Uçuran botlar: Camper'dan
Ruh durumumun senaryosu şu şekilde:
Keanu Reeves geliyor, beni arabasıyla şirketin önünden alıyor, elinde bir demet çiçekle. Çiçekleri bana verirken, gözlerimin içine bakıyor ve bana, ne kadar güzelsin, diyor.
Benim içim eriyor, gözlerinin içinde. Mutluluktan uçacak gibiyim. Hafifim, çok hafif… Birazdan kısa bir Avrupa turuna çıkmak üzere, havaalanına gidiyoruz, benim ayaklarım yere basmıyor sanki, daha uçağa binmeden havadayım sanki…
Bu senaryonun verdiği duyguyu bana bir çift Camper bot yaşatıyor. Ayakkabı almak zor zanaattır. Ayak formuna uygun bulmalı, yürürken rahat olmalı, gün boyunca ayağında olduğunu bile hissetmemeliinsan.
Yıllardır topuklu bir bot peşinde koşuyorum. Ayak formuma uygun bir bot bulamadım, o yüzden bir türlü cesaret edip de alamıyordum. İki yıl önce bir çift klasikCamper ayakkabı aldım. Aman Allahım, Maske filminde Jim Carrey’nin suratına yapışıp bir türlü çıkmayan maske gibi yapıştı ayakkabılar ayağıma iki yıl boyunca. Hala taş gibiler, sadece ben sıkıldım.

Kafaya koydum, alacağım bir çift bot, ama ayakkabı akşam saati alınmazmış, ayaklar küçülürmüş akşam saatlerinde, o yüzden akşam alınan ayakkabı daha sonra sıkarmış. Bir Pazar günü becerdim, topuklu bir çift Camper almayı.
Ayakkabı alırken fiyat da önemlidir tabii, ama önem sırası en sonda olmalı. Ayak sağlığı çok önemli. Camper’ın fiyatı da pahalı, ama yıllarca giydiğinizde zaten parasını çoktan çıkartmış oluyorsunuz.
Yazar Hakkında
Benzer yazılar
Yorum yazın
You must be logged in to post a comment.
