Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

Çocuğunuzu psikopat yapmanın en zahmetsiz yolu

Çocuğunuz hiç yetenek yarışması programı izledi mi? İzlediyse bu yazı sizin için.

koltuk_104629482Çocuğumuzu sağlıklı büyütme gayretimiz, kişilik yapımız ve imkânlarımız el verdiği yere kadar uzanabiliyor. Hepimizin hayatında bazı kör noktalar var ki, o noktalarda kendimize bile hayrımız olmuyor ve çuvallıyoruz. Sorun değil, önemli olan yeterince iyi anne olmak! Beri taraftan, hem kendi emeğimizi hem de çocuğumuzun ruh sağlığını ağır şekilde baltalayan, evimizin içindeki en büyük tehlikelerinden birini görebilen kaç kişi var acaba?

Televizyon, çoğu aile için bahsettiğim o kör noktalardan biri.

70’li yıllarda doğanlar, kısıtlı bir süre içinde yayın yapan programlar tanıdılar. Sunucular tutuk ve edepliydi, görüntüler hantaldı ve bugünkü gibi sersemletmiyordu.

tv0180’li yıllarda doğan bazı çocuklar, sabahtan akşama TV’nin açık olduğu evlerde büyüdüler ve bugünün anneleri oldular. “Evet ben de TV’ye maruz kaldım ve gayet iyiyim, bir şey olmadı” diyen anneler tanıyorum (yazılarıma bazen böyle yorum yaparlar). Kendilerine ne olduğu ve ne olmadığı hakkında fikir sahibi olduklarından doğrusu emin değilim. O yıllarda izleyici üzerinde köreltme ve bağımlılık etkisi yaptığı anlaşılan TV için “Aptal Kutusu” ve “Elektronik Bebek Bakıcısı” lakapları yayılmıştı. Televizyonun gelecek nesillerin beyninde “bir takım” değişikliklere sebep olacağı çoğunluk tarafından anlaşılmıştı…

90’lı yıllarda dizi furyası başladı ve günümüzde devam ediyor. Türk toplumu, pek çok topluma kıyasla dizilere aşırı ilgi gösterdi. Hepimiz en az 1 dizi izlemişizdir. Olumsuz örnekler (yasak aşk, karşılıksız aşk, aşk üçgeni, şiddet, ihanet, cinayet, sürekli mutsuzluk) sahip olmak istediğimiz hayat modellerinin içine sokuşturularak bize sunuluyor. Onları izleme amacımız, kafamızı boşaltmak. Ama kafamıza nelerin sokulup normalleştirildiğinin ne kadar farkındayız ve bunu ne kadar kontrol edebiliyoruz? Ben bir yetişkin olarak Aşk-ı Memnu’yu izlemekten vazgeçtim çünkü bünyemin bu iç sıkışmalarını kaldırmadığını, diziyi kapattıktan sonra sinirli halimin devam ettiğini fark ettim. Bir ergen ya da bir çocuk, bu otokontrolü sağlayabilir mi?

2000’li yıllara gelindiğinde İnternet ile rekabete giren ve varlığını sürdürebilmek için daha vahşi fikirler üretmek zorunda kalan televizyon, reality show’ları ön plana çıkardı.

tv04Çocuğunuz hiç X-Factor (Star Işığı) ve Turkey’s Got Talent (Yetenek Sizsiniz) izledi mi?
İzlediyse bu yazı sizin için.

Bu şovlar, çocuğumuzu psikopata çevirmenin en zahmetsiz yolu.

Psikolog Kerry Daynes, bu programların yapımcısı Simon Cowell’i (Amerika’nın Acun’u) psikopatik bir toplumun oluşmasına bulunduğu katkıdan dolayı açıkça suçluyor[1]. Suçbilimci David Wilson, sıradan insanların milyon dolarlık plak anlaşması imzalamak için rekabet ettiği Star Işığı (X-Factor) programının ardında yatan entrikaları derinlemesine incelemiş ve bu programların herhangi bir realite sergiliyor olması fikrinin yalan olduğunu ortaya çıkarmış. Cowell ve ekibi, programlarında farklı yarışmacılara oynamaları gereken farklı “karakterler” atayarak (kötü adam, bahtsız kurban vs) histerik bir atmosfer yarattığından emin oluyor. Sığ duygu gösterileri, servet-şöhret arayışı ve beceriler kadar manipülasyonla kazanılan yarışmalardaki psikopatik özdeyişler desteklenirken toplum sağlığı ve etik, göz ardı ediliyor.

Peki, sizin çocuğunuz bunları izlerken kafasında neler oluyor?

  • Şok edici duyguları, görüntüleri ve olayları hayatta olağan/olması gereken şeyler zannediyor.
  • İzledikçe bu fikirlere karşı bağışıklık kazanıyor.
  • Zaman içinde bunlara heyecanlanamaz hale geliyor
  • Bunun üzerine hem program yapımcısı hem de izleyici daha sert, daha akıl almaz ortamlar arayışına giriyorlar.
  • İdolleri taklit etme ihtiyacından hiç bahsetmeyelim!
  • Bu programlar “sayesinde” narsisizm tırmandırılıyor.

tv02Benim çocuklarım, en azından bizim evimizde, hiç dizi ya da reality şov izlemiyorlar. Olur da TV açıkken bir dizinin reklamı çıkarsa, dizide ağlayan çocuklar, kadınlar, bağıran ve silah doğrultan adamlar karşısında donakaldıklarını gözlemliyorum. Demek ki henüz bunları sıradanlaştırmamış, saf hallerindeler.
Peki ama, şu andan itibaren ne yapmalıyım? Yani onlar, bu tür programları daha rahat hazmetmeye başlayacakları yaşlara gelene kadar nelere dikkat etmeliyim?

Kerry Daynes, “dışarı” bakmaktan ziyade “içeri” bakmamız gerektiğini anlatıyor:

  • Daha az TV izlemek
  • Kendimizi aile ünitesine daha fazla dâhil etmemiz
  • Hayatı bir yarış olarak görmekten vazgeçmemiz

“Psikopatlara karşı en iyi savunmanız kendi değerlerinizi sürekli kontrol altında tutmanızdır. Biri sizi değer yargılarınızı esnetmeye veya çiğnemeye davet ediyorsa, o zaman onun hayatınızda bulunmaması gerekir.”

Söylemesi kolay, yapması zor. Ama dünyanın dört bir yanında içeriği gittikçe psikopatlaşan programların önünü kesen yasalar yürürlüğe girmediği sürece, şart gibi…

[1] Hayatımızdaki Psikopatlar, Kerry Daynes ve Jessica Fellowes

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Ben akşamları sadece ufaklığı uyuturken büyüklere çizgi film açıyorum o da en fazla yarım saat. Ben seçiyorum çizgi filmi, bu tip yayınların zamanına denk geliyor iyi oluyor, ya da hemen puzzle zamanı diyerek puzzle yapmaya yolluyorum. Bence de çok ama çok tehlikeli yayınlar bunlar, hem çocuklar hem bizim için. Ben artık bunun önüne geçmek için bir yöntem buldum kendimce. Toplu kitap alıyorum, mesela 20 tane. Ve belli bir zaman dilimi koyuyorum kendime bitirmek için. Akşamları bolca okumak ve tvden uzak durmak için iyi bir yöntem aslında 🙂