Eğitim Gülüş'ün Köşesi

Türk eğitim sistemiyle yakınlaşmalar

ucuncu-tur
Yazının başlığı, Spielberg’in “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar” adlı eserine göz kırpıyor

12 yıl Belçika’nın, 6 yıl da Fransa’nın eğitim sistemlerini deneyimledikten sonra “nihayet” bu yıl oğlum ve kızımla Türk eğitim sistemine geçiyoruz. “Geçeceğiniz varsa göreceğiniz de var!” dediğinizi duyar gibiyim. Ama iki geri, bir ileri hareket eden yapısına rağmen, yaptığım araştırmalar ve aldığım uzman görüşleri Türkiye’deki en güncel ve çocuk dostu eğitim alternatiflerinin yine Türkler tarafından üretildiğini gösterdi bana. Bu bilgi beni o kadar tersköşe yaptı ki, konuyu iyice hazmetmeden yazmak istemiyorum. Ama sistemler arası geçiş yaparken dikkatimi çeken ilk değişiklikleri paylaşabilirim.

İstiklal Marşı ile açılış

Büyük sistem değişikliğini, yumuşak geçiş olsun diye yaz okulu çerçevesinde yapıyoruz. Bu süreçte oğluma İstiklal Marşı’nı ezberletmem gerek, yoksa Eylül’de ağzı açık bakakalacak!

Pedagojik destek

Aynı zamanda devlet okulundan özel okula da geçiş yaptığımız için öğretmen-öğrenci, okul-veli ilişkileri de olumlu yönde değişmekte: Pedagojik ve eğitimsel destek veren iki rehberimiz var yeni okulda.

Disiplin ve sevgi arasındaki denge

Oğlumun ilk yorumu şu oldu: “Fransız okulunda biri yere düşüyor, ağlıyor, kimse bakmıyor. Yeni okulda bakıyorlar”. Bu söz canımı acıttı çünkü 26 yaşımda, yanımda iki Belçikalı adamla yürürken önümde yere düşen teyzeyi hatırladım. Arkadaşlarım hemen tutup kaldırırlar zannetmiştim ama sadece öyle bakmışlardı. Bu olay, yalnızlık hissimi perçinlemiş ve Türkiye’ye dönme kararı almamda küçük de olsa bir rol oynamıştı.

Biliyorsunuz, biz anneler yürüme aşamasındaki bebeği düştüğünde hemen koşup kaldırmamakla mükellefiz. Sorun yaşayan çocuğumuzun sorununu hemen çözmememiz gerekiyor, hep onun iyiliği için. Bununla birlikte görmezden gelmek ya da görmemek, bambaşka şeyler.

Bireysellik anlayışı, Fransız okullarında 3 yaşından itibaren edinilmeye başlanır. Veliler olarak biz bunu şöyle yorumlarız: “Çocuğa bebek muamelesi yapılmıyor, yanakları sıkıştırılıp öpülmüyor, zaten sevgi vermek annenin işi. Öğretmen, eğitim işini üstleniyor”. Bazen küçük çocuk altına kaçırmış olarak veliye teslim edilirse, önüne konan yemeği yemeyip aç kalırsa isyan etmemek, buna alışmak gerekir. Türk sisteminde ise bütün çocuklar birer çiçektir (peki ama size dil çıkarıp üzerinize tükürse bile mi?) ve yanakları çocuk delirene kadar sıkıştırılabilir. Aradaki dengeyi tutturabileni alkışlamak gerekir! 🙂

Uzun, çok uzun yaz tatili

Yaz tatilinin 2 yerine 3 ay sürüyor olması da önemli bir değişiklik. Samimi olalım, bu, veliler için korkunç bir şey, tam bir felaket! Ayrıca 3 ayda öğrencinin öğrendiklerini unuttuğu da sıkça yapılan eleştiriler arasında. Peki, o zaman neden 3 ay tatilde ısrar ediliyor?
Aslında tatillerin sadece kültürlere değil, coğrafyalara da uyarlanmış olduğunu görmek zor değil: Türkiye’de birçok bölgede Haziran’da havalar aşırı ısınmış oluyor, çocukların derslere yoğunlaşmaları zorlaşıyor. Fransa’da, Belçika’da, Almanya’da böyle bir sıkıntı yok. Hele Almanlar, 2 ay tatil bile yapmıyorlar, bunun yerine yıl içinde daha fazla küçük tatil şansı veriliyor öğrencilere. Türkiye’de ise uzun bir tatilin yarattığı handikapı aşmak için tatil ödevleri ve okumalar devreye giriyor.

