Beslenme

Pırasa çorbası

pırasa çorbası Bizim evde çorba çok sevilir ya da ben sürekli çorba yaptığım için sevmek zorunda kaldılar. Benim çorbalarımın daha tadına bakarken hep aynı soru gelir “ İçinde ne var?” ve benim değişmez cevabım; bir şey yok ne olsun?

Umut’un doğumu ile hayatımıza giren sebze çorbaları genişleyerek mutfakta hatırı sayılır bir yere sahip oldular. Kış mevsimine adım adım yaklaşırken yaz sebzelerinden boşalan yerlere kış sebzeleri kurulmaya başladı bizim mutfakta. Sebzelerin hepsi her mevsim neredeyse var ama mevsimine göre tüketmenin tadı ve heyecanı çok daha güzel.

Kış sebzelerinden pırasa en sevdiklerim arasında yer alıyor. Pırasanın zeytinyağlısını, çorbasını yapıyorum; hatta çiğ olarak salatalarda kullanmayı çok seviyorum. Sebze almak için semt pazarlarına gitmenizi öneririm, marketlerin üç beş sebze ile geçiştirdiği gibi değil pazarlar… Pırasa çorbası kış mevsimine çok yakışan, lezzetli ve çok pratik bir çorba. Çok kısa bir sürede harika bir başlangıç yaratacağınıza emin olun.

Pırasa çorbasının tarifine gelecek olursak; pırasayı ince halkalar halinde doğrayarak bol suda yıkıyorum. Pırasa iyi yıkanmazsa sürprizleri olan bir sebze, toprakları varsa iyice gitsin istiyorum. Pırasa, patates ve havucu aynı tencerede üzerlerine 1 litre su ekleyerek iyice yumuşayana kadar haşlıyorum. Sebzeler iyice haşlandıktan sonra karıştırıcı ile sebzeleri eziyorum ve artık tanınacak halde olmuyorlar. İyice ezilmiş olan sebzelerimizin üzerinize tereyağı ve tuz ilave ederek bir taşım kaynatıyorum. Çorbaya sıcakken muskat (hint cevizi) rendeliyorum biraz da karabiber ve ya nane serpiyorum. Siz akşam yemeği sofrasını kurana kadar çorbanız hazır.

Malzemeler:

5 – 6 adet patates
3 tane pırasa
1 orta boy havuç
Tereyağı
1lt. su
Muskat
Tuz, karabiber
*karabiber yerine nane de kullanabilirsiniz.

Afiyet bal olsun.

Aynur Kalkan

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Ankara'da eşi ve oğlu ile eğlenceli bir hayat sürüyor. 39 yaşında, sevgilisi ile 14 yıldır evli, 15 Mart 2007 tarihinden bu yana anne. Gazi Üniversitesi Ekonometri bölümünden mezun, yirmi sene durmaksızın çalıştı. Oğlum okula başlıyor dedi ve 01 Temmuz 2012 tarihinde iş hayatına mola verdi. Yollarda olmayı, oğlu ile vakit geçirmeyi, kitapları, oyuncakları, kuşları, gökyüzünü, ağaçları, çocukları, dağları, denizleri, mutfakta olmayı, yemek yemeyi, evi saran kek kokusunu, çiçekleri, evini, gün doğumunu, şiirleri, gün batımını, kalabalık sofraları, yazmayı, konuşmayı, sokakları çok seviyor. Mutlu ve özenli sofraların aile olmanın gereklerinden olduğuna inanıyor. Misafir için ayrılmış bir yemek takımları yok, her gün bayram kendisine..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız