Gülüş'ün Köşesi Gündem

Çocuğunuzun terörist olmaması için yapabileceğiniz 3 şey

Çocuğumuzun bir gün terörist olarak karşımıza çıkma ihtimali var mı?


Çocuklarımla Güvenpark’ta geçirdiğim güzel zamanları belgeleyen bir fotoğraftan esinlenerek yazdığım yazıya, beni düşündüren bir yorum gelmişti:

teror1-yorum

Ebeveynler, çocuklarının ruh ve beden sağlığı üzerinde kontrol sahibi olabiliyorlar. 6 yıldır bu bilinçle yayın yapan bu platformda, bu derece kaderci bir yoruma pek sık rastlamayız.
Bir anne neden böyle söyler?
Çocuğunu sevgi içinde, anlayışla büyütmeye gayret gösteren bir ailenin çocuğu böyle olamaz ne de olsa… Öyle değil mi?

Yoruma katılmasam da, üzerinden geçip gidemedim.
Neden bir anne, bilinçli bir ebeveyn, bu denli olumsuz düşünebiliyor?

david-thomson-1Geçtiğimiz hafta Belçika medyası, yaşanan saldırılardan sonra terörü ve teröristleri konuşmak konusunda bizim medyamızdan daha cesur çıktı. Televizyon, radyo ve gazetelerden olan biteni takip ettim. Gazeteci David Thomson ile yapılan röportaj, bu annenin yorumunu haklı çıkarır nitelikteydi.  Thomson, cihatçılarla yaptığı röportajlardan edindiği bilgilerle, sizin de ailenizden bir terörist çıkmayacağı inancını yerle bir ediyor! Çünkü kendimizi telkin etmek için yarattığımız düşünce kalıplarının pek çoğunun yanlış olduğunu gösteriyor.
Mesela;

  • Teröristler kenar köşe mahallelerde büyüyüp, hep ezik hissetmiş olan vatandaşlardır. Öyle değil mi?
    Değil! Sizi şaşırtacak kadar varlıklı, orta üst sınıf bir aileden cihatçı çıkabiliyor.
  • Teröristler aşırı dindar ortamlarda, baskı altında büyürler. Öyle değil mi?
    Hayır, değil! Dini, halkın büyük çoğunluğu gibi, kültürlerinin bir parçası olarak yaşayan ailelerden de cihatçı çıkabiliyor.
  • Teröristler sadece İran, Irak, Türkiye gibi çevrelerden çıkıyor. Öyle değil mi?
    Değil. Fransız, Portekizli, Afrikalı, Koreli, Viyetnamlı cihatçılar da var…

Bu bilgiler, hele ki Thomson’un verdiği örnekleri okuduğunuzda, insanı şaşkınlığa sürüklüyor. Ve işte o zaman yukarıdaki yorumu yapan anne gibi, dehşet içinde “besle kargayı oysun gözünü” sözünün doğru olduğunu düşünme noktasına geliyorsunuz.

O noktaya gelmeyin.
Ne çocuğunuzu peşinen güvende zannetmeli, ne de her şeyin kader kısmet olduğunu sanmalısınız. Doğru, ikisinin arasında, biraz dikkat ve emek isteyen bir yerde…

Modern dünyada bilgi kaynaklarının güvenilmezliği, bireylerdeki kültür eksikliği terörizmi körüklüyor. Bunları değiştirmek sadece bizim elimizde değil. Ama aynı röportajdan, anne babaların kontrol edebileceği 3 nokta olduğunu görebiliyorum.

İşte çocuğumuzun terörist olmaması için dikkat etmemiz gereken 3 önemli nokta:

  1. EGO

false-prideÇocuğunuzun egosunu şişirmeyin. Narsist kişilik bozukluğuna kendi ellerinizle sebep olmayın. Bu güne kadar Alternatif Anne’de narsisizme dair onlarca yazı yazdık. Buyurun okuyun, bunu da okuyun hatta bunu da okuyun. Ailenin prensi/prensesi olarak büyüyen çocukların doyumsuz ve memnuniyetsiz yetişkinlere evrildiğini unutmayın. Facebook like’larıyla mutlu olan bir genç, silahlı fotoğraflar yayınladığında evlilik teklifleri aldığını, nasıl bu alakanın bağımlısı olduğunu anlatıyor Thomson’a. Hassas egolar için cihatçılık, kahramanlık demek. Bu grupların içinde kişi, aradığı ilgiyi fazlasıyla buluyor.

  1. HIRS

boyonswingÇocuğunuza gereğinden fazla hırs pompalamayın. Komşunun çocuğundan önce yürümesi, daha hızlı koşması, daha erken okuması, sınıf birincisi olması, sağlıklı bir yaşamı garantileyen özellikler değil. Aramızda sayısız mükemmeliyetçi ebeveyn olduğunu hepimiz biliyoruz. Onlardan olmayın! Bunun yerine çocuğunuza, yeterince iyi bir eğitimin yeterince iyi bir hayat sunacağı fikrini aşılayın. Teröristlerden biri son derece başarılı, sorunsuz bir öğrenci, ailesi için harika bir evlattı. Ama bütün bunlar onun için yeterli olamadı: “Bir göçmen olarak o ülkede, o ailede umduğum en iyi noktaya gelmiştim. Orada kalarak daha fazla yükselmem mümkün değildi” diyor röportajında…

  1. ŞİDDET

The-Boy-and-the-Beast-Shibuya-explosionTahmin edebileceğiniz gibi, teröristlerin büyük bir bölümü şiddetin bir şekline maruz kalmış oluyor. Kimileri cinsel istismara uğruyor, kimileri korkunç bir ölümle yüzleşiyor, kimileri ağır hastalıklarla, madde bağımlılığıyla ya da fuhuş ortamlarında büyüyor. Kimileri ebeveynlerinden uzak hatta terkedilmiş olarak büyüyor. Aile içinde bulunan, gözle görünmeyen ama ciddi derecede işlevsel bozukluklar da bu yolun seçilmesinde etkili olabiliyor. Bu durumların yakınından bile geçtiyseniz, konuyu hafife almayın. Mutlaka terapistinizden yardım alın.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • –İşte budur diyorum. Ego kısmı çok ama çok konuşulması gereken bir konu. Çocukları yerli yersiz övmelerimiz, onları dünyanın merkezinde görmemiz ve bunu ifade etmemiz çok ama çok sakıncalı. Ben bunu kendi çocuklarımda da görüyorum. Evde gayet dozunda bir övgü anlayışımız olsa da sanırım dışarda onlara ” siz farklısınız ” algısı oluşturmuşlar. Bi ara eve geldiklerinde ” biz farklıyız” deyip duruyorlardı ve ben hemen müdahale ettim. “hayır siz farklı değilsiniz yavrum” dedim, neden diye sordular. Siz de diğer çocuklar gibi çocuksunuz dedim. Tehlikeyi hemen farkettim. Çok dikkat lazım çok. Herkesin çocuğu özel, herkesin çocuğunun farklı şeyleri farklı zamanlarda yapma yeteneği var. Herkes herşeyi aynı zaman dilimlerinde yapmış olsa tek tip insanlar olurduk öyle değil mi. Ben çocuklara eğitim verirken birşeyleri erken öğrenmesi derdinde hiç olmadım. Sadece zihinlerini çalıştırmaları ve kullanmaları için uğraşıyorum. Öğreneceklerini zamanında öğreniyorlar zaten. Sadece algılarını açık tutmak, zihin ezgersizi yaptırmak benim için önemliydi. Diğer çocuklardan önde oldukları konuda da bunu onların farklı olduklarını düşünerek icra etmekten ziyade, bilinçli davranan her annenin bu sonuca ulaşabileceğini düşünerek devam ettiriyorum. Şiddete zaten hiç girmiyor. Sağlıklı aile sağlıklı çocuk bu en büyük etken. Çocukları en ufak şiddet içeren reklamdan, çizgi filmden uzak tutmak ve aile içinde de şiddetten uzak tutmak lazım çünkü hemen kapıp benliklerine yer ediniyor. Herkes çocuğunu bu etkenler yönünden inceleyip gözlemlese eminim etkilerini daha rahat farkedip ona göre davranacaktır.