İş Hayatı Kategorisiz Röportaj

Türkiye’nin ilk fantastik üçleme yazarı ile aşk, annelik, babasız büyümek ve hayata dair…

 

Gülşah Elikbank

Türkiye’de ondan başka fantastik üçleme yazan kadın yok.  Günebakan üçlemesi; Siyah Nefes, Mavi Dağ, Kızıl Ölüm

Türkiye’ de ondan başka edebiyat  konseptli oteli  olan yok. ( www.minifuarhotel.com)

Yazarlığının yanında şairliği de var. Yazıyor olduğu kitapları var. Tüm bunların yanında bir de Rüya’sı var. Onunla 2 yaşındaki kızı Rüya’yı, anneliğini, iş kadınlığını, yazarlığını konuştuk. Buyurun sohbetimize.

Gülşah Elikbank kimdir?

Bunu birkaç yıl önce sorsaydınız, afili bir cevap vermek için uğraşırdım ama şimdi tek cevap yeterli sanırım. Gülşah Elikbank, her şeyden önce annedir. Ama yine de klasik bir ifade gerekirse; lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde, masterını Marmara Üniversitesi Yönetim Psikolojisinde tamamlayan, 7 yıl üst düzey otel yöneticiliği yaptıktan sonra, kızı Rüya’nın doğumuyla istifa edip kendi işini kuran ve şehir değiştiren biri. Yayınlanmış dört romanı olan ve daha nicesi de aklında dile gelmek için bekleyen bir kadın.

Sitenizde kendi tanıtım yazınızda ; ‘’Ben henüz tam olarak kim olduğumu bilmiyorum ama arıyorum.’’  demişsiniz. Buldunuz mu?

Bulmaya yaklaştım diyebilirim. Yazdıkça ve hayatta yol aldıkça; kendime, kendi gerçekliğime daha çok yaklaşıyorum.

Birçok kadın, anne olduktan sonra kendini tanıdığını/ bulduğunu söyler. Kızınız Rüya’nın bu sürece etkisi ne anlamda oldu?

Rüya, doğmadan önce olur olmadık her şey beni öfkelendiriyordu. Enerjimi olumsuz yönde harcıyordum ama şimdi kızıma iyi bir örnek olmak için, tüm enerjimi onun gelişimine ve dolayısıyla kendimi geliştirmeye harcıyorum. Uğraşlarım, dıştan içe döndü yani. Bu da kendimi keşfetmemde önemli bir etken. Bir de anne olmak, geçmişin yaralarını şifalandırıyor, yani kendi çocukluğunuzla olan kavganız bitiyor nihayet.

Hele benim gibi babasız büyüyen kadınlar için, durum tam da böyle oluyor.  

2 yaşında bir kız çocuğu, otel işletmeciliği, yazarlık. Tüm bu işleri bir güne nasıl dağıtıyorsunuz? Günlük rutininizden bahseder misiniz?

Biraz zorlanıyorum tabi:) Sabah kızımla birlikte uyanıyoruz. Daha doğrusu o sabahın köründe uyanıp beni uyandırıyor. Yatakta biraz ona naz yaptıktan sonra, kalkıyorum. Hep birlikte kahvaltı ediyoruz ve evden öyle çıkıyoruz. Rüya’yı da anneme emanet ediyoruz. Sonrasında otelin işleri, görüşmeleri, yeni fikirler ve konseptler… Yazmaya en son sıra geliyor. Fakat ben hiçbir zaman bir yazma işçisi olmadım zaten. Yazmak benim için keyif, bir boşalma şekli. Bazen 10 gün tek kelime yazmam, bazen de bir günde 50 sayfa yazarım. İçimi kağıda akıtırım. Yaşamın içimde bıraktığı tortuyu böyle yok edebiliyorum.

Bu süreçte size kimler yardım ediyor?

Annem, en büyük destekçim tabii.  Rüya’ya o bakıyor olmasa, bu kadar rahat kendi işlerime bakamazdım.

Bu yoğunlukta eş desteği çok önemli olsa gerek. Eşiniz size nasıl yardımlarda bulunuyor? Rüya ile ilişkileri nasıl?

Ben eşimi ilk gördüğümde, iç güdüsel olarak, onun harika bir baba olacağını düşünmüştüm. Şimdi yanılmadığımı görüyorum. Babasız büyüyen kadınlar, iyi bir babayı on metre uzaktan tanırlar:) Eşimin Rüya ile ilişkisi çok güzel. Birlikte harika vakit geçiriyorlar, eşim kızımıza bir şeyler öğretmeyi çok seviyor. Bir de markete gitmeye bayılıyorlar. Ben de onlar ortalıkta yokken, evin diğer işleriyle ilgilenmiş oluyorum.

Sizin Rüya ile ilişkiniz nasıl?

Biz aramızdaki “Güvenli Bağlanma”yı gerçekleştirebildik galiba. Hamileliğimin ilk ayından itibaren onunla bir yetişkinle sohbet eder gibi konuşuyorum. Kızım bana çok düşkün. Bensiz uyumaktan hiç haz etmiyor. Bu nedenle, ben de iş gezilerimi genelde günü birlik ayarlıyorum. Her gün ona duş aldırıyorum. Su oyunlarımız var. Bir de hayali arkadaşlarımız. Benim en büyük korkularımdan biri, 2 yaş sendromuydu. Şimdilerde 2 yaşımız doldu ama neyse ki hiç sorunumuz yok. Ben çok hareketli çocukların hiperaktif olduklarına inanmıyorum. Hangimiz çocukken, uslu uslu oturuyorduk ki?

Çocuk dediğin bir dakikada altmış yer gezer:) Bunu kabullenince sorun çıkmıyor. Bir de Rüya, benim onunla konuşmalarıma erken yanıt verdi ve 1 yaşından beri sağlıklı bir iletişimimiz var. Kendini çok rahat ifade ediyor. Göz temasıyla onu dinlediğim zaman da, hayır desem de kızmıyor. Neden sorularına aldığı uzun yanıtlar da onu tatmin ediyor galiba.

Aşkın Gölgesi bir anne-kız romanı olarak adlandırılıyor. Kitabın içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Evet, bu roman temelde bir anne kız romanı ama aslında içinde bir çok alt hikayesi var. Babasız büyümek, tek başına bir genç kızı bu coğrafyada büyütmeye çalışmak, kürtaj… Her kadının kendi yaşamından derin izler bulacağı, hayatın aşkı ezip geçtiği bir öykü.  Anneliğiyle hayata tutunan kadınların dramı.

Sonunu bilerek kapılmaz mısınız siz hiç aşkın büyüsüne, diye soruyorum annelere? Peki ya seçiminiz ne olur? Ya da hayat size seçme şansı tanır mı?

Rüya ile ilişkiniz bu kitaba nasıl yansıdı?

Kitabın bazı bölümlerini anne olduktan sonra değiştirdim. Fakat bu kitapta benim annemle olan ilişkim daha baskın. Rüya’nın hayatıma etkisini, Ekim başı çıkacak olan ilk çocuk romanımda göreceğiz hep birlikte. 9-14 yaşa uygun olarak kaleme aldığım, Medusa’nın Pusulası adlı öykü, oldukça maceralı bir çocuk kitabı oldu. Şimdi iç çizimleri yapılıyor. Rüya büyüdüğünde ona okumak için sabırsızlanıyorum bu öyküyü.

Rüya’nın mini fuar otelinde bir odası var mı? Rüya da ileride bir  yazar olsa… bu otele onun adı ile de oda ekler misiniz? Siz de bir yazar olduğunuza göre, bu otel de sizin adınızı da içeren bir oda var mı?

Ne benim ne de kızımın odası yok. Bir de otelimizde bir dadı yok. Yeni nesil bir yazar olarak, adımı yaşatma arzusunu başkalarına bırakmayı daha doğru buluyorum. Kızım şimdiden kitaplara bayılıyor. En sevdiği oyun alanı, benim kitaplığım. Benim yazdığım romanları da biliyor ama onları kendisinin yazdığını iddia ediyor:)

Alternatif Anne okurlarına bir anne/bir kadın olarak iletmek istediğiniz notunuz var mı?

Anneliği itici güç olarak kullanarak, kendilerini mutlu edecek işlerin peşinde koşmalarını tavsiye edebilirim. Çünkü biz mutlu bireyler oldukça, çocuklarımız da mutlu oluyor.

Devrim Şahin Atılkan

Devrim Şahin Atılkan

ALTERNATİF ANNE YAZARI | 7 yıl bankacılık yaptıktan sonra tam müdür olacakken istifa etmiş, adının aksine gelenekselci, dünyalar güzeli Elif Vera ve Zeynep’in annesi. Sihirli 40 Hafta adlı kitabın yazarı, drama eğitmenliği eğitiminin öğrencisi, gönüllü emzirme rehberi, Emzirme Reformu aktivisti. Kadın istihdamı arttıracak iş projeleri konusunda girişimcilik ödülü sahibi. Kızları, büyüdüklerinde annelerinin kurduğu VeraZeyn’e müdür olma hayali kuruyor. VeraZeyn; hayatınıza küçük dokunuşlarla yüzünüzde kocaman bir gülümseme oluşturmayı amaç edinmiş bir mutluluk kurumu. Hayatlarına çocuk ekleyen aileler için pratik çözümler üretmeye çalışıyor…

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Yarın akşam İzmir’e doğru yola çıkıyorduk biz de. Annemlerde değil de bu otelde mi kalsak diye düşünmedim değil:).

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör