İş Hayatı

Şirketlere kreş!

Biz sürekli ne kadar fedakar çalışanlar olduğumuzu ispatlamak için uğraşmamız tek taraflı bir ilişki olmuyor mu?

8720602322_f17a2516aa_zÇalıştığım şirket, çalışanları için Türkiye’de ender bulunan bir yardım sağlıyor. Kampüs diyebileceğim kocaman bahçesinde çalışan annelerimizin bir yaşından küçük bebeklerinin bakıldığı bir kreşimiz var. Bu kreş sayesinde anneler doğum izninden hemen sonra bebeklerinden tamamen koparılmıyor. Gün içerisinde bebeklerini emzirmeye devam edebiliyor ve en önemlisi arada sırada da olsa yanlarına gidebiliyorlar. Bunun çalışan bir anne için ne demek olduğunu çeken bilir.

Birçok anneyi özellikle emzirme dönemindeki bebeklerini evde bırakıp stres dolu, en az 8 saat çalıştıkları işlerine döndüklerinde korku, endişe ve panik dalgaları sarıyor. Yani, bir bebeğin hiç de ihtiyacı olmayan bir anne modeli haline dönüşüyoruz diyebiliriz. “Female Brain” adlı kitabında Louann Brizendine, çalışan annelerin bu hallerinin sadece psikolojik bir durum değil, nörokimyasal bir durum olarak tanındığını işaret ediyor. Anne beyninde, emzirdiği bebeğinden ayrı kalmasının sonucunda stres seviyesini ayarlayan oksitosin seviyesinin azaldığının, bunun da annenin tüm modunu negatif olarak etkilemekte olduğunu anlatan satırlarda birden kendimi buldum.

Annelik izninden sonra iş hayatına ilk döndüğüm gün, ofise içinde 7 aylık bebeğimin resimlerinin olduğu dijital bir çerçeve ile girdiğimi hatırlıyorum. Ben çalışırken masamdaki çerçevede sürekli kızımın resimleri gelip geçiyordu ve ben kendimi çoğu zaman iş yerine o resimlere kaptırmış olarak yakalıyordum. Kendime çeki düzen vermemden üç saat sonra durum yine aynı oluyordu. Baktım ki gün içerisinde gözyaşlarımı tutmam zor oluyor, derhal dijital çerçeveyi eve geri getirdim. Süt vermeyi keserek, annelikten iş hayatına nasıl da sert bir şekilde geçtiğimi şimdi anlayabiliyorum. O zaman işimin çok stresli olmasından dolayı moralimin sürekli bozuk olduğunu düşünerek işimi değiştirmiş ve şu anda çalıştığım yere geçmiştim. Şimdi görüyorum ki eski iş yerim ne stresi ne trafiği yüzünden ama bocalama dönemime denk geldiğinden dolayı kaybetmişti.

İşverenlerin artık çalışan anneleri kaybetmemek için bir şeyler yapma vakti geldi. Sürekli biz ne kadar fedakar çalışanlar olduğumuzu ispatlamak için uğraşırsak, tek taraflı bir ilişki olmuyor mu? Belirli bir çalışan sayısının üzerindeki şirketlerin iş kanununa göre kreşinin olması gereklilik haline getirilmediği takdirde panik ataklı annelerle büyüyen gelecek nesillerden ne kadar verim beklenebilir? Çalışan anneler için “esnek çalışma saatleri” ve “bebekler bir yaşına gelene kadar kreş” istiyorum. Tabii kreş açılmasının maliyetinin yüksek olduğu göz önüne alındığında, iş kanunu annelik izninin bebek 1 yaşına gelene kadar uzatılmasını da sağlayabilir, bence iki seçenek de makul. Emzirme reformu dedik, annemi istiyorum dedik. Ben kreş de istiyoruz diye sesleniyorum kanun koyuculara. Artık çözüm zamanı.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 13 Mayıs 2011 tarihinde yayınlanmıştır.

Etiketler

Konuk Yazar

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız