Bebek Beslenme

Ye bebeğim yeee, yeee, ye

En büyük korkudur bir anne için beslenme konusu. Bazen, beslenme besleye-me-me bile olup çıkıverir. Nerden başlasam? Nasıl başlasam? Versem kusar mı? Alerji yapar mı? Zorlasam mı? Rahat mı bıraksam? diye kırk bin tilki dolaşır kafamızda. Doktorları dinleriz, uzmanları dinleriz, bazen “hah tamam bunu uyguluyorum” der bazen de pes edip akışına bırakırız. Yorgun düşeriz çoğu zaman, kustuklarını temizleyip, ağzını açmayan bebeğimize oyunlar oynatarak ağız açma egzersizi yaptırırız.

Bir hayli yorucu bu süreci ben de yaşadım . Fakat 3 çocuklu bir anne olmanın avantajları çok işime yaradı. Her şeyden önce uyguladığım hangi yöntemlerin tüm çocuklarımda geçerli olup, hangilerinin onlara özgü olduğunu ayırt etme ve ona göre bir sistematik geliştirmekte çok işime yaradı. Çocuklar doğana kadar bir sürü kitap devirmiştim. Her farklı fikri okudum, bazıları saçma bazıları mantıklı geldi. Ama hemen hemen hepsini denedim. Panik olmamak, çocuğu gözlemlemek en büyük telkinimdi kendime. Gıdaları vermeye başladığımda alerji yapıp yapmadığını kontrol edip, ona göre vermeye devam etmek, boğulur- yutamaz korkusunu bir kenara bırakıp yutabilecek durumda olan bütün gıdaların tadına baktırmak ilk ve en tutarlı seçimim oldu. 8. aydan itibaren ceviz, balık ve aklınıza gelebilecek her gıdayı yedirdim. Ne çok tuzsuz verdim ne çok yağsız… Hep az yağlı ve az tuzlu yapmaya gayret gösterdim. Nötr bir beslenme alışkanlığı edinmelerini istemiyordum çünkü.

Büyük oğlum hiç gıda seçmeyen  bir çocuk.  Ne  verseniz yiyen cinsten. Fakat kızım oldukça zor bir alışma süreci geçirdi. Sadece yoğurda alışması 3 ay sürdü. Ben yoğurdu yediriyordum o kusuyordu. Uzmanlar ve doktorlar zorlama dedikçe ben tam tersini yapıyordum. Şansımı denemek istiyordum, bir gün yılacağını bekleyerek geçti günlerim. Ve sonunda başarmıştım. Kızım yoğurt yemeye az da olsa alışmıştı. “Çocuk her hangi bir gıdayı yemezse yemiyor” klişesini tepetaklak etmiştim kendimce. Sadece sabır ve kararlılık gerekliydi. Bu aşamadan sonra ne olursa olsun en azından temel sağlıklı besinleri bıkıp usanmadan, 2-3 gün deneyip çocuk yemiyor diye bırakarak değil de gerekirse aylarca peşine düşüp tadına alışmasını sağlayarak sonuca ulaşabileceğimi fark ettim.

İnsanoğlu bu aç kalınca böcek bile yiyor. Elbet pes edecek. Bu fikirler doğrultusunda bazen saatlerce aç bırakarak en azından tadına bakmasını sağlamış oluyordum. Belki size çok gaddarca gelebilir, çocuğu neden o kadar aç bıraktın da diyebilirsiniz.

Genelde gıdaları karıştırıp vermeyin denilir ama ben onu da ters uyguladım. Yemedikleri gıdaları çorbaların içine katıyordum. Çünkü bazı farklı düşünen uzmanlara göre tadına bakması bile ilerde yemesini kolaylaştırıyormuş, duyar duymaz mantıklı geldi, enginar mı yemiyor attım çorbasına, balık mı yemiyor sevdiği bir yiyecekle karıştırdım, örneğin salatayla.

Yalan söylemeyin net olun deniyordu. Yalan değil ama farklı isimler buldum arada. Enginarı patates sandılar, evet patates dedim, zeytinyağı ve az tuzla patates haşlaması gibi yedirdim.

İlk çikolata istediklerinde   çok ufaktılar, tahin-pekmez karışımına işte bu çikolata diyerek kandırmadım ama farklı adlandırdım. Hafif tatlı olduğundan, rengi de çikolataya benzediğinden bal gibi yediler uzuun bir dönem. Başka çocuklar çikolata isterken bizimkiler tahin-pekmez istiyorlardı çikolata diyerek.

Kuruyemişçi gibidir bizim ev, her çeşidi bulunur. Öğün aralarında acıktıkları zaman, ulaşabilecekleri başka gıdaları ortadan kaldırıp, buzdolabını kilitleyip ortada sadece kuruyemişleri bırakarak atıştırma yapmalarını sağladım.

Dışarı çıktığımızda yanımıza cips, çerez değil, kuruyemiş, kuru incir, cevizli sucuk filan alır hale gelmiştik.

Çünkü şekerin ve çikolatanın tadını bilmiyorlardı, hiç yememişlerdi, tadına baktıkları şey kuru incir olduğundan, o da tatlı olduğundan tatlı ihtiyaçlarını gideriyordu. Eğer eve şeker , çikolata almış olsak ya da bir başkasının bunları vermesine izin verseydik, bir defa da olsa tadına bakmış olacaklardı. İşte o zaman kuru incirden aldıkları o tatlı tadı reddedeceklerdi kesin. Bir defadan bir şey olmaz tam da böyle bir tehlike işte. Çocuk neyin tadına bakarsa onu seviyor. İlk tatlı deneyimi ne olursa onunla devam ediyor.

Ufak oğlumda bu süreci tekrar   yaşadım.  O da bir takım gıdaları reddediyordu. Artık tecrübe sahibiydim. Emindim ve aynı sistematiği onda da uyguladım. Bir de baktım ki “AAA! bunda da işe yaradı”. Şaşkınlığımı gizleyemiyordum ama ben bu işi çözmüştüm. İki farklı çocuk aynı beslenme alışkanlığına sahip olabilir mi? Genel olarak hayır . Ama yöntem aynıysa olabiliyormuş.

Bir insanın herhangi bir alışkanlığı edinmesi için en az 2 haftanın gerektiğini okumuştum çoğu yerde. Bunu kendime rehber edinmiştim. Bebekler de bizim gibi birer insan olduklarından, aslında onların da herhangi bir konuda alışkanlık edinmelerini sağlamak için yeterince sabretmiyorduk. Düşünsenize 2 hafta. Çoğumuz 3.günün, hadi taş çatlasın bir haftanın sonunda yılıp da “olmuyor” demiyor muyuz? Bence oluyor, bal gibi de oluyor, bekleyebilene elbette.

Kendini kasmayana, sürekli vicdan muhasebesi yapıp “kıyamıyorum” dan ziyade “ düzgün bir beslenme alışkanlığı için sabretmek zorundayım” diye düşünenlere, zorlamanın “ zorbalık” tan farklı olduğunu fark edebilene, sakinliğini elden bırakmayana bal gibi de oluyor…

 

 

Ayşegül Uysal

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Vaayyy hemşerim. Neresinden Giresunun;) Benim kızım yumurta yemiyor. Ben de hic pes etmeden denedim ama olmadı. Kokusu bike midesini bulandiriyor. Oğlum da bir sure yemedi ama onun inadını kırdım. Severek yiyor….

    • Merhabalar, ben Giresun doğumluyum ama Trabzonluyum. Aslında istisnalar kaideyi bozmuyor zannımca. Burada anlattıklarımdan kastın illa çocuğunuzu zorlayın değil, bundan ziyade yeterli kararlığı göstermeliyizdi. Elbette ki her çocuğa her yöntem uymayabilir ama buna emin olmak için biraz süreyi uzatıp da denemek gerekebilir. Bu süreci kısa tutmak işi biraz çıkmaza sokuyor gibi. En azından ben bunu anlatmak istedim.
      Sevgiler

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör