Gülüş'ün Köşesi Moda

Sizin çocuğunuz marka meraklısı olmayacak… mı?

marka“Benim kızım büyüsün, ben ona Burberry trençkotlar, Fred Perry çantalar, GAP tişörtler ve Benetton kazaklar alacağım!” diye hayal kuran bir anne herhalde aramızda yoktur… Ama çocuğunun isteklerine kulak tıkayarak onu markalardan uzak tutmak, acaba farklı türde olumsuz sonuçlara yol açabilir mi?

Sınıf arkadaşlarım tarafından kabul görmenin ortaokul ve lisede ne derece önemli olduğunu hala hatırlıyorum. İlk üç yıl son derece mütevazı bir öğrenci topluluğunun içindeydim: Üstümüze giydiğimizin altımıza uymadığını bile fark etmezdik, herkes kendi için giyinirdi. Ama bir sonraki yıl hiç öyle olmadı; Yeni sınıfımdaki öğrenciler elitist bir ruh hali içindeydiler. Düşünün, aynı okulda birbiriyle taban tabana ters iki sınıf barınabiliyor…

O dönem Belçika’da prim yapan markalardan Benetton, Chipie ve Chevignon sanki sınıfımıza özel üretim yapıyor gibiydi! Armalar öğrencilerin yakalarında, şapkalarında, montlarında hatta kalem kutularında ve dolmakalemlerinde göze çarpıyordu. Bir tek benim üzerimde marka yoktu…

marka2Şimdi; Zaten kolay bir karakter değilim, sınıf arkadaşlarımla aynı fikirde olmadığımda açık açık söylüyorum. Bir de böyle markasız markasız dolaşınca arkadaş edinme ihtimalim ne kadar düşüyor tahmin edebilirsiniz, bana uzaylı muamelesi yapıyorlar neredeyse! Hani, bir kişi boş bulunup da benimle sıcak bir ilişki kursa, bu kez markacılarla kaynaşma şansı düşüyor kızın!  25-30 yaşlarından itibaren bu “kabul görme” derdimiz azalıyor ama hatırlayın, ergenlikte kimlik oluşturmak için bir gruba ait hissetmek ne kadar önemli…

Bir gün okul dönüşü bir mağazanın vitrininde gördüm çantayı. Üzerinde 250 puntoyla “CHIPIE” yazıyor. Omzuma bir assam, bir daha sırtım yere gelmez! O dönem birikmiş harçlığım da var. Mağazaya girdim, çantayı aldım. Kaliteli bir şeydi kuşkusuz ama ne saçmaydı bir çantaya o kadar para vermek…

Pazartesi sınıfa geldim, CHIPIE’mi masamın üzerine koydum. “Hiii Gülüş, ne güzel çantan var!” İşte ilk duyduğum cümle. Salı günü sordular, nereden almıştım onu? Çarşamba, başka rengi var mıydı? Sonraki hafta da iltifat ettiler: Çanta bana çok yakışmıştı. İşte bu! Onların dilinden konuşabiliyordum! Fakat o yıl başka hiç bir marka ürün almadım. İnanmıyordum çünkü bu yakınlaşmanın gerçekliğine. Beni ben olarak değil, paketim için kabul ediyorlardı. Yine de gerek duyduğumda paketi süsleyebilecek olmam, bunu yapabileceğimi görmem benim için önemliydi. Yani herkesin ortak bir özelliğinin olduğu bir grupta o özelliği edinme ya da edinmeme seçimi bana ait olmuştu.

burberryŞimdi kızkardeşimin kendi okulunda yaşadığı ergenlik maceralarını dinliyorum. Benetton ne ola ki? Zamane çocukları Burberry peşindeler! Ama onlara “Şımarıksın sen! Biz bu yaşımızda bile bu markalara sahip değiliz, sen neler hayal ediyorsun!” demeden önce sorunu zaman ve mekân içinde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Netekim kardeşim bana Versace, Burberry, Fred Perry ve iPhone4 sahibi arkadaşlarını sayıyor… Aynılarını ona alacak değiliz ama, almayı “düşünmemiz” yani hayal etmemiz önemli değil mi? “Alınacaklar” listesine yazıyor en çok istediklerini. Zaten altı ayda bir değişiyor o liste…

Bana öyle geliyor ki çocuğun içinde yaşayacağı ortamı, yani okulunu seçerken aslında onun için son kontrollü hamlemizi yapıyoruz. Sonrasında sosyal hayatına müdahale ederek çocuğun seçimlerini kontrol etmeye hatta engellemeye çalışmak, onun hayat derslerini almasını yavaşlatmaz, hatta engellemez mi?

 

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız