Alternatif Baba Editörün Seçtikleri Eleştiri

Uçuşa yasak bölge!

Aslında konumuz havacılık değil, helikopter ebeveynler! Helikopter ebeveyn terimi çocuğun yerine yapan, çocuğun attığı her adımı denetleyen ve ona karışan ebeveyn için kullanılıyor. Hal böyle olunca bir helikopter de değil, bir filo söz konusu: Anneanne, babaanne, diğer aile büyükleri, öğretmenler, konu, komşu hatta sokaktan geçen şefkatli teyze, çocuğun üzerinde sürekli gürültülü şekilde uçabiliyorlar…

“Baylar” odasına girmiştim ama erkek nüfusu azınlıktaydı!

Soyunma odamda helikopterler!

Kızım İnci’yi 5 yaşındayken Ankara’nın isim yapmış bir özel okulunun havuzuna yazdırdık. Dalış eğitmeni bir anne-babanın çocuğu olarak suyla doğduğu günden beri sıkı fıkıdır. Kurs “aile seansı” olarak geçiyordu ve veliler de havuzdan yararlanabiliyorlardı.

Eli, ayağı tutmaya başladığı günden beri kendi giyinmeye çalışan ve tek başına yapabilen kızımı “Bayanlar” soyunma odasının kapısında bırakıp, “Baylar” soyunma odasına geçtim. Gördüğüm manzara karşısında şaşırıp, kapıya geri çıktım ve tabelaya baktım. Hata yok: “Baylar” odasına girmiştim. Ama içeride erkek nüfusu azınlıktaydı! Altın gününe gelmiş gibi şıkır şıkır giyinmiş anneler, 8-10 yaşlarındaki çocuklarına pitstop yapıyordu*. Kendime bir dolap buldum, soyunmaya başlamadan uyarımı yaptım:

  • Lütfen çıkar mısınız? Soyunacağım, burası erkeklere ayrılmış olan bölüm.
  • Olabilir, biz de çocuğumuzu giydiriyoruz, çıkmayız!
Biz çocuğumuzu giydiriyoruz, çıkmayız!

Bazı çocukları anne-baba birlikte soyuyordu: Anne çorapları çekiştirirken, baba da tişörte asılmış çocuğun ayaklarını yerden kesercesine kaldırıyordu yukarıya.

  • Bakın, bu çocuklar kendileri giyinebilecek yaştalar. Öğrenseler daha iyi olur.

Mars’tan inen uzay aracını karşılayan yetkililer gibi baktılar bana. (Merhaba! Ben dostum!)

  • Sizden mi öğreneceğiz beyefendi? Siz işinize bakın!

İşime bakayım da, halkın Adem efendimizle tanışmasına bir-iki parça kıyafet kalmıştı! Anlaşıldı, bu iş böyle olmayacak dedim ve tuvalette soyunup havuza geçmeden havuz yetkilisi eğitmeni buldum

  • Öğretmenim, nedir bu tiyatro?
  • Efendim biz laf anlatamıyoruz. Girmeyin diyoruz ama dinlemiyorlar, pes ettik artık. (İlk golü yedim! 1-0)
Görünmez bir tacizin tam ortasında idik…

Hem çocuk, hem erkek tacizi!

Yüzen tek veli olarak kendime bir kulvar seçtim. Camın arkasında öfkeli annelerin beni işaret ederek konuştuklarını görebiliyordum. Yoğun kulak çınlaması içinde yüzmeyi bitirip soyunma odasına geçtim. Ve yorumlarını duydum:

  • Yuh! Önceki seans giyiniyor, sonraki seans soyunuyor! (Gol! 2-0)

Emin olun, “Bayanlar” soyunma odasında bu kadar çok kadın yoktur! Ben ve çocuklar görünmez bir tacizin tam ortasında idik. Yeni gelenler benimle tanışma şerefine ulaştılar, bir tur da onlara nutuk attıktan sonra aldığım cevapların en çarpıcısı:

  • Çocuğum kendi başına giyinemiyorsa benim suçum mu?

İşte bu cevap üzerine bir kitap yazılır… (Gol! 3-0)

  • Hanımefendi, oğlunuz kaç yaşında?
  • On.
  • Peki, on yaşında bir çocuğun kendi başına donunu giyeceğine inanmıyorsunuz da, kelebek stilinde yüzeceğine mi inanıyorsunuz? (Gol, gol, gol! 3-1)

Anne, pantolonu çocuğun eline tutuşturup hışımla dışarıya çıktı.

Giyinebilirim ama annem izin vermiyor

Çocuğa döndüm:

  • Adın ne?
  • Baran.
  • Ne güzel isim. Baran, sen kendin giyinip soyunamıyor musun?
  • Giyinebiliyorum ama annem izin vermiyor. Hem, onun hoşuna gidiyor. (Top ağlarda! 4-1)

Ne söyleyebilirim ki şimdi bu çocuğa? Öfkeli gözlerin arasından geçip çıkıyorum. Bayan soyunma odasının kapısından içeri, kızıma sesleniyorum.

  • Tamam babacığım, teyze çoraplarımı giydirsin, geliyorum.
  • Çoraplarını ve diğer eşyalarını al gel, İnci.

Bunu duyan bir bayan kapıda beliriyor, elinde kızımın çorapları:

  • Giydireyim, şimdi gelecek.
  • Siz kimsiniz?
  • Benim kızım da kursta. Kızınız çok küçük, kendisi giyinemez (Top ağlarda. 5-1)
  • Siz karışmayın lütfen, kendisi halledebilir.
Annelerin en tabii hakkı!?!

Kırmızı ışıkta geçişi engelleyememek!

Kalemde gördüğüm tüm gollere rağmen yenilgiyi kabul etmeyip, yönetim katına çıkıyorum. İnci’yi koridordaki serginin başında bırakıp yetkili kişinin odasına giriyorum. Konuyu süslemeden, net şekilde anlatıyorum karşımdaki güler yüzlü bayana:

  • Beyefendi, annelerin en tabii hakkı, engel olamayız. Soyunma odalarımız küçük, siz biraz erken gelip giyinin, havuz sonrası da bekleyin, çıktıklarında girersiniz (Son dakika golü: 6-1)
  • Şimdi siz bana şunu mu diyorsunuz: Kırmızı ışıkta geçmeyi engelleyemiyoruz, siz işe sabah 05:00’te gidip gece 12:00’de dönün, kırmızıda geçenlerle karşılaşmamış olursunuz.

Rahatlamak için geldiğim spor saati burnumdan gelmiş bir şekilde çıkıyorum odadan…

Terlemeyen atlet, ellemeyen araştırmacı…

Konu helikopter annelerle benim aramda geçmiş gibi görünse de, esas çocukların yaşadığı ve yetişkinlerin konuya bakış açısı önemliydi. Tek bir kişiye bile derdimi anlatamamıştım.

Bizler, kendi kendisine yetebilen, özgüven sahibi ve gelişimini izlerken mutluluk duyacağımız çocuklar istemiyor muyduk? Sürekli kucağımızda taşıdığımız bir çocuktan,”koşma terlersin” dediğimiz bir çocuktan başarılı bir atlet, “elleme” diyerek büyüttüğümüz çocuğun araştırmacı bir birey olmasını beklemek bir hayal bence.

*Formula1 yarışlarında araçlara hızla yapılan yakıt ikmali ve tamir işlemleri

Halil UZEL

Halil Uzel

Hayalim, gri şehir ortasında hayatın yavaş gittiği bir vaha kurmaktı. Kurdum da. Her yaştan kişilerin keyifli, mutlu ve kendisini rahat hissedeceği Toprak Baba Yaşam Merkezi’nin sahibiyim.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız