Kategorisiz Öğrenci Koçu

“Veli Okulu”

Okul öğrencileri değil, velileri mi mutlu etmeli? Sınıflar, bahçe, temizlik, malzemeler, çocuğunuzun okulundan siz neler beklersiniz?

oklTürkiye’de ilköğretimde okuyan 10 milyondan fazla öğrenci var. Çocuklarımızı 5.5-18 yaş gibi çok çok değerli, temellerin atıldığı yıllarında okula emanet ediyoruz. Hani diyorlar ya çocuklarımız Allah’ın bize emaneti, bizimmiş gibi istediğimizi yapamayız diye. İşte aynı mantıkla bizim çocuklarımızı emanet ettiğimiz eğitim sistemi de onlara istediği gibi davranamaz, davranmamalı. Deneme yanılma yöntemiyle yetiştirilen, eğitilen çocukların bu ülkenin geleceği olması beklenemez. O ülkenin geleceğinin istikrarlı olması beklenemez.

Sürekli mağdurlar yaratan bir sistem var karşımızda. Daha eskileri bilmiyorum ama 1990’lardan bu yana kredili sistem mağdurları, ÖSYS mağdurları, SBS mağdurları. 4+4+4 mağdurları da yolda, geliyor. Bir iki sene içerisinde çok net görülecek hatalar. Yine bir nesile daha mağduriyet sopasını dokundurmuş olacaklar…

Biz, oğlumda hem özel okul hem devlet okulu deneyimi yaşadık. Bununla ilgili detaylı hikayemizi geçtiğimiz yaz, dizi şeklinde yazmıştım. (okumak isteyenler için linkler aşağıda). Bu yazımda bir öğrenci koçu değil, bir veli olarak gördüğüm çok yüzeysel yanlışlara değineceğim. Sizlerden de gerek mail ile gerekse yazının altına yorum bırakarak gördüğünüz yanlışları bizimle paylaşmanızı istiyorum. Sonra hepsini yeni bir yazıda toplayıp yayınlarım. Belli mi olur, belki doğru yerlere ulaşır ve iyileşme süreci başlar. Kimse bize fikrimizi sormuyor ama biz sorulmadan fikrimizi iletirsek hem göremedikleri bir şeyleri göstermiş oluruz hem de fikrimizi almaları gerektiğini hatırlatmış oluruz. Amaç ortak (en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum); iyi eğitimli nesiller, geleceği parlak bir Türkiye Cumhuriyeti.

Okullardaki yanlışlara bir bakış

  • Temizlik. Evde biz aileler ve okulda öğretmenler çocuklara temizlikten, temiz olmanın gerekliliğinden bahsediyoruz. Çocuk tuvalete girdiğinde o pisliği görünce inancı kalmaz öğrendiklerine. Rol model diyorlar ya, işte okulun en önemli “rol model” sorumluluğu. Okul kırmızı ışıkta duramaz, okul yemeğini yiyemez, ama okul temiz olabilir. Olmalı. Benim oğlum çok şikayetçi bu durumdan. Tuvaletler pis olduğu için giremeyen ve kabızlık sorunu yaşamaya başlayan öğrenciler bile duyuyorum.
  • Bahçe. Bu çok zor değil. Plastik bahçe oyuncakları ile küçük sınıflar için ufacık bir alan oluşturulabilir. Büyükler için de spor salonu ya da aktivite odası. Teneffüste rahatlamalarını sağlayacak bir mekan. Okul binası projelerinde bunlar şart koşulsa sorun baştan halledilmiş olur.
  • Yemekhane. Yemek alanı biraz daha geniş olmalı. Bizim okulumuzda yemekler gayet güzel ama yeterince masa ve alan olmadığı için uzun kuyruk oluyor. Kısa zamanda aç karnını doyurmak için sırada beklemek hiç eğlenceli değil.
  • Sınıfların dağılımı. Çocuklar sınıflara yerleştirilirken şunlara bakılmalı ve doğru dağılım yapılmalı: ekonomik seviye, başarı seviyesi, ailenin kültürel durumu. (Yanlış anlaşılmasın, ekonomik ve kültürel seviyesi yakın olanlar aynı sınıfta olsun demiyorum, bu devlet okulu mantığına ters zaten. Her seviyeden dengeli sayıda öğrenci olmalı). Denge olmadığında derse giren öğretmenler zorlanıyorlar. Çocuklar bocalıyorlar.
  • Kalabalık sınıf mevcudu. 30’dan fazlası gerçekten fazla. Hem çocuklar için hem öğretmenler için. Bunu yaşadık ve gördük. Oğlumun sınıfı geçen yıl 30 kişi idi, bu yıl sistem değişikliğinden kaynaklanan yığılma ile 40 kişi oldular. Çocuk dersi yakalayamıyor artık.
  • Yetersiz malzemeler: Sınıflarda projektör var, bozulunca tamir ettirecek para yok. Ya da net görüntü elde edecek perde sistemi yok. Bizim sınıfta bir veli stor perdeler yaptırmıştı sınıfa. Çocuklar 5. sınıfa geçince perdeler orada kaldı. Gittikleri sınıflarda stor perde yok. Okula başladığımızda her veli altı sepetli modern sıralardan yaptırdı kendi çocuğuna. 5. sınıfta derslik derslik gezdikleri için sıralar da kaldı. Gittikleri sınıflarda öyle rahat sıra yok. Sınıfa dolap yaptırmıştık biz veliler. 5. sınıfta derslik derslik gezince dolaplar da kaldı. Gittikleri sınıflarda dolap yok.
  • Üçüncü firma konusu: Kantin ve servis işletmecileri titizlikle seçilmeli. Güvenilir olmaları çok önemli.

 

calkanti Devlet okulu değil, veli okulu

Aslında devlet okulu değil “veli okulu” denmeli. Temizlik görevlilerinin ücreti, temizlik malzemeleri, çocukların ellerini yıkayacağı sabun, öğretmenlerin içeceği çay, şeker, hatta çay bardağı bile velilerden toplanan paralarla karşılanıyor. Haksızlık etmeyeyim, bizim okulumuzda öğretmenlerimiz kendileri çay ve şeker alıyorlar. Zaten okul arsası ve binası hayırsever vatandaşlar tarafından bağışlanıyor. Bir tek elektrik ve suyu devlet ödüyor. Öğrencilik zamanımızdan hatırlıyorum kömür parası toplanırdı bizlerden. Sene 1980ler. Şimdi sene 2010lar. Hani ilerleme vardı? Her şeyi veliler yapıyorsa bunun adına “veli okulu” diyelim, veliler de çocukları okula başlayacağında bilsinler ki her şey onlardan beklenecek. “Devlet okulu” deyip de devletten beklentiye girmeye, devleti de yapmadığı bir şeyden dolayı onore etmeye gerek yok.

calkanti2Nesillerin geleceği

Çok büyük bir gurup insan dişinden tırnağından artırarak çocuğunu özel okula gönderiyor. Devlet okulundaki temel sorunlar giderilse bu insanlar özel okula ödedikleri yıllık ücretin on ikide birini  (1/12) yani bir ayda ödediklerini yalnızca bir kere, sene başında devlet okuluna bağışlasa okullar ihya olurdu. Dolayısıyla bu insanları devlet okuluna çekmek için standart bazı düzenlemeler yapılmalı. Ne olursa çocuklarını devlet okulunda okuturlar? Bunun araştırması yapılmalı. Gerekli kaynaklar ayrılmalı, düzenlemeler yapılmalı. Bu konu her şeyden önemli. Ülkenin geleceği söz konusu. Ali’nin, Ayşe’nin, Can’ın, Ece’nin geleceğinden değil, nesillerin geleceğinden bahsediyoruz.

Yukarıda saydığım sorunlar temel insani, medeni, gerekli ihtiyaçlar değil mi? Lüks bir şey var mı içlerinde?

Ufak bir detay; bizim okulumuz İstanbul’da bir devlet okulu. Veli profiline baktığımızda eğitim seviyesi ve ekonomik seviye bakımından oldukça iyi durumda. Hatta çevre okullarda bizim için “sosyete okulu” diyorlarmış! Bu okul böyleyse diğer devlet okullarını düşünemiyorum bile.

Sonuçta ben oğlumun gittiği okulu biliyorum yalnızca. Sizlerden de kendi okullarınızda gördüğünüz yanlışları, eksikleri paylaşmanızı bekliyorum. Yorum bırakabilirsiniz. Bana berna.bks@gmail.com adresinden mail atabilirsiniz.  Belli mi olur belki doğru yerlere ulaşır ve sesimizi duyururuz.

Önümüzdeki hafta, “okullarda kıyafet ve müfredat” konusunda düşüncelerimi paylaşacağım bir yazım olacak dergimizde.

* Çocuğumla yaşadığım özel okul-devlet okulu maceralarımız için tıklayın:
Özel okul – Devlet okulu: İşte yaşadıklarım 1
Özel okul – Devlet okulu: İşte yaşadıklarım 2
Özel okul – Devlet okulu: İşte yaşadıklarım 3

 

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 21 Aralık 2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Berna Kasapoğlu Serdarlı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Öğrenci koçu, web tv programcısı (www.ailemizle.tv), yazar, en önemlisi 3 çocuklu mutlu anne:)

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bizler yurtdışında yaşıyoruz. Amerikadaki okullardaki eksikleri karşılamak için okul aile birlikleri tarafından geliştirilen ve çok sık karşılaştığımız yöntemleri listelemeye başladık ve de bu listeyi genişletelim diye de herkese çağrı yaptık:http://www.onlineanne.com/2012/12/22/devlet-okullarina-veli-katkisi-fikri-olan-eklesin/
    Dediğiniz gibi hiç belli olmaz, hep beraber kafa yorarsak belki çözüm bulma konusundaki adımları biraz daha hızlandırırız.Bu arada özel okul devlet okul deneyimlerinizi paylaştığınız yazılarınızın bizler gibi yurtdışında yaşayan ve de dönme hayalleri kuran aileler için de çok değerli olduğunu bilmenizi isteriz.İyi günler diliyoruz.