Pedagog

Otorite mi olmalısınız, arkadaş mı?

Sadece dürtüsel ve hazza dayalı kararlarla büyütülen çocuk, donanımsız kalabilir...

Çocuklarla araya mesafe koymayı ilke edinmiş bir neslin çocukları olan yeni nesil anne babalar, kendi yaşadıklarından tatmin olmamış olmayı referans alarak çocuklarıyla arkadaş ilişkisi geliştirmeyi çok önemsiyorlar. Ancak çocuk eğitimiyle ilgili birçok konuda olduğu gibi bu konuda da aşırıya kaçmalar olabiliyor.

Otoriterliğin ve arkadaşlığın sonuçları

Çocuğun anne-babasını sadece otorite gibi görmesi ve kendisine uzak hissetmesi büyük bir sorun. Çünkü anne-babasının yanında huzur bulamayan, duygularını rahat ifade edemeyen, korku ile disiplin sağlanmaya çalışılan ve koşulsuz itaate zorlanan çocuklar her bir büyüme evresinde farklı psikolojik sorunlarla karşılaşıyorlar. Bu sorunlar da yaşam boyu sürecek zorluklara neden olabiliyor.

Diğer yandan, anne babanın otorite kabul edilmediği, her türlü kararı verme yetkisine sahip, kendi sınırlarını ve kurallarını kendileri belirleyen çocuklar da sonuçta çok benzer sıkıntılar yaşıyorlar.

Bu bireyler özellikle sosyal ilişkilerde çok zorlanıyorlar. Anne-babaları kendileri için zayıf modeller olduklarından hem onlara hem de kendilerine güven geliştirmekte zorluklar yaşıyorlar.

Nesil farkı ne anlama geliyor?

Çocuk gelişiminde belki de en önemli referanslardan biri, çocuk ile anne-baba arasındaki nesil farkıdır. Bu fark anne-babaların devamlı olarak çocuktan daha deneyimli olmaları, daha bilgi sahibi olmaları ve çocuk için daha doğru kararları alabilmeleri sonucunu da doğurur. Çocuklar yaş özelliklerine de bağlı olarak genellikle dürtüsel kararlar verirler ve isteklerini de yine genellikle dürtüleri kontrol eder. Yani kendileri için öncelikli ilkeleri “haz”dır.

Elbette çocuğun yaşamında var olan her konuya haz eşlik etmelidir. Ama sadece haz referans olduğunda çocuk, gelişimi için ihtiyaç duyduğu birçok konuda  donanımsız kalabilir. Bu nedenle ister istemez çocuğun yararına olabilecek düzenlemelere, sınırlara ihtiyaç olmaktadır. Anne-baba bu aşamada çocuğa bilgi ve deneyimiyle destek olmalı, çocuğu daha uygun olana yönlendirebilmeli ve çocuğa seçim şansı verirken de en uygun seçenekleri belirlemelidir.
Yani anne-babanın çocuğa seçenekler sunması ve çocuğun bu seçenekler arasından kendisi için uygun olanı belirlemesi çocuk açısından en uygun olan tavırdır.

Sosyalleştirme arkadaşların işidir

Anne babaların “ben çocuğumun en iyi arkadaşı olmak istiyorum” tavrı kulağa ilk anda iyi gelmekle birlikte çocuğu oldukça kısıtlayan ve özellikle de dış dünyaya açılmasına ciddi bir şekilde engel oluşturan bir tavırdır. Çünkü arkadaş olmak, sırdaş olmak, birlikte eğlenmek, birlikte vakit geçirmek, birlikte avunmak ve birlikte sosyalleşmek demektir. Elbette her anne babanın çocuklarıyla eğlenmesi, vakit geçirmesi gerekir. Ama özellikle 3 yaş sonrasında çocukların artık bu tür sosyal ihtiyaçları için anne babalarından çok akranlarıyla bir arada olmaya ihtiyaçları vardır. Anne baba temel ihtiyaçları karşılamaya ve yaşam için doğru kuralları koyup, kararları uygulamaya devam ederken çocuk da sosyal ihtiyaçlarını arkadaşlarıyla karşılamalıdır. Özellikle anne babanın “bilmediği” sosyal bir gündeminin olabilmesi (elbette güvenlik sınırları içinde) gerekir. Arkadaşlarıyla ufak tefek sırları olması, ergenlik dönemine gelindiğinde belki de dış dünyada yaşadıkları ile ilgili birçok şeyin anne baba tarafından bilinmemesi önemlidir.

Çocuğun güvenliğini kim sağlayacak?

Bu noktada birçok anne baba çocuğun güvenliği için onunla arkadaş olmanın gerekli olduğunu düşünebilir. Ancak zaten bu yaşa kadar çocuğun kendini korumayı, tehlikeler karşısında güvenlik önlemlerini alabilmeyi öğrenmiş olması gerekir. Bunu öğrenememişse öncesinde çok korunmuş ve bunu öğrenmesine fırsat verilmemiş demektir. Onun dış dünyada yaşadığı her şeyi öğrenmek ve takip etmek yerine, ona güvendiğimizi, dışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirdiği için, keyifli bir hayatı olduğu için mutlu olduğumuzu söylemek daha güven vericidir.

Arkadaş-ça

Çocuklar çok sayıda arkadaşa sahip olabilirler. Onlarla çok şey paylaşıp, sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Ancak sadece bir anne babaları vardır. Yani anne baba olmanın temsil ettiği özellikleri sadece anne babalarından öğrenebilirler. Bu ayırım anne babanın “arkadaş” olma arzusunun oldukça sakıncalı olduğunu da göstermektedir. Bunun yerine çocukla kurulan otorite ilişkisinde arkadaşça olabilmek, çocuğa seçme şansı verebilmek, çocuğu çok iyi tanıyıp ihtiyaçlarını yumuşakça ve keyifle karşılayabilmek, çocuğun hayatına çok fazla müdahale etmeden, belli bir mesafeden onun sosyal ilişkilerinden memnuniyet duymak tercih edilmelidir. Bu konu özellikle ergenlik döneminde önemlidir. Çocukluktan itibaren anne babası ile arkadaşça ilişki kurabilmiş olan ergenler; bu zorlu dönemi daha kolay atlatabilmektedirler.

Anne-babalarını arkadaşları gibi gören çocuklar bazen başka arkadaşa ihtiyaç duymaz ya da arkadaşlarından, anne-babalarından gördükleri hoşgörüyü ve özeni görmedikleri için arkadaşlık kurup sürdürmekte zorluklar yaşayabilirler. O zaman da ihtiyaçlarını sadece anne-babalarıyla karşılamayı tercih edebilirler. Ergenlik dönemine arkadaşsız giren bu çocuklar bu dönemde büyük zorluklarla karşılaşabilirler.

Ergenlik dönemi arkadaşlarla olmaya en çok ihtiyaç duyulan dönemdir. Anne-baba ve aile ikinci plandadır ve arkadaş normları önemlidir. Bir akran grubu tarafından kabul görmek, değer görmek önem kazanır.

Uzm.Ped. Belgin Temur

ALTERNATİF ANNE UZMANI | İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Pedagoji Bölümü Mezunudur (1989). İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans programını tamamlamıştır (2002). Mesleğe özel eğitimci olarak başlamış, zihinsel özürlü ve otistik çocuklarla özel eğitim çalışmaları yapmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve özel öğrenme bozukluğu konularında araştırmalar yaparak bu konuda deneyim kazanmıştır. Çocuklardaki ruhsal-davranışsal sorunlarla ilgili bireysel çalışmalarının yanı sıra anne-baba danışmanlığı ve anne-baba eğitim grupları yapmaktadır. Öğretmenlerle ve anne-babalarla “çocuklarla etkili iletişim” ve “aile içi etkili iletişim” konusunda grup çalışmalarının liderliğini yapmaktadır. 1999 Marmara depremi sonrasında yürütülen büyük ölçekli bir sosyal proje olan “çocukların ruhsal-davranışsal sorunlarını sınıf içinde tanıma ve uygun sınıf içi müdahale teknikleri” projesinde eğitimci olarak görev yapmıştır. Proje kapsamında Ocak-Şubat 2005’de Project Hope işbirliği ile Boston Çocuk Hastanesi’nde (Children’s Hospital Boston’s National Institute of Mental Health -NIMH- Fogarty International Mental Health and Developmental Disabilities) araştırma eğitim ve kapasite geliştirme programına katılmıştır. Bu projenin devamı olarak kurulan PREP’in (Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği’nin kurucu üyesidir) Özel Mavi Aile Danışma Merkezi'nin kurucusu ve yöneticisidir. Klinik çalışmalarının yanı sıra alanda çalışan meslektaşlara çocukluk çağı ruhsal-davranışsal problemlerinin tanı ve sağaltımına yönelik süpervizörlük yapmakta, stajyer öğrencilerin uygulamalı eğitim programlarını hazırlamakta ve yürütmektedir. Değişik basın yayın organlarında çocuk ve ailelerin sorunlarına yönelik yazılar yazmakta ve programlar hazırlamaktadır.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Geleneksel otorite, geleneklerin buyuk sayg? gordugu, toplumsal duzenin ag?r degistigi toplumlarda ve kurumlarda gorulur. Bu gibi ortamlarda iktidarin kaynag?; gelenekler ya da yerlesik inanclardir.