Gülüş'ün Köşesi Gündem

Şiddeti hoş görmek

Aileler çocuk yetiştirme işini mevki ve para ile değil, kendini değiştirerek, geliştirerek başarabileceklerini öğrenmeliler.

Oğlum bir haftadır durup durup bana aynı şeyi anlatıyor: Babasıyla kitapçıya girdiğinde tekerlekli sandalyede bir anneyi, oğlunu ve babasını görmüş. Çocuk bir oyuncak tutturuyor, babası itiraz ediyormuş. Annesi bir söz söyleyecek olmuş, çocuk sertçe dönüp “Sen sus!” diye bağırmış. Çocuğum bu olayı sindirememiş. Dün akşam gözleri doldu: “Bir çocuk neden annesine böyle davranır? Hele hasta bir anneye!” dedi.

Doğrusu tekerlekli sandalye detayına takılmadım, annesi sağlıklı olan bir çocuk da böyle davranabilir. “Belli ki çocuğa, annesiyle böyle konuşma hakkı veriliyor” dedim. Şaşırdı.

“Eğer bana kabalık yaparsan, seni ne kadar sevsem de bir sınır koyarım. Biz anne babalar sınır koymayı öğreniriz ama bazen bazı anne babalar öğrenemez. Bazen de, bazı anne babalar kabalığı hoş görmeyi seçer.”

Demedim ki, sınır konmayan çocuklar bazen yetişkinler kadar tehlikeli olabilirler.
Demedim ki, bazı çocuklar arkadaşlarıyla öyle sert kavgaya tutuşurlar ki, onun boğazını sıkıp, yere savurup, kafa travması geçirerek yoğun bakımda uyutulmalarına sebep olurlar!
Demedim ki böyle olaylar, eğer çocuğun babası güçlü bir mevkiye sahip ise, patron çocuğunun lehine örtbas edilir

2 Haziran’dan beri haberini almadığımız Efe isimli çocukla ilgili bir haber bekliyorum.
Bu haberi bir editör olarak değil, bir anne olarak bekliyorum.
Yarın öbür gün bir çocuk benim çocuklarıma zarar verecek olursa, veya benim çocuğum birinin kafasını patlatırsa, çocuklar güvenceye alınıyor mu, öğrenmek istiyorum.

Ne mi duymak istiyorum?

Önce gerçekleri! O çocuğun basketbol oynarken düştüğü yalanını okuduğumda, patron çocuklarının rahatça kafa patlatabileceğini düşünüp dehşete kapılıyor, yasaların ailemi koruyamayacağı izlenimi ediniyorum. O haberlerin altında okulun velileri tarafından yapılan yalanlamaları görebilirsiniz.

Ve aslında çok basit bir şey bekliyorum: Bir özür!
Çocuğuna bu kuvveti istemeden vermiş olan ailenin özür dilediğini duymak istiyorum:

“Özür dileriz, biz çocuğumuzu mutlu ve özgüvenli bir birey olarak yetiştirmekte olduğumuzu zannettik ama bazı önemli yanlışlar yapmışız. Bundan sonra uzman desteği alarak kendimizi değiştirecek, çocuğumuzun da daha sağlıklı bir yetişkin olmasına önayak olacağız”.

Sadece bir özür. Bir farkına varma. Bu özrü, kendi çocukları için endişelenen yüzlerce anne babaya duyurma. Ben bunu bekliyorum.

Haberi örtbas etme çalışmalarına gelince. Bunu muhtemelen önce çocuğun yararına yaptıklarını sanıyorlar. Oysa tam tersini yapıyorlar: Çocuk da, ailesi de bu tür olayların bir yaptırımı olduğunu gördüğünde, işte bu önce çocuğun yararına olacak!

Aileler çocuk yetiştirme işini mevki ve para ile değil, kendini değiştirerek, geliştirerek başarabileceklerini öğrenmeliler. Kim oldukları, neyin patronu oldukları çocuğun ruh sağlığını belirlemiyor.

Ve bence çocuk sahibi olacak her insan bir şeyi iyi anlamalı: Bir kişinin özgürlüğü, bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Herkes çocuğuna bunu öğretmekle mükellef olmalı. Biz anne babalar bir çerçeve çizemeyeceksek, kim çizecek?

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız