Beslenme Kategorisiz

Şeftali marmelatı

seftalimarmelatı

Ankara’da havalar soğumaya başladığında kış hazırlıkları telaşı alıyor mutfakları. Sonbahar çocuğu olduğumdan sanırım Ankara’da sonbaharı çok seviyorum. Yaz bitmeden, meyveler tam tadındayken reçel ve marmelat yapmak kış hazırlıkları içinde en güzel olanı.

Geçen hafta pazardan aldığım mis kokulu şeftaliler ile birkaç kavanoz marmelat ve şeftalili kek yaptım. Pişirdiğimiz her şeyin güzel olması; doğru zamanda alınmış kaliteli ürünler ile doğrudan ilişkilidir. Marmelat yapmak o kadar kolay bu lezzetten mahrum kaldığınıza değmez. Şeftalilerin soyulup doğranması dışında hiçbir zorluğu yok. Sabah kahvaltılarında yaşadığımız mutluluk karşılığında harcadığım bu zaman çok ufak kalıyor.

Şeftalilerin kabuklarını soyarken  iş bitiminde yemek için iki tane şeftali kenara ayırıyorum. Kabuklarını soyduktan sonra derin bir tencerenin içine gelişi güzel doğruyorum ve iki bardak su ekleyerek pişiriyorum. Şeftaliler iyice yumuşadığında şeftalileri iyice eziyorum. Bu arada dayanılması hayli güç bir şeftali kokusu sarıyor etrafı, iş bitimini beklemeden ayırdığım şeftalileri bir güzel yiyiyorum. Ezilen şeftalilerin üzerine iki kilo şekeri ilave ediyorum (Şekeri daha az ya da daha çok koymak sizin damak tadınıza kalmış) ve şöyle bir karıştırıp kaynamaya bırakıyorum. Kaynayan marmeladın içine üç limonun suyunu ekledikten sonra biraz daha kaynatıyorum ve tencerenin altını kapatıyorum. Marmelat yapmak işte bu kadar basit. Marmelat biraz dinlendikten sonra kavanozlara doldurup kaldırıyorum. Sabah kahvaltıda kızarmış ekmeğin üstünde mis gibi marmelat ve yanında demli bir çayın keyfine doyum olmaz.

Malzemeler:

5 kg. olgun şeftali

2 kg. toz şeker

3 tane limon

2 su bardağı su

 

Afiyet bal olsun!

 

Aynur Kalkan

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Ankara’da eşi ve oğlu ile eğlenceli bir hayat sürüyor. 39 yaşında, sevgilisi ile 14 yıldır evli, 15 Mart 2007 tarihinden bu yana anne. Gazi Üniversitesi Ekonometri bölümünden mezun, yirmi sene durmaksızın çalıştı. Oğlum okula başlıyor dedi ve 01 Temmuz 2012 tarihinde iş hayatına mola verdi. Yollarda olmayı, oğlu ile vakit geçirmeyi, kitapları, oyuncakları, kuşları, gökyüzünü, ağaçları, çocukları, dağları, denizleri, mutfakta olmayı, yemek yemeyi, evi saran kek kokusunu, çiçekleri, evini, gün doğumunu, şiirleri, gün batımını, kalabalık sofraları, yazmayı, konuşmayı, sokakları çok seviyor. Mutlu ve özenli sofraların aile olmanın gereklerinden olduğuna inanıyor. Misafir için ayrılmış bir yemek takımları yok, her gün bayram kendisine..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız