Eleştiri

Parka tablet getirenlere hürmetler!

Doğal ortamda, sanal oyun! İyiymiş!

Sokakta büyümüş, sokağın tozunu yutmuş bir anne olarak, “sokak tadı”nı hiçbir şeye değişemem. Gece yarılarına kadar bütün mahalle saklambaç oynardık da bıkmaz eve dönemezdik. Kırk bin azarla girdiğimiz evde uyku nedir bilmeden, sabahın köründe yine çıkmak isterdik. O özgürlük duygusu ve temiz hava adrenalini paha biçilemez.

Parklar çocukların oyun alanıdır, çok da “sosyolojik” bir ortamdır: Her çeşit, her yaşta, ırkta, kültürde insanla karşılaşma, onları gözlemleme, ebeveynlik- kültür ilişkisini saptama adına daha iyi bir doğal gözlem olamaz. Ağır bir hastalık sürecinin ardından söz verdiğim üzere çocuklarımı parka doyurmak için yola koyulduk. Sonra, ilk beş dakika o yana bu yana koştuktan sonra üç çocuğumu da, elinde tablet olan bir çocuğun yanına oturmuş, tablete bakarken buldum. Çocuk tablette oyun oynuyor, bizimkiler de bön bön bakıyordu. Daha önce ne tabletle tanışmışlıkları var, ne teknolojik oyunlarla. Park, bahçe, anne oyunu, akıl oyunu var bizim evde. Başka oyun bilmiyorlar.

Bazen “çok mu cahil bıraktım yavruları?” diyorum ama sonra aklıma hep “0-6 yaş denklemi” geliyor. Nedir o denklem? “0-6 yaş döneminin çocuğun bütün verilerinin girildiği ve onun beyin kapasitesini küçülten her türlü şeyden uzak tutulması gerektiği” denklemi.. Birkaç sene sonra girdikleri ortamlarda zaten fazlasıyla muhatap olacakları bu zararlı bileşenleri şimdilik uzak tutmak, eminim ki zihinsel gelişim açısından çok önemli.

Velhasılı kelam, söylediklerimin ispatı karşımda duruyordu. Bizim çocuklar parkı, oyunu bırakıp tablet izleme hevesine girdiler. Canım çok sıkıldı elbette. Çocuğunu parka getirip bir de eline tablet veren anneye kocaman bir alkış!

Soruyorum şimdi, bir çocuk parka neden getirilir? Amaç nedir?
Tablet vermekle arasında ne bağlantı vardır?

Çocuklarımızdan bu kadar mı sıkıldık da, parkta bile sussun diye ellerine tablet verir olduk?
Çocuğu oynatmak için getirdiğimiz parklarda, onu temiz hava içerisinde sanal oyun oynasın diye mi düşündük acaba?

Doğal ortamda, sanal oyun! İyiymiş!

Peki ya diğer çocukların hakkı ne olacak?
Ortak yaşanılan alanlarda, diğer çocukların da hakkına saygı göstermemiz ve ona göre davranmamız gerekmiyor mu?
Alın, benim çocuklar tablet yüzünden iptal oldular! Orada, o kadar çocuğun oyun büyüsünü bozmaya kimin hakkı var?

Eskiden bir muzu bile parkta yiyemezdik başka bir arkadaşımızın canı çeker diye. Neredeeen nereye!

Çocuklarımıza öğrettiklerimiz, topluma öğretmemiz gerekenlerin yanında bana daha basit geliyor artık. Çocuklar ne verirseniz alıyorlar. Ama yetişkinleri eğitmek öyle mi? Kırk kere söylesen boş misali.

Ebeveyn eğitiminin yaygınlaşmasını, özellikle ülkemizde yaygınlaşmasını oldukça değerli bir adım olarak görüyorum. Sebebine değinmeme gerek kaldı mı?

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız