Film Gülüş'ün Köşesi

Serra Yılmaz’dan bir Alternatif Anne karakteri

Kaybedenler Kulübü filminde 90’lı yıllarda bel altı mizah yaparak en çok dinlenenler listesine girmiş bir radyo programının öyküsü anlatılıyor. Yılmaz’ın bu filmde oynadığı anne rolünü gördüğümde, bunun bir “ideal anne” örneği olduğunu düşündüm.

http://www.youtube.com/embed/hPtucfoa8gA

Yukarıdaki videoyu izledikten sonra benden çok farklı bir hisse kapılabileceğinize ihtimal veriyorum. Haklı mıyım? Ama durun! Bana ikinci bir şans verin! Bakalım sahnenin analizinden sonra nasıl düşüneceksiniz… Yorumlarım, pembe pencerelerin içinde:

kk-repliklerÖzellikle son düşünceme tepki göstereceğinizi düşünüyorum. “Böyle anne olursa elbet evladı da böyle işler yapar!” diyebilirsiniz. Ama filmde annenin oğlunu nasıl yetiştirdiğine tanık olmuyoruz. Bir yaştan sonra ise terbiye vermek için çok geç! Dolayısıyla annenin çocuğuyla laf dalaşına girmemesi bence çok akıllıca. Bu arada “çocuk” dediğimiz de zaten kendi düşünme mekanizmasına sahip koskocaman bir adam. Neyi, ne kadar “yanlış” yaptığını kendisi zaten bilir.

kk-serra yilmazBir gün çocuğumuz büyüyecek, adam olacak. Belki onu organik beslemiş olacağız. Belki ona bir fiske bile vurmamış, onu en iyi okullarda okutmuş olacağız. Öte yandan o, belki doktor olmayacak. Öğretmen de olmayacak. Belki evlenmeyecek, hayalini kurduğumuz evde oturmayacak, belki bizim çok da tasvip etmediğimiz seçimler yapacak… İşte o gün, bize sadece ara sıra uğrayan reşit bir çocuğumuz olduğunda, “terbiyesi” için yapacak bir şey kalmadığında, biz nasıl bir anne olacağız?

Ben şahsen çocuğumla ileride böyle dostane bir ilişki kurmak istiyorum. Seçimleri benimkilere uymasa da! Bunu başarmamı sağlayacak mizah anlayışına ve hayat görüşüne sahip olmak, bana da çocuğuma da çok şey kazandıracak eminim…

YUKARIDAKİ YAZIYI YAZDIĞIM GÜN SERRA YILMAZ, TWITTER ÜZERİNDEN BANA AŞAĞIDAKİ SATIRLARI YAZDI:

(Bu rolü) oynarken de bu karakterin sinemamızda bir ilk olduğunu söylemiştim. Bence bu ilişkide en önemli unsur, özellikle ülkemiz anneleri için, SAYGI unsuru… Saymadan sevgi, çok zarar verir, veriyor. İnsanın kendi çocuğunu sayması kolay mı? Hayır. Epey bir zorlanabiliriz ama sevgimizin doğru olabilmesi için önce saymamız şart.

Peki, “ideal anne” olur mu? Olmaz. Her anne elinden geleni yapar, bir sürü de yanlış yapar. İdeal anne olmaya gayret edin, ama asla olamayacağınızı da bilin ve rahat olun, fazla kasmayın, derim.

Benim nasıl bir anne olduğuma da en iyi kızım karar verir, eleştirileri de gayet yerindedir. Ama bir konudan eminim: Ben kızıma asla yalan söylemedim. O da bana her çocuğun söylemesi gerektiği kadar yalan söyledi. 🙂

 

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız