Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

-sem –sam’lı hayatları olan kadınlar

annecocukNe oldu da durup dururken, yazmaya başladım? Olan şey bir çocuk yanında da bir anne.

Meğerse ne basit yaşıyormuşum ya da nasıl demeli: Dünya üzerinde başka duyguların olduğu bilmiyormuşum. Hayatımın hiçbir döneminde iki saatte bir uyanmamıştım mesela veya çocuğun içinde geçtiği hiçbir şeyle sınırsız bağ kurup ilgilenmemiştim.

İki senedir dünyada olan bir varlığın, yaşınız kadar hayatınızda olan insanların bile önünde olması size de çok enteresan gelmiyor mu?

Hayat bir bocalamaya dönüşüyor. Eskiden “Ne yesem, Ne giysem?” derdiyle uğraşırken, ” Ne yedirsem, ne giydirsem, ne okutsam, ne izletsem, –sem –sem –sem’li bir hayata başlıyorsunuz.

İpek gecelikli çekici kadının yerini eşofmanlı sabahlıklı sürekli “anne yüzü” olan bir kadın alıyor.

Eşinizle bir işler yapmaya çalışsanız sanki kötü kadın sanıyorsunuz kendinizi. (Bu duygu lohusalık sendromu alametidir aynı zamanda)

Artık siz kutsal bir varlık olarak boyut değiştirmişsinizdir. İçinize çocuğunuz için her şeyi yapabilen dünyanın önünde duramayacağı çok güçlü bir varlıkla beraber bir çocuk ağlamasıyla kendine hayatı zindan eden bir insan dönüşümlü olarak çıkar girer.

İtiraf etmeliyim bazen her anne kadın gibi bir gün boyunca istediğim saatte uyanmak maskeler yapmak makyaj yapıp giyinip süslenmek kafelere sinemalara gitmek eşimle zamansız yaşamak aklımdan geçmiyor değil. Ama sonra “Zaten önceden bunlara sahiptim. Bundan da sıkılıyorsun. Sonu yok ve eskiden ben bunlara sahipken bir çocuk istedim.” diyorum.

Eski hayatımda camda benim işten dönüşümü bekleyen minicik bir kalp, bana sarılınca içimi eriten bir ten, “anne” deyince dünyanın en güzel melodisi gibi gelen bir ses olmadığı aklıma geliyor ve Allah’a milyarlarca şükrediyorum.

 

Pınar Demir