Çocuk Çocuk Psikolojisi Editörün Seçtikleri Psikolog Sağlık

Renkli camın yan etkileri

Boy up close watching televisionYapılan araştırmalar günde 1-2 saatten fazla televizyon izleyen 0-3 yaş arası çocukların duygusal gelişimlerinin, sosyal ortamlara uyumlarının, insanlara yakınlık gösterme- onları anlayabilme, yaşıtlarına ilgi gösterme ve onlarla iletişim kurma becerilerinin gelişiminde gecikme ve yetersizlik olduğunu göstermektedir. 4-7 yaş arası çocuklarda ise fazla ve uygunsuz televizyon izlemenin somut-soyut kargaşası yarattığı, dil ve sosyal gelişimde eksikliklere yol açtığı, çocukların dünyaya ilişkin aşırı kaygılı düşünceler içine girdikleri gözlenmiştir.

Bu yaşta çocuklar televizyonda gördükleri her şeyi somut olarak algılar ve olduğu gibi uygulamaya çalışırlar, şiddeti içselleştirir ve neredeyse doğal ve kendini korumaya yönelik ve aslında zararsız bir şey gibi görürler. Televizyonda ölenler az sonra dirilir sadece kötüler ölür gibi düşüncelere kapılırlar. Seyrettikleri şeyler o dönemlerde görülen doğal çocukluk dönemi korkularını abartılı ve kalıcı hale getirebilir, uyku düzenleri bozulabilir, yalnız kalmaktan korkmaya başlayabilirler.

Genel olarak fazla televizyon izleyen çocuklar etrafa karşı ilgisiz, seslenildiğinde bakmayan, göz teması kurmayan, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorlanan, sosyal-duygusal iletişime girmeyen, kendi halinde, cansız nesnelerle aşırı ilgili, düzgün konuşamayan, cümle kuramayan çocuklar olarak göze çarpar.

Peki biz anne babalar bu konuda neler yapmalıyız?

Çocuğumuz televizyona aşırı meraklıysa kendimize şu soruları sormalıyız:

  • Ailece yapılan etkinlikler çocuğa yeterli gelmiyor mu? Sıkıcı mı geliyor?
  • Televizyon aslında bir dadı görevi mi yapmaktadır?
  • Anne-baba çocuğuna farklı ilgi alanları bulma konusunda ne kadar beceriklidir?
  • Kendi işimizi yapabilmek veya dinlenebilmek için zaman zaman çocuğu televizyona yönelten aslında bizler miyiz?

familyguyHer şeyden önce çocukların pek çok davranışta olduğu gibi televizyon izleme davranışında da yetişkinleri model aldıklarını akılda tutmak gerekir. Çocuğumuza televizyonu kapat deyip yan gözle ona bakıyor veya onu yatağa gönderir göndermez ya da her boş vaktimizde televizyonu açık tutuyorsak bu konuda iyi bir örnek olduğumuz söylenemez. Bu nedenle kendi televizyon tiryakiliğimizi kısıtlamak, evde paylaşılan ortak zamanlarda farklı etkinlikler yapmak büyük önem taşır.

Televizyonu açmak sabah ilk işlerimizden biri olmamalı. İzlemesek bile sesini duymak, her odada bir televizyonu açık bulundurmak çocuklarımız açısından da kendi açımızdan da doğru olmayacaktır.

Çocuklarımızın izlediği programları yakından takip etmek ve onlara uygun olup olmadığını denetledikten sonra seyretmelerine izin vermek gereklidir. Çocukların sevdiği her program onlara uygun olmayabilir, bu kararı verecek olan ve bu konuda tek sorumlu biz büyükleriz. Çocuklara uygun olmayan programları onların yanında izlememek çok önemlidir. İlk üç yaşta dil gelişimi tamamlanmadığından televizyon çocuklara çok kısıtlı olarak, mümkünse hiç izlettirilmemelidir.

Çocuklarınızın televizyonda izlediklerini mantık süzgecinden geçirebilmeleri, gördüklerini gerçekmiş- mutlak doğruymuş gibi kabullenmeden önce kendi kafalarında tartmaları- yorumlamaları, anlatılanlar dışındaki alternatif açıklamaları düşünebilmeleri için onlarla birlikte kısa süreli televizyon izleyin ve yorumlarda bulunun. Böylece çocukların yaşamdaki olasılıkları da değerlendirebilme, üzerlerinde tartışma becerileri de gelişmiş olur.

babytvAkşam yemeği gibi ailece yapılan etkinliklerde televizyon kapalı olmalı. Anne-babalar özellikle küçük çocukları yedirirken televizyonu oyalayıcı bir araç olarak sık sık kullanırlar. Bu şekilde gelişen yemek yeme alışkanlığı tıkınmanın, bir iş yapmanın ötesine geçmiyor ve çocukların uygun bir yemek yeme üslubu gelişmiyor.

Çocuğunuzun televizyon izlerken korktuğu bir görüntü olduğunda hemen kapamak yerine bu sahneyi onunla tartışmak, yorum yapmak korkunun kalıcı hale gelmemesini sağlamak açısından önemli ve gereklidir.

Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal

ALTERNATİF ANNE ANA DESTEKÇİSİ VE UZMANI | 1981'de doğdu. Çocukken ne olmak istediğinden emin değildi, kararını üniversitede verip hem tarihçi hem de psikolog oldu. Dinlemek,düşünmek ve anlamaya çalışmak üzerine kurulu bir hayatı seçti. Evlendi, ”mükemmel anne” olmak için kendini paralamayan güleryüzlü annelere heveslendi, Deniz’i doğurdu.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız