Çocuk Üstün Zekalı

Üstün zeka: Bir armağan mı?

163592_ustun-yetenekli-cocukErken yürüyen, erken konuşan, kitapları çok seven, durmadan soru soran, alet ve makinelerin nasıl çalıştığını merak eden, kurcalayan, okula başlamadan okumayı öğrenen çocuğunuz sizi hem şaşırtıp hem gururlandırabilir.

Öyle ya, pek çok şeyi yaşıtlarından önce yaptı. Daha iki aylıkken uzattığınız renkli oyuncağı uzanıp aldı elinizden. Bir buçuk yaşındayken, galiba kelimesini yerli yerinde kullanıyor, uzun cümleler kurabiliyor, öğrendiği sözcükleri hatasız söyleyebiliyordu. Büyüdükçe onun merakları, ilgileri sorular uyandırır kafanızda. Acaba?

Aslında çocuğunuzun üstün zekâlı/üstün yetenekli olduğu kanısına ulaşmanız, bunun belirlenmesi mutluluk verici bir olay olmaktan sıyrılıp, endişelerinizi arttırıyor. Onun doğuştan getirdiği zekâ ve yaratıcılık işlenebilecek mi? Yoksa ülkemizde pek çok üstünün yaşadığı gibi körelip, kaybolacak mı? Bilgiye aç, pek çok konuya ilgi duyan çocuğunuzu mevcut eğitim sistemi doyurabilecek mi?

Maalesef  Türkiye’de üstün zekalı/üstün yetenekli çocukların eğitimine yeterince önem verilmemekte. Karma sınıflarda yaşıtlarıyla aynı eğitimi alan bu çocuklar sınıfta anlatılanları kolaylıkla anladıkları için ders çalışma alışkanlığı edinememekte. Bu da ilerdeki akademik yaşantıları için büyük tehlikeler oluşturmakta.

ustun-zekali-cocuklarOkula başladığında zaten okumayı bilen oğlum bütün bir yılı sıkıntıyla geçirmişti. Ağlayarak okula gidiyor, ona sıkıcı gelen ödevleri yapmak istemiyordu. Söz almadan heyecanla atılıp sorulara cevap verdiğinde, arkadaşlarının öğrenmesine engel olmaması için susturuluyordu. Sınıfa gelen yerkürede arkadaşlarına kutupları anlatmak istediğinde aferin almak yerine yine susturulmuştu.

Küçüklüğünden beri kitap okumayı çok seven, okumak için beni çekiştiren, resim yapan, ansiklopedi okuyan, suyun tabiattaki döngüsünü anlatan, kitabından yapmak istediği deney için malzeme isteyen, hassas ve duyarlı küçük oğlan artık sinirli, huysuz, alışkanlıklarını bir bir bırakan, okulu sevmeyen bir çocuktu. Bu süreçte durumu kibarca anlatmaya çalıştığımız öğretmeninin tepkisi ise “beğenmiyorsanız özel okula götürün” olmuştu. Zaten özel okullarda da aynı problemi yaşayan pek çok armağanlı çocuk olduğunu duyuyoruz.

Sonraki öğretmeni onun doğasını anlamaya gayret göstermiş, sınıftan farklı ödevlerle ilgilerini beslemeye çalışmıştı. Derste sıkıldığını anladığında “hadi sen git biraz dolaş” deyip dışarı gönderirdi bazen.

Teşekkür borçlu olduğumuz öğretmenimizin çabaları yetmemiş, eğitim programlarımız bir yandan araştırmaya, sorgulamaya, bilgiyi yapılandırmaya yönelik olarak değiştirilirken, bir yandan yarışçı sistem devam etmiş, altıncı sınıfa gelen oğlumuz SBS ile tanışmıştı.

Buraya kadar ders çalışmadan rahatça gelen Umut, yine çalışmadan işlerini yürütebileceğini sanmış ve sınavdan ortalama bir puan alarak bizleri derinden üzmüştü. Ödev yapmayan, ders dinlemeyen, malzeme getirmeyen, öğretmenlerinin ders işlemesine izin vermeyen bir öğrenciydi artık oğlum. Öğretmenlerini görünce şikayet dinlemektense, yolumu değiştiriyordum. Okul rehber öğretmeni bile yaramaz olarak etiketlemişti çoktan.

Bunların yanı sıra Umut’a yetemediğini, başka bir okulda öğrenim görmesini belirten, hatta bize bu konuda yardımcı olmaya çalışan öğretmenlerimiz de oldu. Ama İstanbul Üniversitesi’nde Üstün Zekâlılar Öğretmenliği gibi bir bölüm açıp, buradan mezun olanları sınıf öğretmeni olarak atayan bir eğitim-öğretim anlayışı karşısında elleri kolları bağlı olmak, özel kurumların açtığı eğitim programlarının yüksek fiyatlarına bakıp da çocuğunuzu gönderememek, her geçen yıl çocuğunuzun zekâ puanının düştüğünü bilmek ülkemizdeki pek çok üstün zekâlı çocuğun ailesinin yaşadığı gerçektir.

Son dönemlerde çocuk üniversiteleri açılmakta. Ancak, programlarını heyecanla takip ettiğimiz bu oluşumlar ücretli. Sadece devletin üstün zekâlılar için açtığı BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezleri) ücretsiz. Her ilde sınırlı sayıda bulunan merkezlerin de kendi içlerinde büyük sıkıntıları var. Öğretmenlerinin başvurusu ile önce bir sınava sonra da zekâ testlerine tabi tutulan öğrenciler kabul edildikleri yıldan itibaren haftanın birkaç günü okul sonrası devam ediyorlar. Veli başvurusu da yapabileceğiniz merkezlere katılabilmesi için öğrenci ikinci veya üçüncü sınıfta olmalı.Haberiniz olmadı ise daha sonra başvurmanız imkânsız.

üstün-zekali-cocukOğlumuzda yaşadıklarımız bizlere öyle ders oldu ki, onun okula başlamadan okuma öğrenmemesi için elimizden gelen çabayı gösterdik. Ama olmadı, bizi çekiştire çekiştire öğrendi okumayı. Meraklı, sorular soran bir çocuğa yanıt vermemek ne acıdır bilseniz! Korkuyla başladığımız birinci sınıfta denk geldiğimiz, mesleğini aşkla yapan öğretmenimiz, kızımızın sıkılmasına fırsat vermedi. İkinci sınıfta iken bizim haberimiz bile olmadan BİLSEM başvurusunu yaptı ve tanımlaması yapılan kızımız kabul edildi. Bu BİLSEM ‘de ikinci yılı. Hikâyeler yazıp resimliyor, tasarladıkları uzay gemisini, yıldızların isimlerini, felsefe dersinde konuştuklarını gelip bize anlatıyor. Severek ve isteyerek gittiği okulunda da problem yaşamıyor.

Bir evde iki örnek. Kızımızın yakaladığı şansı elde edemeyen onlarca armağanlı çocuk, problemler silsilesi içinde, sürdürüyor hayatlarını. Ülkemde özel eğitim alamadıkları için zekâları körelen,kaybedilen değerlere özen gösterileceği günler görmek dileğiyle…

Necla Bolat

Konuk Yazar

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Umutlar,çabalar, hayal kırıklıkları çocuğum için aynı zamanda bu ülke için sözün bittiği yerdeyim.

  • Merhaba,
    Benim de 5 yaşındaki oğlum üstün zekalı olarak tanımlandı. Bu konuda çok araştıran biriyim ancak bu tür çocuklar için bir eğitim maalesef bulunmuyor. Özel bazı kuruluşlar var, anne ve babanın maddi durumu iyi ise haftasonu zenginleştirme programlarına katılabiliyor. Zeka gelişimi ve üstün zekalı çocuk annelerinin paylaşımı amacı ile minikdahininannesi@blogspot.com adlı blogu oluşturdum. Amacım hem annelere zeka gelişimi hakkında yaşadığım tecsrübeleri aktarmak, hem de üstün zekalı anneleri biraraya toplayabilmek. Desteğinizi bekliyorum,