Sevgi dolu yaz ödevleri!

Okuldan beni “Çocuğunuzun yaz ödevlerini verelim” diye aradıklarında “Şimdi şapa oturduk” diye düşünmüştüm. 3 koca aylık tatilde ödev verilmesi normaldi tabii ama yazın hiç ödev yapmamış olan oğlumun buna nasıl tepki vereceğini bilmiyordum. Aldığımız ödev kitapçığının açılış sayfası, oğlumun dergiyi sevinçle öpüp ödevlerin başına oturmasına sebep oldu. Aynı sözlere iç sayfalarda da rastlıyorduk:

“Biliyorum, yazın bu ödevleri yapmak bazen canını sıkacak, bazen yorulacaksın. Amacım seni yormak değil oysa. Bilmeni istiyorum ki yaptığın her ödevde kazanan sen olacaksın, zenginleşecek ve çoğalacaksın…”

Bunları okuyan oğlumun resmen gözleri doldu. Hayatımda ilk kez sevgiyle ödev yapmanın nasıl bir şey olduğunu gözlerimle gördüm. Üstelik henüz tanımadığımız bir öğretmenin sevgisiyle!

İlkokul boyunca tek öğretmen

anaokulu anasinifi3Belçika’da ilkokul öğretmeni tektir ve 5 yıl boyunca değişmez. Fransız okullarında çoğunlukla her yıl yeni bir öğretmen gelir. Oysa güncel pedagoji, ilkokul öğrencisinin öğretmenine ikinci bir anneye bağlandığı gibi bağlandığını, bunun çocuğun okulunu sevmesi ve güven duyması için gerekli olduğunu söylüyor bize. Yeni okulumuzda farklı branşlar için farklı öğretmenler var ama, çok şükür ilkokul son sınıfa kadar değişmiyorlar…

Edebiyat farkı

Yaz ödevleri arasında bize verilmiş olan hikaye kitapları ile ilk kez Türk çocuk romancıları ve onların farklı yaklaşımları ile tanıştık. Fedakârlık, haksızlık, nankörlük gibi olguların hikâyelerde bolca –fazlaca- yer aldığını fark etmem zaman almadı. Açlık içindeki anne martı çocuk martılara “Ben kendi payımı yemeyeyim, sizin yedikleriniz bana kestane kebap olur” diyor, birkaç sayfa sonra “Ölürsem beni götürüp kendi topraklarıma gömün” gibi bir söylemle duygusal oğlumun gözyaşlarına boğulmasına sebep oluyor. Bu yaklaşımı çocuk edebiyatı eleştirmeni olan bir gazeteci arkadaşım, “ezik edebiyatı!” diye tanımladı bana. Sempatik bir yorum değil, eleştiri tabii, ama üzerinde düşünmeye değer.

Öte yandan, zannediyor musunuz ki Fransız çocuk edebiyatı daha edebi, çocuk şarkıları daha derinlikli? Klasikler arasında gemide yiyeceksiz kalıp birbirini yiyen yamyamlar (Petit Navire), keyif için tüyleri yolunan, gagası kopartılan toygarlar (Alouette), farklı tür gulyabaniler (“ogres”) o kadar çocuk dostu ki anlatamam! 🙂

Daha önce de söyledim ama yine söyleyeceğim: Anne olmak bir macera ise, veli olmak bambaşka bir macera… Ve bu sefer kontrol, pek de sizde değil!

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Gülüş hn Merhaba

    Bir Ankara’lı olarak gerçekten hangi okuldan söz ediyorsunuz merak ettim.Paylaşırsanız çok sevinirim

    Bilgi olarak paylaşmak gerekirse 10 yaşındaki kızım Ankara Özel Tevfik Fikret Okullarına devam ediyor…

    Selamlar,Sevgiler

  • evet sonu güzeldi annelik çook zor bir macera ve kontrol bizde değil bu beni en çok zorlayan şeylerden biri