Eğitim Gülüş'ün Köşesi

Sizin evde karnenin anlamı ne?

Sabahları ve akşamları genellikle ailemizin sakin saatleri olur (hepimiz uykulu olduğumuzdan olsa gerek!) ve genellikle son derece kişisel, nitelikli, felsefi sohbetler yapıyoruz. 10 Ocak sabahı da, 11 yaşındaki oğlumla oldukça ilginç bir sohbet yaptık. Önceki akşam matematik ödevini bitiremediği için canı sıkkındı. Neden canının sıkıldığını ise şu şekilde açıklıyordu:

“Arkadaşlarım bütün ödevlerini bitirip geliyor”
“Öğretmenime mahçup olacağım”
“Karnemde notum düşük gelebilir”

Bu çocuğun, alternatif eğitimlere 18 yaşındayken merak salmaya başlamış, mevcut eğitim sisteminin hatalarını araştırıp kendi sınıfının önünde utanmadan sunmuş bir annesi var. Tahmin edersiniz ki bu baskılar benden geliyor olamaz! Benim ona daha ziyade şunları diyesim var (ama demiyorum):

“Arkadaşların en iyi yaptığı şey ineklik ise sen ne yapabilirsin ki?”
“Bırak da öğretmenin mahçup olsun, sana bu kadar çok ödev verdiği için.”
“Ve bırak karnen utansın, seni eksik yargıladığı için.”

Tabii bu esprileri anlayıp gülmesine biraz zaman var. Ama sözlerinden anlıyorum ki oğlumun sınıfında ödev ve not yarışı, almış başını yürümüş.

Ne de olsa pek çok aile için hala iyi yetişmiş çocuk, karne notuna bakarak anlaşılıyor.
Hepimiz eğitim sistemini eleştiriyor olsak da, karne günü gelip çattığında, yine eski alışkanlığımıza dönüp “Pekiyi”leri, “10”ları, “100”leri arıyoruz.
Bu yaklaşımın sonucu olarak çocuklarımdan duyuyorum ki “Ali’nin annesi matematikten 90 aldı diye kıyameti koparmış“, “Veli’nin babası hepsi 100 değil diye Veli’ye söz verdiği bisikleti almamış”.
Oysa gidip konuşsanız, göreceksiniz ki hem Ali’nin annesi, hem de Veli’nin babası, eğitim sisteminden son derece şikâyetçiler. Gel de anla…

Oğlumla sohbetimiz şöyle devam etti:

“Barış, söyler misin bu karnede neye not veriyorlar?”
“Başarına.”
“Öyle mi? Neyin başarısına peki?”
“E işte, her şeyin.”
“Senin geçen seneye göre daha hızlı ödev yapabildiğini görüp, ona not veriyorlar mı mesela?”
“Evet”
“Hani, nerede oluyor o not?”
“E işte, Matematik, Türkçe, Fen…”
“Olur mu? Matematik, senin matematik sınavında kaç soruyu doğru yaptığına bakarak verilen bir not. Türkçe de Türkçe sınavlarının sonucu. Ödevlerini düzenli ve özenli yapmanın notu nerede?”

Birden Barış başını kaldırdı, gözleri parlarayak gülümsedi:

“Hııı… Evet, onun notu yok.”
“Her sabah 07:00’de kalkıp, 07:30’a kadar ortalığı telaşa vermeden giyinebilme, hazır olup mutfağa gelme başarısının notu var mı?”
“Yok…”
“Yazık, çünkü bu çok önemli bir şey. Ve senin notun 100 olurdu! Okulda eşyalarını unutmadan eve gelmenin notu var mı?”
“Yok…”
“Çok yazık, o da 100 olurdu çünkü. Daha büyük bir konu: Bir problem çıktığında büyüklere başvurmadan çözme becerisinin notu?”
“Yok!”
“Ben olsam sana 90 verirdim. Kardeşiyle iyi anlaşabilme notu?”
“O da yok.”
“Halbuki seninki 100. Öyle görünüyor ki bu karne senin başarılarının sadece çok küçük bir kısmını notluyor Barış’cığım.”
“Evet, doğru!”

Meramımı anlatmayı başardım. Ama bu sohbetten bir tane yapmak yetmeyecek, biliyorum. Çünkü karneler bu tür notları belki hiçbir zaman içermeyecek. Anne babalar çocuklarını, çocuklar da birbirlerini mevcut karne üzerinden değerlendirmeye devam edecekler. Önümüzdeki birkaç yıl boyunca, okul notlarının ne olup ne olmadığını tartışmamız gerekecek.
Ama bunu yapmak önemli. Çünkü benim çocuğumun arkadaşları şimdiden TEOG sınav puanlarını, onları 6. sınıf notları ile dahi etkileyebileceklerini konuşuyorlar. Doğrudur, yanlıştır, önemli değil. Önemli olan çocuklar üzerinde yaratılan baskı, oluşmaya başlayan stresin seviyesi.

Okullarda sınav, puan, başarı baskısı yoğun.
Her zaman, her ülkede ve her klasik sistemde de bu, böyledir (Belçika’da, Fransa’da farklı zannetmeyin diye söylüyorum).
Bırakın çocuklar, hiç değilse kendi evlerinde nefes alsınlar.

Etiketler

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Yazıyı okuyunca 11 yaşında ki oğluma mutlu olman notlardan, takdir belgesinden çok daha önemli dediğimde bana dönüp “anne acaba sende mi sorun var yoksa arkadaşlarımın annelerinde mi karar veremiyorum” demesi aklıma geldi 🙂 Evde not baskısı olmasa da okullarda ki eğitim sistemi maalesef çocukları yarış atına çevirmiş durumda.