Toplum

STK’lı anne olmak nasıl olurdu?

3 çocuklu bir anne olarak “Hiç de zor değil!” diyebilirim.

STK’lar yani sivil toplum kuruluşları ülkemizde her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu, güzel bir gelişme. Osmanlı döneminde, etrafında muhtaç bir aile olan mahalle olmaz, komşusu açken kimse tok yatmazdı. Bugün bu geleneği sivil toplum kuruluşları devam ettiriyor. Kamuoyu oluşturmak, ihtiyacı olanla buluşup ihtiyacını gidermekten dertlinin derdini dinlemeye kadar oldukça geniş bir platformda çalışan sivil toplum kuruluşları, insanoğlunun  hala var ettiği sevgi, vicdan, imece kültürünün bir parçası olmaya devam ediyor.  Gönüllülük esasıyla çalışmak, içerisinde barındırdığı iyi niyetin dışa yansıması olsa gerek. Herhangi bir alanda yardım etme temennisi ile yola çıkan bu topluluklar, toplumumuzun bel  kemiğini oluşturuyor. İşin öbür tarafında hepimiz, her gün bir şeylerden yakınıp bazen ihtiyacı olan insanı bulmakta bile zorlanırken, bu kuruluşlar vesile olma görevini yerine getirerek bizi, ihtiyaç sahibiyle buluşturuyor. Kar amacı gütmeyen, tüccar zihniyetinden hayırsever konumuna transfer edebileceğiniz yegane duraklardan biri de burası.

Nedense STK faaliyetleri toplumumuzda, çocuğunu büyütmüş, ununu elemiş eleğini asmış, emekli olup boş vakitlerini doldurmak isteyen insanların işiymiş gibi bir algıyla baş başa bırakılıyor. Halbuki genç anneler, anne adayları, küçük çocuklu anneler, diğerlerinden çok daha fazla STK’ lı olmalı. STK faaliyetleri içerisine çocuklarını dahil etmeli, çocuklarını o atölyeden bu atölyeye koşturmak yerine sevgiyle temellenen bu tip bir  faaliyet ortamına götürmenin önemini anlamalı. Şimdi  fark edemeyeceğini, yaşının küçük olduğunu düşünenler bile, sırf bilinçaltına yerleşmesi açısından bu faaliyetlerle  daha çok ilgilenmeli.

Popülizmden uzak, siyasetin girdabından çıkmış, sürekli üreten bir STK anlayışı için genç beyinlere daha çok ihtiyaç var. Hangi kimliğe sahip olursa olsun, farklı kimliklerin STK kimliği başlığında toplanması ve aynı amaca hizmet etmesi ise bambaşka bir kazanım.

Bir ülkede örgütlü toplum ne kadar güçlü ise, ülke menfaati o kadar güçlü demektir. Sivil toplum kuruluşlarını ne kadar güçlendirebilirsek, toplumun etkinliğini o derece yükseltebiliriz.

Misyon ve vizyonundan dolayı STK’ları güçlendirecek olanlar ise, biz anneler, bu annelerle büyüyen çocuklar ve gençlerdir. Bizim bıraktığımız mirası dirilterek zincirin devamını onlar sağlayacaktır.

3 çocuklu bir anne olarak, startını verdiğim faaliyetler çerçevesinde hiç zorlanmadığımı, çocuklarımın aldığı keyifi, ortama uyum ve birlikte hareket içgüdülerini perçinlediğimi görünce, size artık “hiç de zor değil” diyebilirim.

Şimdi hareket zamanı! Çocuğunuzun elinden tutun ve bir STK’nın kapısından içeri girin. Göreceksiniz, “çocukla çok zor “ tezini, “ çocuğumla daha güzel” anti tezine dönüştürmek çok fazla zaman almayacak.

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız