Eğitim Eleştiri Kategorisiz

Alman annenin Türk eğitim sistemiyle imtihanı

Ödev yükü çocuğumun öğrenme hevesini öldürüyor diyor bu anne ve radikal bir karar alıyor:

bus-878697_640Zor olacağını biliyordum. Ama bu kadar mı?! Oğlum henüz üç aydır okula* gidiyor ve şimdiden bile patlama hazır bir yanar dağ kaynıyor içimde. Üç yıl anaokuluna gitmiş olması oğlumu sisteme alıştırmış olabilir ama beni hiç! Bir ödev yükü var, be  oturup yapsam üç saat sürer her gün. Peki, ödev gerekli mi gereksiz mi, çocuğuma yaptırmalı mıyım, yaptırmamalıyım? Bir veli olarak kafam allakbulak olduktan sonra araştırdık, konuştuk, tartıştık  ve ailece yolumuzu çizdik. Kolay bir yol değil, ama bizce gitmeye değer!

Özet vereyim: Büyük oğlum birinci sınıfa gidiyor ve ilk başta verilen ödev yükü günde 6-8 sayfadan ibaretti. Her veli gibi biz de oğlumuz bunları yapsa iyi olur diye düşündük. Ancak çok hızlıca bu ödevlerin yapılması 3 saate yakın sürdüğünü fark ettik. Sonra ödev yükü azaldı, haftada 3 gün gibi 1’er saat ve hafta sonunda 3 saate düştü. Bize göre bu bile hala çok fazla!

Birlikte düşünelim, oğlum 15:30’ta eve geliyor, akşam 18:30’da ailece yemek yiyoruz ve 20:30’ta yatıyor. Çocukların stres seviyesini (Alman bir uzmanın bana anlattığına göre) sadece uyanıkken ve üç saat bir zaman diliminde ancak indiğini göz önünde tutarsak en geç 17:30’tan sonra serbest olmalı. Okuldan sonra eve yorgun gelen çocuk önce bir saat oyun oynayacak ki tekrar belli bir süre için konsantre olabilsin, değil mi? Teorik planımıza göre ödev için kalan süre bu durumda 16:30-17:30 arasına inmiş durumda. Yemek de yiyecek, değil mi? Çantalarına ne kadar atıştırmalık koysam da eve gelir gelmez daima önce bir şey yemek istiyorlar oğullarım. Kaldı bize bir yarım saat. Eh, 6 saat okuldan sonra konsantre olabildiği maksimum süre de bu zaten!

Gerçekçi olursak o yaştaki bir çocuğun 10-20 dakika ödevden fazlasını yapması mümkün değil. Kendi çocuğunuzu gözetleyebilirsiniz, bunu fark etmek bence çok kolay. Benim oğlum mesela okul günlerin ardından 15 dakika süper yazar, okur, öğrendiklerini tekrarlar, ama 20 dakika oldu mu birden çuvallanmaya başlar. Bildiklerini bile karıştırmaya başlar. Bundan sonra ders çalışmak, ödev yaptırmak saçmalık! Ağzına kadar dolu olan bir kovaya “daha fazla, daha fazla” deyip damla damla su sıkıştırmaya benzer. Biraz boşalmadan girer mi ilave su? Girmez tabi ki, taşar! Tıpkı çocuklarımız gibi. Öfke krizler, ağlamalar, yalvarmalar, söylenmeler önceden programlanmış gibi. Evde kriz ve kavga var demek. Neden bu eziyeti çekeyim, neden bu eziyeti çektireyim? Hele son yılların araştırmaları birçok nedenle ilkokuldaki ödevlerin yarardan çok zarar getirdiklerini ve çocuğunun öğrenmesini hızlandırmadığını kanıtlanmışsa!?! Orta okulda bu durum farklı, altını çizeyim. Sadece ilkokul için konuşuyorum ve ilgili birçok link aşağıda ekliyorum sizler için.

Düşün taşın, yaptırsan yanlış yaptırmasan da yanlış çünkü öğretmenle ters düşeceksin. İki ucu b*lu deyeneğe benziyor. Durum böyle olunca araştırdık, okuduk, tartıştık ve kararımızı verdik. Çocuğumuza istemediği sürece ilkokulda ödev yaptırmayacağız.

Bunu nasıl yaptığımızı yazımın devamında okuyabilirsiniz.

*oğlum iki yıl devlet anaokulundan sonra bir sene devlet anasınıfına ve şimdi devlet ilkokuluna gidiyor.

 

http://www.zamanecocuk.com/aile/haber/anasinifi-ve-1sinifta-odev-verilmeli-mi/502/

http://www.egitimpedia.com/arastirma-cocuklar-tavsiye-edilenden-uc-kat-daha-fazla-odev-yapiyor/

http://www.egitimpedia.com/bir-okul-muduru-odev-ilkokul-cagindaki-ogrencilere-zarar-veriyor/

http://www.hurriyet.com.tr/odevin-azi-karar-cogu-zarar-25547767?noMobile=true

http://www.egitimpedia.com/ebeveynler-odev-yerine-oyuna-yonelir-mi

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ozgur-bolat_313/odevler-gercekten-gerekli-mi_40037005

Regina Röttgen

1989 yılında tatile geldiği Türkiye'nin insanına ve doğasına aşık oldu ve henüz 19 yaşında olmasına rağmen bir daha ülkesine dönmedi. B.Ü.'de Felsefe ve İngilizce dili ve edebiyatı okuyup felsefede yüksek lisans yaptıktan sonra yerli ve yabancı yayınlar için çalıştı ve evcil hayvan dergisi yayımladı. Çocuklar için güvenlik eğitimi kursları ve düşünme atölyeleri düzenledi.

15 yıldan fazla İstanbul'un merkezi semtlerinde oturduktan sonra işini aslında her yerde yapabileceğine karar verdi ve büyük şehri terk etti. Eşiyle, iki oğlu, sayıları sürekli artan tavuklar, 2 kedi ve bir köpek sürüsü ile birlikte şuanda Bodrum yakınlarında bir köyde yaşıyor. Yabancı yayınlar için annelik ve evcil hayvan hakkına yazıyor.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız