Röportaj

Oyuncu anne Şermin Çarkacı: “Çocuğuyla ilgilenmeyen anne, en az savaş kadar mücadele edilmesi gereken bir durum”

"Aslında pek de bana göre yerler değil buralar", diyor son zamanların en çok ilgi gören blogger annesi!

oyuncuanne8Bir çoğumuzun sosyal medyada örnek aldığı, takip ettiği insanlar vardır. Yaşamlarıyla yaşamlarımızı bağdaştırıp, tavsiyelerini dikkate alarak yaşarız. İş anneliğe gelince ve günümüz anneleri pek çok soru işaretiyle doluyken  bahsettiğim annelerden biriyle, çalışan, üreten, çok çocuklu bir anneyle biraz dertleşmek istedim. Merak edilenlerini,  kaygılarını, hayata bakış açısını ve ileriye dönük temennilerini “Oyuncu Anne” sevgili Şermin Çarkacı ile söyleştik.


“Oyuncu Anne” olarak paylaşımlar yapmaya başladığınızda neyi hedeflemiştiniz?

Sosyal medya hesaplarımı bir iddia ile açmadım. Herkes gibi, sizin gibi, başkalarının gibi arkadaşlarla iletişim kurmak, hayatımdan detaylar paylaşmak için açtım. Sonra bir arkadaşım, ‘yahu ne güzel yazıyorsun, bence bunu sayfaya dönüştürmelisin’ dedi. Olurdu, olmazdı, gerek vardı yoktu derken Oyuncu Anne sayfasını açtım. Bu kadar ilgi göreceğini ve bu kadar takip edileceğini tahmin etmemiştim. İşin garibi bundan sonrası için de bir stratejim yok. Siz nasıl yarın şahsi hesabınızda bir paylaşım yapabilir ya da bir hafta boyunca sosyal medyaya girmeden durabilirsiniz, benim için de öyle…

oyuncuanne6Kullandığınız üslup samimi ve içten. Kırk yıllık dostuyla sohbet eder gibi hissettiriyorsunuz insanı. Peki, hiç bu yönde bir eleştiri aldığınız oldu mu?

Bu bir tarz değil ki… Bu, benim. Şermin böyle biri. Yani apartmandaki güvenlik görevlisiyle, komşumla, iş yerinde mesai arkadaşlarımla, marketteki kasiyerle, eşimle, dostumla, arkadaşlarımla nasıl konuşuyorsam sayfada yazdıklarım, kitaplarda kullandığım yazı dili de öyle. Eğer üslubumu değiştirirsem, ben olmam ki.

“Oyuncu Anne” olmanın artıları olduğu kadar eksileri de olmuştur. Bunca takipçinin talebine karşılık vermek zor olmalı?

Beklentiler çok fazla olabiliyor zaman zaman. Bugün Oyuncu Anne sayfasına sadece Facebook üzerinden haftada en az 10.000 adet mesaj geliyor. Yorumları saymıyorum. Bunlar özel mesajlar. Derdini anlatanlar, yardım isteyenler, fikir danışanlar, iş isteyenler, teşekkür edenler, eleştirenler… Ben işimi gücü bıraksam, çocuklarla da ilgilenmesem, bütün mesaimi bu mesajları yanıtlamaya kalsam yine de yetişemem. Ama insanlar anlamıyorlar. Cevap vermediğim için takibi bırakıyorum diyenler, küsenler, hatta küfredenler oluyor. Bu çok şaşırtıcı. Arada şöyle bir göz atıyorum mesajlara. Ön izleme olarak ilk birkaç kelimeyi görebiliyoruz. Bir bakıyorum ‘Allah belanı versin’ yazıyor mesela. Aaaa diyorum bu ne şimdi. Bir bakıyorum, mesela beni çok sevdiğini yazmış. Görmemişim. Sonra örneğin gözlüğümün markasını sormuş. Görmemişim. Cevaplamadım diye, Allah belanı versin yazmış. Beni en çok bunlar üzüyor. Demek istediğim şu, bana yöneltilen nefret değil beni üzen, insanların böyle nefret dolu olması…

oyuncuanne2Çocuklarınızı büyütürken etkilendiğiniz eğitim ekolleri, işinize yarayan yöntemler konusunda bilgi alabilir miyiz?

Eğitimde pek çok ekol var. Bunları kreşler, anaokulları, okullar uyguluyor. Bunlar profesyonellerin işi. Ben kendi çocukluğuma bakıyorum, onu referans alıyorum. Çocukluğumuz çok da uzak bir geçmiş değil. Ben her detayını dün gibi anımsıyorum. Kendi çocukluğumda beni neyin kırdığını, neyin mutlu ettiğini, neyin öfkelendirirken neyin gururlandırdığını, neyin güldürdüğünü, neyin ağlattığını çok net hatırlıyorum. Bana nasıl davrandıklarında insanlardan uzaklaşıyordum, nasıl davrandıklarında onları kendime dost kabul ediyordum hatırlıyorum. O yüzden çocuklarıma da öyle davranmaya gayret ediyorum. Tabi daha bilinçli, biraz daha programlı. Ve imkânlar dâhilinde… Yani, çocukken evden çıkıp koştura koştura, yolda toz çıkarta çıkarta dere kenarına gitmek ve suyun içinde gezmek çok hoşuma gidiyordu örneğin. Şimdi çocukların bu imkânı yok. Ama hafta sonları onlara ayaklarını sokup oynayabilecekleri bir dere kenarı arayıp buluyorum. Bunun gibi benzerlikler yaratabilmek için çabalıyorum.

oyuncuanne3Herkes sizin 3-5 yardımcınız olduğunu düşünüyor. Çocukları büyütürken kimlerden yardım aldınız?

Evet, böyle düşünenlerin algısına göre evde papyonlu uşağımız ve ona bağlı çalışan siyah etek, beyaz gömlekli hizmetçilerimiz, bir bacı kalfamız, iki de mürebbiyemiz var! Yeşilçam filmlerindeki kadro… Bu konuda insanları ikna edemedim gitti. Evde böyle bir kadromuz yok. Ama yoğun bir iş hayatım var. Hem yoğun tempolu bir iş, hem 3 çocuk, hem yazarlık, hem sosyal medya hesabı yönetmek, hem de ev işi beni değil, herkesi zorlar. Bu görevlerden birinde bir başkasından destek almak mantıklı değil mi? O yüzden bize, hafta içi gelip evimizi toplayıp yemek yapan bir ablamız var. İşten eve geldiğimde ve çocuklar okuldan geldiğinde evde çocuklarla baş başa oluyoruz. Hafta sonları da yalnızız. Zaten hafta içi de çocuklar okulda oluyorlar, evden birlikte çıkıp birlikte giriyoruz. Sıkıştığım durumlarda hepimiz gibi annemden babamdan destek alıyorum. Bana çocukları büyütürken, bebeklik dönemlerinde çok yardımcı oldular. Şimdi de ayrı şehirlerde olmamıza rağmen, sağ olsunlar çok destek oluyorlar.

Çalışan anne çocuğuyla ne kadar oyun oynayabilir ki diye düşünenler de var elbet. Çalışan anne olmak bir tercih mi, yoksa mecburiyet mi sizin için?

Ben hep çalışan anneydim, doğum izni bile kullanamadım. Kendi işimi yapıyorum, dolayısıyla izin alma imkânım yok. Kendi işin olunca ‘Ooo, gitmeyiverirsin, olur biter’ diye bakıyor insanlar. Öyle olmuyor, daha fazla sorumluluğunuz oluyor. Ve çok daha programlı bir yaşantınız oluyor. Ben çalışmıyor olsam, bu kadar ilgilenemeyebilirdim diye düşünüyorum aksine. Her sabah çocuklarla sohbet edip, sevip, ilgilenip evden çıkmak. Akşam eve gelirken araba sohbet etmek, yolda durup kuşları beslemek, yağmuru izlemek, bazen parka uğramak… Eve geldikten sonra yemek yemek ve sonra bir saat oyun oynamak… Gece yatmadan önce sohbet edip masal anlatmak… Onlar uyuduktan sonra da ayırabildiğimiz kadar kendimize vakit ayırmak… Böylesi bana daha iyi geliyor, herkes hayatı farklı yaşıyor nasılsa.

Diğer yandan, çalışmak mecburiyet mi? Evet, benim dünyamda mecburiyet. Çünkü çalışmayı çok seviyorum. Üretmeyi, faydalı olmayı seviyorum. Bugün, bu yaşta çalışmayacaksam ne zaman çalışacağım?

oyuncuanne4Dünyanın her yerinde, çaresiz, çocuğundan uzakta, savaşlarla boğuşan, çocuğuna bir ekmek bile yediremeyen milyonlarca anne var. O anneleri düşündüğünüzde, annelik adına neyi daha iyi yapmayı isterdiniz?

Keşke her çocuk ortalama aynı şartlara sahip olsaydı. Fakat dünya böyle bir yer… Ben kendi hesabıma, kendi çocuklarımı iyi yetiştirmeye çalışırken, başka annelere de kendi bildiğim, öğrendiğim iyi şeyleri anlatmaya, her anne babayı çocuğuyla oyun oynamaya davet etmeye, oyun önerileri sunmaya, onların yüzünü güldürmeye gayret ediyorum. Keşke imkânımız olsa, bir yolu olsa da dünyadaki bütün çocukların mutlu bir çocukluk geçirmesini sağlayabilsek.

Burada daha da önemli olan bir nokta var. Savaşlar var, açlık var, yiyecek ekmek bulamayan çocuklar var, tamam. Ama bir de her şeyi tamam olup da çocuklarıyla ilgilenmeyen, onların çocukluğunu önemsemeyen anneler var. Çocuklarını tüm gün ekran karşısına kilitleyip, kendileri de ev işine, işine, yorgunluğuna, kendi hayatına kaptıran anne babalar var. Bana gelen mesajlarda görüyorum, ‘çocuğumu çok dövüyorum, nasıl sakin kalabilirim’ diyor. Bakıyorsun, işi var, aşı var, vakti var, ama sabrı yok. Bu da en az savaşlar kadar, açlık kadar mücadele edilmesi gereken bir durum.

Bu kadar çok takipçi kitlesi sabah, akşam oyuncu anne bugün neler yapmış diye merak ederken, ilerde çocukların düğün fotoğraflarını da görecek miyiz? Süreci nasıl yönetmeyi düşünüyorsunuz? Eminim ki takipçileriniz sizi takip etmeyi bırakmak istemeyeceklerdir.

Bilmiyorum. Belki anneannelik, babaannelik serüvenlerimizi paylaşırız, o günün sosyal medya koşullarında. Belki bir sabah ‘hoşçakalın’ deyip kapatırım sayfayı. Açıkça söyleyeyim. Ben küçük bir çevrede büyüdüm. Etrafımdaki herkes ortalama olarak bana benzerdi. Sonra okul ve iş çevrem oldu. Kendime benzeyen, düşünce farklılıklarımız olsa da belli bir saygı çerçevesinde dostluğumuzu devam ettirdiğimiz insanlar oldu hayatımda. Beni üzen, yoran, saygısız, hırçın, kötü kalpli insanlardan uzak durmaya gayret ettim, başardım da. Sosyal medya böyle değil. Şaşkınlık içerisinde kalıyorum çoğu zaman. Öyle mesajlar alıyorum ki, ‘bir insan tanımadığı birine nasıl böyle kinlenir, nasıl öfkelenir, nasıl bu denli nefret kusar, şaşıyorum. Bazen yorumlarda görüyorum, çatır çatır kavga ediyor takipçiler birbirleriyle. Saygı duvarını aşanı engelliyorum ama çok şaşırıyorum, bir kadın, bir insan, bir anne nasıl bu kadar çirkinleşebilir. Diğer yandan çok dertli insan var. Benimle paylaşıyorlar. Amenna. Ama ben okuyup geçemiyorum, ‘tüh’ deyip kapatamıyorum sayfayı. Ben lisedeyken Sinan Çetin’in Film Gibi programı vardı, hatırlar mısınız? O programı izlediğim akşamlar ateşlenir okula gidemezdim, öyle ağlar, öyle üzülürdüm. Dizi izleyemem, etkilenirim, rüyalarıma girer. Şimdi bunlar dizi de değil, hepsi gerçek… Üzülüyorum. Yani aslında pek de bana göre yerler değil buralar. Hasbelkader başladık, bu hale geldi. Böyle ne olacağını bilmediğim durumlarda kendi kendime söylediğim ve çok sevdiğim bir deyim vardır. ‘Allah kararlamıştır.’ Bunu da kararlamıştır. Bakacağız, önümüzdeki günlere…

Ayşegül Uysal

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Tümünü Gör