Gülüş'ün Köşesi Kitap Röportaj

Türkiye’de bir kadın, anne ve yazarın başarma “İhtimal”i

"Hayatımda hiçbir zaman bir erkeğin arkasına sığınmadım. Ne babamın, ne eşimin…"

Gülşah Elikbank’ın ışıltısını, sevdiği işi yapıyor olmasına borçlu olduğunu düşünüyorum. Çocuk romanlarıyla başlayıp, fantastik edebiyata yıllarını verdikten sonra, ilk kez bir aşk romanı ile kendinden bahsettiriyor. Genç, güzel ama kafası karışık, talihsiz bir evliliği olan bir kadının, etrafında pervane gibi dönen kafası karışık erkekler ile mutluluğu yakalama şansı var mıdır dersiniz? “İhtimal” romanının yazarı Gülşah, güzel mi güzel bir de kız çocuğunun annesi. Merak ettiğim şeyler vardı, cevaplarımı aldım:

Öncelikle “pes!” diyorum. Zira kahramanımız Yeşim, bu kadar şansı varken gitti, en sorunlu adama aşık oldu. Sence kadınlar hep arıza erkeklere mi ilgi duyuyorlar?

Aslında en sorunlu adama değil, onun kalbindeki yarayı iyileştirecek adama aşık oldu. Hiçbir gerçek iyileşme kolay olmaz. Aynısı Mahir için de geçerli. Onlar birbirlerinin tek ihtimaliydi bu nedenle. Birini bulmak zordur belki ama birbirini bulmak en zoru. Ayrıca Yeşim de oldukça arıza bir tip. Tek fark, Yeşim bunu çok güzel gizleyebiliyor.

Girdiği her mekânda konuşulan, bakışları üzerine çeken, kimsenin reddetmediği bir kadından bahsediyoruz. Bu koşullarda Yeşim’in şımarık bir karakter olabileceğini düşündüm ama olayları kendi ağzından dinlediğimiz için bunu teyit edemedim. Ne dersin?

Yeşim kendini güzelliğiyle var eden bir kadın değil öncelikle. Onun hayatında başka şeyler var. Üstelik ilk aşkında yaşadığı hayal kırıklığıyla aslında hayatla bağı kopuyor. Günden güne kadınlığını unutuyor. Güzel olduğunu bile unutuyor hatta. O yüzden şımarması pek mümkün değil. Daha çok şaşkın bir hali var onun.

Türkiye’de Yeşim gibi özgüvenli, karşı cinsle ilişkisinde girişken kadınlar sayıca çok olmasalar gerek?

Görünen az tabii. Ama bunun bir de görünmeyen yanı var. 3.sayfa haberlerine baktığında ne demek istediğimi daha iyi anlarsın. Taşrada daha farklı yaşanıyor ilişkiler sadece. Daha gizli daha doğrusu. Yeşim bir metropol kadını ve özü, sözü bir kadın. Ne istediğini de çok iyi biliyor.

Önceki romanında kont Drakula ile hoşlaşırken bile Türkiye’nin politik gündemine sözü getirmeyi başarmıştın. Bu sefer başka bir güncel soruna değinmişsin. Yeşim’in sosyal medyanın azizliğine uğraması çok doğal, çok fena, çok da eğlenceli! Ama sözü geçen bir sevgilisi var ve hemen olaya el konuyor. Sosyal medyayla ilgili görüşün nedir?

Sadece sosyal medya değil, Whatsupp da bir o kadar tehlikeli. Bütün gizemi yok eden bir şey. Düşünsene artık kameralı konuşabiliyorsun. Neredesin, kiminlesin anbean raporlu sanki. Ünlü kişiler için bu durum daha fena. Çünkü gittikleri her yerde artık bir haberin malzemesi olabilirler. Mahir ve Yeşim’in başına da bu geliyor. Çok masum bir öpüşme onları bütün sosyal medyanın konusu haline getiriyor. Üstelik kendini savunma alanın da çok dar. Çünkü bilen bilmeyen herkes orada söz sahibi, bilir kişi gibi ahkam kesiyor. Elbette hayatımızda sosyal medya olmasın falan demiyorum ama kullanırken de biraz dikkat etmek gerek.

Biraz da anne-yazarlığına değinmek isterim. Gerçi Rüya büyüdü sayılır. Ama yazma temponun annelik temponla nasıl raks ettiğini merak ederim. Nerede yazıyorsun? Yazmak için hangi koşullara ihtiyacın var ve yazar çevrenle kendini kıyasladığında anneliğinin tempona nasıl bir etkisi var?

Rüya bu sene ilkokul birinci sınıfa başladı. Ben de onun okul saatlerine uyduruyorum çalışma tempomu. Onu okula ben bırakıyorum. El ele yürüyerek, sohbet ederek gidiyoruz okuluna. Çıkışta da genelde ben alıyorum. İşte o araya ne kadar iş sıkıştırılabilirse, onu yapıyorum. Bazen tempomdan başım dönüyor. Çıldıracak gibi oluyorum ama sonra bir kahve içip sakinleşiyorum. Önceliğim Rüya, yazarlığım ondan sonra geliyor itiraf etmek gerekirse. Geceleri de çok verimli benim için. Rüya uyuduktan sonra, kendi uykumdan biraz fedakarlık yapıp okumalarımı yapıyorum mesela. Fakat ben yöneticilik geçmişim dolayısıyla zamanını çok iyi yöneten biriyim. Aynı anda beş iş yapabilenlerdenim. Zihnimin işleyiş hızı da öyle. Sakin bir tempoda zaten nefes alamazdım herhalde.

Türkiye’de anne-yazar, kadın-yazar olmaya dair ne söylemek istersin?

Türkiye’de kadın olmak çok zor, anne olmak da hiç dinmeyecek bir kalp ağrısı ile yaşamak gibi. Ama ben kadın dayanışmasına çok inanıyorum. Hayatımda harika kadın dostlarım var. Annem ve anneannem var. Erkek egemen bir dünyada birbirimize tutunmadan yol almamız çok zor. Güçlü, kendine yeten kadın erkeklerin pek de hoşuna gitmiyor açıkçası. Seni bir tehdit olarak görüyorlar kendi varlıklarına. O yüzden de seni evde tutmanın yollarını arıyorlar, sana haddini bildirmek çok hoşlarına gidiyor ama uzun vadede kaybedecekleri bir savaşın içinde olduklarının farkında bile değiller. Kadını mutlu olmayan bir toplumda kimse huzurlu olamaz çünkü. Ben de kolay pes eden biri değilim, kimsenin yoluma çıkmasına izin vermem. Hayatımda hiçbir zaman bir erkeğin arkasına sığınmadım. Ne babamın, ne eşimin… O yüzden de başarılarımın hepsi bana ait. Başarısızlıklarım da elbet.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız