşmak” olarak algılamaya başladık. Sadece sosyal medyada değil, güncel yaşamda da bu nedenle herkes kendini olabildiği en iyi şekilde göstermeye çalışıyor, aman açık vermeyelim, aman etrafa her an mutlu, güzel görünelim derdindeyiz. Sırf fotoğraf çekimlik süslenen, sonra aynı pamuklu pijamasına dağınık topuzuna geri dönen anneler olduk.. Bu halimizle neyi kiminle paylaşacağız, anca en yakınlarımızla paylaşabiliriz, onlarla paylaşırken de bu sefer “aman üzmeyeyim, canı sıkılmasın” duyguları içindeyiz.. Yani işin sırrı paylaşmak değil bence paylaşılanı biraz göz ardı etmek, aslında sadece resim olduğunu, doğal olmadığını için için bilmek ve kendimize “olduğumuz halimizle” sevgi ve saygı duyabilmeyi başarmak. Çok zor bir iş, anneliğin en zor işlerinden biri, kendini güzel kullanmak, kendi üzerinde hasar bırakmamak..
    3 senelik anneliğimin son 1 senesinde bunları deniyorum, ne zaman sosyal medyadan ya da samimi olmayan ilişkilerden uzaklaşırsam, o zaman herşey sanki daha kolaylaşıyor, güzelleşiyor.. İnsan kendini sadece kendiyle kıyaslamalı, “elimden geleni yaptım ve bu yeterli” diyebilmeli sanırım..

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör