Eleştiri Kitap

İçindeki değil, yanındaki çocuğun kitapları…

Şu an kaç yetişkine “üç adet şeker” vereceğimi söylesem bana dünyaları verir ki?

Bugün, çocuk kitaplarından birkaçını eleştirerek başlamak istiyorum. Eleştirinin sadece “kötü bir şey” olduğunu düşünmemenizi rica edeceğim. Öncelikle aşmamız gereken bir şey var; eleştiri her zaman olumsuzu görme ya da bulma çabasıyla yapılan bir eylem değildir. “Keşke  yazmasaymışsın” yerine “keşke diğerleri kadar iyi yazabilsen” diyerek motive edici eleştireler de yapılabilmeli ya da “gerçekten iyi yazmışsın, tebrik ediyorum” diyebilmeliyiz.

Sırf tarzı bize uymuyor diye bir yazarın “yazımını, dilimini” ya da kitabın “içeriğini” beğenmemek, haksızlıktır. Benim okumadığım yetişkin yazarları var ve bunları eleştirirsem haksızlık etmiş olurum. Eğer eleştireceksem de birkaç kitabını okuyup fikir edinmem gerekir. Eğer hiç okumadığınız bir kitap hakkında yorum yapabiliyorsanız “önyargılarınızı” bırakınız, önerisini sunabilirim. Hiçbir fragman filmin tamamı değildir. Haliyle hiçbir kapak da kitabın içi değildir, diyebilirim. Aslında konuyu  “okumadan” konuşmayalım ya da bir diğer deyişle “hep beraber okuyup, konuşalım”a getirmek istiyorum.

Çocuk kitaplarında da daha önceki yazılarımda yaşanılan süreçleri ve sıkıntıları dile getirmiştim. Her okurun bunları düşünmesi ya da bilmesi gerekmez! Öğretmenlerin okumadan seçtikleri kitapları, kültür-sanat kitaplarından yapılan gereksiz sınavları, çocuğu eğitmek için yayınevlerini baskı altında bırakan düşünceleri bir kenara koyuyoruz.  Çocuk kitaplarından yetişkin aklıyla beklentiye girmemek gerekir, bu da bir haksızlık demektir.

Şu an kaç yetişkine “üç adet şeker” vereceğimi söylesem bana dünyaları verir ki? Ama çocuklar verir, kitapları da verir ve okuyan çocuk mutlu olur! Siz hiç, üç yaşındaki bir çocuğun “Aşık olmak, uçmak demektir” dediğinde müthiş duygulara kapıldığını, aşkı birçok açıdan ele alıp düşündüğünü gördünüz mü? İşte, bunun gibi!

Çocuk kitabı okumak için, zamanınızın çocuğu değil, şimdinin çocuğu olmanız gerekir! Yoksa Küçük Prens’i okur, sadece prensin ne olduğunu anlar ve büyüyünce bu çocuk kitabı değildi ki dersiniz, ki birçoğumuz bunu dedik!

Yazıyı, buraya kadar bile okumanız mutluluk verici. Bunun için teşekkür ederim ve birkaç kişiye dokunduysam “acaba mı” dedirttiysem çok sevinirim. Konuyu daha da açarak gitmek istiyorum. Elif Şafak dilini sevmiyorum. Onun kitaplarını okumaktan keyif almıyorum ama kitap kapaklarına ve başarılı reklam çalışmalarına bayılıyorum. Keşke, benim de bir gün çalışma şansım olsa! Kötü yazdığı için değil “herkes patlıcan sevmez” felsefesine göre kitaplarını okuyamıyorum. Çıkarmış olduğu çocuk kitabını da okumadım, ama ön kapak görselini beğendim.

Ömer Seyfettin’i, Kemallettin Tuğcu’yu,  Yaşar Kemal’i ilkokul çocuklarına okutmayı, aldırmayı, ezberletmeyi anlamıyorum. Bunlar, çocukken okunacak kitaplar değil. Çirkin oldukları için değil, her biri edebiyatımızın yapıtaşları ama ikinci sınıfa giden bir çocuğun “Beyaz Lale’yi” anlamasını beklemek, çokça eleştiriyi hak etmek demektir. Bir de değişen bir dönem söz konusu. Zamanında az yazar, az kitap vardı; artık kirlilikle birlikte artan nüfus, küreselleşme, teknoloji hatta Euro bile kitapları etkiliyor  (Yayıncı arkadaşlarımın gülümsemesini de ihtimal etmiyoruz).

İçimizdeki çocuğun okuyacağı değil, yanımızdaki çocuğun keyif alacağı kitapları seçmeli, hatta yayınevlerini bunun için zorlamalıyız! Yazarlara ilham “şimdiki çocuklardan” gelmeli. Her şey değiştiği gibi edebiyatta değişiyor, yenileniyor. Eğer öyle olmasa klasikler oluşur muydu? Eski kitapların Fadik’leri şimdinin Sude’leri nasıl oldu sanıyorsunuz? Eskiden Ali ata bakarken şimdi annesinden istediği son model telefonu anlatan hikayeler öylesine mi doğdu yoksa? Elbette, hayır!

Kalem değişti, kağıt değişti…

Bu değişime uygun, Final Kültür Sanat Yayınları’ndan çıkan “Amcam ve Ben- Restoran Macerası” kitabını iki okura ulaştırmak istiyorum ama belirtmem gereken bir şey var,  eğer “amcanın çatlak olması” sizin için sorun olacaksa lütfen kendinize biraz daha zaman tanıyınız! Çocuklar, çatlak amcaları seviyor ama biliyorum ki “çocuktan önce anne” okumak zorunda! Amcam ve Ben serisinde bağları, bahçeleri gezen küçük tavşan sonunda havucuna ulaşmıyor. Basit ve zaten ezberlenmiş olan, bir çocuk kitabı değil! Zebranın çatlak amcayla beraber yaptığı birçok çılgınlık var! Yazar Genç Osman Yavaş, yılların hızıyla değişen kaleme ve kağıda göre hikayesini şekillendiriyor. Tavşansız ve havuçsuz… Özellikle ilk kademede okuyan çocukları olan ebeveynlerin “hayal gücünü”  görecekleri bir tür çatlak kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan “Dünyanın En Büyük Çiçeği” isimli kitabı da iki okurla yine paylaşmak istiyorum. Bu ismi “o kadar tatlı ki” gerçekten ömrümde görüp görebileceğim  en büyük çiçek nedir diye düşünüyorum. Birkaç çocuğa sorduğum zaman “büyüklüğü, uzaklık” olarak algıladıklarını ve dedelerinin bahçelerindeki çiçekleri söylediklerini gözlemledim. Jose Saramgo tarafından yazılmış, Emrah İmre tarafından okura kazandırılmış bu kitabı yine ilk kademede okuyan çocuklara tavsiye ediyorum. Özellikle bu günlerde bizde daha da iyi gelecek duygularla yoğurulan “çiçek tadındaki” kitapta;  öykü, umut ve özveriyle her şeyin üstesinden gelinebileceğini en güzel şekilde göreceğinizi düşünüyorum.

Gününüz mutlu geçsin,

Ahter Önkaya

Marmara Üniversitesi-Gazetecilik Bölümünden mezun…
Uzun zamandır basın-medya sektöründe çalışıyor…
Bir yayınevinde basın ve iletişim uzmanlığı yapıyor…
Yazıyor,karalıyor,yazıyor,karalıyor…

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bu ve bundan once yazmis oldugunuz cocuk kitaplari konulu yazilarinizi ilgi ile takip ediyorum. Benzer konulara karsi dertlerimizin oldugunu soyleyebilirim. Ozellikle son 1 senedir neredeyse gun asiri farkli cocuk kitaplari okuyorum 2 ve 5 yasindaki cocuklarima. Bu konu ile ilgili sizinle uzun uzun sohbet etmek isterdim. Sizden cocuk kitabi yazma hayali olanlara da (isin firinindan biri olarak) tavsiyeler uzerine bir yazi bekliyorum. Cok mutlu olurum 🙂

      • Heyecanla yeni yazinizi bekliyorum. Bu arada bahsettiginiz kitaplar eğer dağıtılmadıysa ben de talibim. Esasen 5 yaşındaki oğlum kitaplara çok düşkün ve yaklaşan doğumgünü için güzel bir süpriz olurdu. Ancak biz kitabı oğlum için istemiyoruz. Çünkü yaşadığımız yerde çocuk kütüphanesi var. Biz bu kitabi yeni bir proje için istiyoruz. Mini ücretsiz çocuk kütüphanesi projemiz için istiyoruz. Eğer siz de önerdiğiniz ve standart kalıpları aşıp bugünün çocuklarina hitap eden kitaplardan birini bizimle paylaşırsaniz çok mutlu olacagım.