Çocuk Psikolojisi Gülüş'ün Köşesi

Patronun çocuğu

patroncocugu120’li yaşlarımda bir editörlük işi için görüşmeye gitmiştim. Beni patronun odasına aldılar ve kendisinin henüz gelmediğini, çok geç kalmayacağını söylediler. Patronun masası dağınık görünüyordu, bununla birlikte ne nerede duruyor, iyi biliyordur diye düşündüm. Ben odayı incelerken 5 yaşlarında bir çocuk, şarkı söyleyerek koridorda gezinmekteydi. Derken odaya girdi, etrafı inceledi, raflardaki kitaplara dokundu, sonra patronun masasından birkaç kâğıt aldı. Birden kendimi sorumlu hissettim: Annesi ya da babası çıkagelmeyen bu çocuk resim yapmak için patron için önemli evraklar almış olmasın?

“Bunları almak için izin aldın mı?” diye soruverdim.
“Neyi istersem onu alırım!” dedi cevap olarak.
“Ama bunlar iş için gerekli olabilir” diye üsteleyecek oldum.
Dizime bir tekme, yüzüme de bir tükürük yedim!

Çocuk psikolojisinden anladığım yok, şoka girdim. Tam o sırada içeri benimle görüşmek üzere patron girdi! Çocuk dışarı çıkıp gitti. Patronla el sıkıştık, şokun etkisinden sıyrılmaya çalışarak;

“Çocuk kimin acaba, biraz önce sizin masadan bir şeyler aldı, sorun olur mu bilemedim” dedim.
“O benim oğlum” demez mi!
“Sizin oğlunuz olacak o kendini bilmez velet az önce yüzüme tükürdü, siz böyle mi çocuk yetiştiriyorsunuz?”… demedim tabii!
Keşke deseydim, belki işe alınmazdım ama çevresindeki insanlar gibi ikiyüzlülük yapmamış olurdum. Şimdi kendime kızıyorum.

Geçtiğimiz yaz deniz kenarında, dağlar taşlar arasında hoş bir yerde yemeğe gittik. Restoran sahibinin 8 yaşında bir kızı var, etrafta başka çocuk da yok. Tabii 4,5 yaşındaki kızımla birlikte oynuyor. Bir ara bir bakıyorum ki kızımı azarlıyor, ama bildiğiniz gibi değil. Dizilerden duyabileceğiniz her tür ilişki koparma repliği sırayla geçiyor ağzından:

patroncocugu2Ben senin bildiğin kızlardan değilim, anladın mı?
Bana bunu yapamazsın, seni asla affetmem!
Sana hakkımı helal etmem!
Şimdi git, bir daha gözüm görmesin seni.
Benim senin gibi bir arkadaşım yok, anladın mı?
Be-nim-se-nin-gi-bi-bir-ar-ka-da-şım-yok!

Kızım olayı tam kavrayamasa da, sonuçta sözcükler Türkçe!
Geliyor bana ağlıyor, “Şimdi benim hiç arkadaşım kalmadı” diyor… Ona dilim döndüğünce bu kızcağızın biraz şımarıklık yaptığını anlatıyorum. “Gideyim bir daha sorayım benimle arkadaş olur mu” diyor. Gidiyor, soruyor, kız ona “gel otur” diyor ve başlıyor mu yeni baştan aynı replikleri saymaya…

Benim senin gibi bir arkadaşım yok, anladın mı?
Be-nim-se-nin-gi-bi-bir-ar-ka-da-şım-yok!

Bir dinliyorum, iki dinliyorum, dayanamayıp uzaktan bir ses veriyorum: “Bu söylediklerini senin gibi bir ablaya hiç yakıştıramadım”.
Amanın! Başlıyor aynı replikleri bu kez bana saydırmaya! Sesi daha bir tiz, daha bir yüksek. Ne patron müdahale ediyor, ne de mutfaktaki karısı. Garsonların baygın ve bıkkın bakışları, göz devirmeleri, bana bu kızın üstesinden gelmek için uğraşmamamı salık veriyorlar.

8 yaşındaki bir kız çocuğu, ortalığı hiçbir yetişkinin geremeyeceği kadar germeyi başarıyor. Kendi çocuğum olsa bir yaptırımım, söyleyecek bir çift sözüm olur. Ama böyle bir ortamda tek yapabildiğim, masadan kalıp çocuklarımı oradan uzaklaştırmak ve uzak kalacaklarından emin olmak oldu. Ve yine, babasına iki laf söylememek için kendimi tuttum. Ben kendimi tuttum ama, bir saat sonra o bana gelip de “Senin kız da az cadı değilmiş ama, ha? Aynı benimki gibi!” dediğinde ağzım bir karış açık bakakaldım.

Bazı insanların çocukları, maddi açıdan birçok çocuktan daha çok imkâna sahipler. Ama onların yetişme şekliyle ilgilenmek, ebeveynlerinin ilgi alanına girmiyor. Acaba onlar öyle böyle bir şekilde –bazen konfor içinde, bazen babalarının açtığı yoldan giderek, bazen de bir dedikleri iki edilmeden- büyüyecekleri için daha fazlasına ihtiyaç duymuyorlar mı?

Acaba güç sahibi insanların çocukları geleceğin zalim, değer yargıları düşük ya da ruhen kayıp çocukları mı oluyor, yoksa şanslı veletler mi?

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • valla norm meselesi biraz… Editorluk isine gorusmeye gittigine birsey cikartamadim ama restoran sahibinin ve kizinin normal hayatinin bir parcasi… Gerek diziler, gerek kizin kendini tv’den gordugu ve duyduklarina gore ifade ediyor olmasi, gerek kizin seninkinden az birsey buyuk olmasi…. Evet, keske hepsine biraey deseymisin ama onlar bunlari patron cocugu olduklari icin mi yapiyorlar? Isci cocugu olsa otomatikman daha mi terbiyeli oluyorlar? Bu tip bir genelleme yapmayacak kadar cok terbiyeli patron cocugu ve terbiyesiz calisan cocugu icin tanistim, dolayisiyla emin degilim 🙂

  • Örnek verdiğiniz ebeveynler sizin deyiminizle ‘güç sahibi’ olmasalardı da çocukları inanın bu benzer davranışları farklı şekilde ifade ederlerdi. Parayla ya da mevkiyle ilgili güç, bu insanların hayatlarındaki eksikliğinin sadece gösterme şeklini değiştirir.