Gülüş'ün Köşesi

Terör günlerinde anne olmak

Eğer büyüdüklerinde canlı canlı yanacaklarsa, çocuk yetiştirmenin anlamı ne? #Ankara

01

Fotoğraftaki yeri tanıdınız mı? Bombanın patladığı yer. Güvenpark.
Fotoğraftaki çocuklar da benim çocuklarım
Herkes gibi Kızılay’da gezindikten sonra, minibüse binmek üzere biz de buradan geçeriz. Her Ankaralı gibi biz de burada kuşlarla biraz vakit geçirir, onlara yem veririz. Kızılay’ın keyifli havasından biz de yolumuz düştüğünde nasibimizi alırız.

Ankara, görece sakin bir başkenttir. Çankaya’nın yolları görece düzgün, toplu taşıma şoförleri görgülüdür. İstanbul’dan buraya taşınıp elimde pusetle otobüse bindiğimde otobüs zig-zaglar çizmeden, bana dengemi kaybettirmeden ilerlemesine şaşmış, beni ve pusetteki çocuğumu tedirgin etmemesine hayran kalmıştım. Az daha kendimi Belçika’da gibi hissedecektim.

Geçtiğimiz Pazar, çocukları parka götürdük ki temiz havada kurtlarını döksünler,
AVM’ye götürdük ki okulun istediği beyaz tişörtü alabilelim,
ödevlerine yardım ettik ki anlamadıkları konularda destek olabilelim.
Ve nihayet, işlerin bittiği, tansiyonun düştüğü akşam saatlerinde, penceresinden Atakule’nin topuzu görünen odamızda halıya serilip, bir film izlemeye koyulduk.

Varla yok arası bir ses duydum.
Bilgisayar başında çalışan eşim geldi, en küçük sesiyle “Yine bomba patlamış” dedi.

Aman, çocuklar anlamasın…

Demeye kalmadı, telefonlar ötmeye başladı.
İlk arayan (hiç şaşmaz) babaannemiz.
Evet iyiyiz, evet evdeyiz.
Sonra anneanne.
İyiyiz, evdeyiz.
Arkadaşımız.
İyiyiz, evdeyiz. Siz de mi duydunuz? Biz de duyduk, büyük bir şey demek ki…

Telefonumun internet bağlantısını açtım, açmaz olaydım.
Blip blip blip, mesajlar susmak bilmiyor. Yazıyorum:
“İyiyiz, evdeyiz”.

“Anne, kaçırıyorsun ama bak, en komik yeri!”
“Hadi anne ama, bak! bak! bak!”

Sosyal medya hantallaşmış.
Sansür.
Açmamaya söz verdiğimiz bilgisayarın önüne oturuyorum.
Bu sözümden kaç kez terör yüzünden döndüm!

Oğlum soruyor: Bomba mı patlamış?
Nereden duydun?
Siz konuşuyordunuz ya demin?

İstediğiniz kadar çocukların anlamadığını zannedin…
Plan A çöktü, o halde Plan B: “Çocuğa terör nasıl anlatılır” bilgilerini hafızana getir, anlat…

04

Solda elinde top tutan, benim oğlum. 7 yaşından itibaren önce bahçeye, sonra çocuk parkına, sonra da sokağa çıkabilir oldu. Çünkü benim için burada bunu yapmak mümkündü. Oğlumun hem güvenilir, hem kendine güvenen, hem de tedbirli bir çocuk olmasını sağlamak yani. Sübyancılar olabilir, dediler. Sokaklar eskisi gibi tekin değil, daha kötü dediler. Yılmadım, Ankara’da olmanın avantajlarını unutmadım, çocuğumu tedbirli ama özgür ve huzurlu yetiştirdim.

10 Ekim’de terör burnumun dibinde patladı.
Sonra bu Pazar, fotoğraftaki anımızın yerini bunun aldığını gördüm:

02

Şimdi bana Belçika’dan yazıyorlar:

“Ne zaman dönüyorsun? Daha ne kadar sabredeceksin?”

Sanki her şey benim sabrımın tükenmesine bağlıymış, sanki “eeeeh, yetti beeee” deyip çoluğu çocuğu toplayıp Brüksel’e yerleşip, iş gü bulabilecekmişim, kabul görecekmişim gibi…

Bodrum’dan çağırıyorlar:

“Burada da güzel okullar var, senin için endişeleniyorum”

Ama orada ne iş yaparız, neyle geçiniriz, eşim nerede çalışır, işinden nasıl tatmin olur?

İşin acı tarafı, imkansızlıklara rağmen düşünmeye başlıyorum bunları. Ankara benim doğduğum şehir ama, ailecek ölmeyi mi göze alacağım burada yaşamak için? Akşam eşimin aklına girmeye çalışıyorum. Olmuyor tabii, kolay mı öyle…

Bir de işin manevi tarafı var. Biz işini en iyi şekilde yapmak, ülkesine bir katkıda bulunmak için kendi çapında çabalar gösteren bir karı-kocayız. Çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmek istiyoruz ama hayallerimiz her ay sıfırlanır oldu…

Tüm zamanların en ünlü çocuk uzmanı Dr. Benjamin Spock nükleer silahlanmaya, Vietnam Savaşı’na karşı çıkan, savaş karşıtı protestolara aktif olarak katılan bir adammış.
Acaba diyordum, çocuk uzmanlığı nesine yetmiyor da bir de politikaya bulaşmış ?
Sebebi, Spock’un çocuk yetiştirmenin anlamını hepimizden daha iyi kavramış olmasıymış:

“Eğer büyüdüklerinde canlı canlı yanacaklarsa, çocuk yetiştirmenin anlamı ne?”

03

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bu konuda konuşmak dahi istemiyorum. Ama ne olursa olsun vatanımı bırakmak da benim tercihim değil. Bu kadar zor kazanılan bir vatanda inadına yaşamak lazım, başarılmaya çalışılan korku kültürüne ait olmak istemiyorum. Çocuklar daha küçük olduklarından anlatma ihtiyacım yok ama sorsalardı gerçekten nasıl anlatırdım bilmiyorum. Onların yanında haber izlemiyorum, şiddet içerikli bir şey olursa tvyi kapatıyorum. Yine boğazım düğümleniyor, bir şey yazamıyorum. İnsanlar ölmesin, bu vatan bölünmesin..