Eleştiri Ergen Kategorisiz

Okulu bırakmak isteyen liseli gençlere

Okulu bırakmak isteyen gençlere sesleniyor yazarımız: Küsüp gitmek yerine, kendinizi hayatınızı daha iyi kılmaya adayın.

bored-16811_640Bize yorum olarak ulaşan bu yazıyı sizinle buradan da paylaşmak istedik:

Tanıştığınız yeni çocuk sigara içiyor, alkol alıyor, ve sokaklarda yatıyor. O kadar “sistem” dışı ki ona çekilmekten kendinizi alamıyorsunuz. Fakat biraz durup düşünün. Bu yaptıkları sürdürülebilir mi? Gerçekten hayatındaki tüm sorumluluklarından kaçan biri ile uzun süreli beraber olabilir misiniz? Onun yaşadığı gibi yaşamak mümkün mü?

Maalesef bu imrendiğiniz hayat bırakmış birinin hayatı. Ben hep sahip olacak birini aramak yerine size sahip olacak birini bulun derim. Ben kaybolduğumda acaba direklerin üzerine “Bu adamı kaybettim bulan varsa şu numarayı lütfen arasın” diyecek birkaç kişim var mı sorusunu sorarım kendime.

Tanıştığınız o kötü çocuk ister inanın ister inanmayın size sahip çıkmayacak biri. Zaten seçtiği yol da sorumlu olmamak, sürekli olmamak, günü ve o gün karşısına kim çıkarsa onu deneyimlemek üzerine kurulu bir yol. Bugün ne derse desin sizi gelecek ay ya da sene unutacağından emin olabilirsiniz.

Peki şu çok kızdığınız sistem nedir? Bu normal olmayan çocuk biraz da sistem dışı olduğundan çekici değil midir? Tamam bir sürü sıkıntısı, kuralı, öyle yapma böyle yapı vardır da, bu sistemin olmaması mümkün müdür? Sistemin hiç mi iyi tarafı yoktur?

Tamam biraz sıkıcıdır filan ama bir açıdan sistem pek de fena değildir. Bundan yüz sene öncesini düşünün. Elektriksiz, ayakkabısız, ekmeksiz yaşayan bir nesilin torunları şu anda arabalara binebiliyor, sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyor, okullarda eğitim görebiliyor, çalışıp para kazanarak ailesinin yaşadığından daha iyi yaşayabiliyor. Sistem aslında “birbirine hizmet eden insanlar topluluğu”dur, güven ve süreklilik üzerine kuruludur. Garson bana yemek getiriyor, ben onu hastanede ameliyat ediyorum ve ikimiz de sabah işimizin başına geliyoruz. İşte bunu sağlayan sistemdir.

Peki bu yaşamın alternatifi nedir? İnsanlar bu tarz işlerle meşgul olmasalar ne ile meşgul olurlardı? Sistem olmasa ne olurdu? Bunu bir kafamızda canlandırmaya çalışalım. Fakir mahallelere bakın. Günü uyuşturucu kullanıp, satarak, hırsızlık yaparak geçiren kitleler var. Bunu belki en iyi askerlikte görürsünüz. Bir insan topluluğunu olumlu şeylerle meşgul etmez boş bırakırsanız, maalesef belki de doğaları gereği kendilerine ve birbirlerine zarar verecek şeylerle meşgul oluyorlar. Ağaçlara çıkıp, karşısındakilere tüfekle eşek şakası yapan, sonra da ölümüne kavga eden askerler gözünüzde canlandırın.

Ya da ilkel ve fakir bir Afrika kabilesini düşünün. Malınızı ve canınızı koruyan bir polis sistemi olmayan, tuvalet ya da çöpleri göz önünden kaldırmak için bir belediye sistemi olmayan bir kabile. Suç işleyenin yargılanmadığı, sağlık hizmeti, eğitim hizmeti olmayan ve hatta yiyecek yemek bulmakta bile sıkıntı çeken ilkel ve fakir bir Afrika kabilesi. İşte orada yaşayan biri için bir sistem hayat kurtarıcıdır ve önemlidir. Allah’tan Anadolu eski bir medeniyettir, bu yapılar yüzyıllardır doğduğumuz bu coğrafyada kuruludur ve faaliyet göstermektedir.

Peki gerçekten sorumluluk olmadan, iş olmadan, bir meşguliyet olmadan sistem dışında örneğin bir ormanda özgürce yaşamak mümkün müdür?

Aslına bakarsanız ormanda bile yaşasanız, belirli ihtiyaçlarınızı karşılama zorunluluğundasınızdır. Para kazanmak, okula gitmek de bir zorunluluktur. Nasıl su içmeniz, uyumanız, yemek arayıp bulup yemeniz gerekiyorsa, hayatınızı devam ettirmek için de sistemin içinde ya da dışında belirli bir disiplin içinde çalışmak ve yaşamak, sağlığınızı kaybetmemek için belirli saatte uyumak ve uyanmak zorundasınızdır.

Sistem elbette hatalıdır, iyileştirilecek çok yeri vardır. Ama sistem bir taraftan da size özgürlükler de tanır. Bugün 30 sene öncesinden farklı olarak hemen her köyde elektrik, su olduğu gibi, hemen her köy evinde de çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi gibi hayatı kolaylaştıran eşyalar var. Sistem sizi çok sıkıyorsa, az bir miktar para biriktirerek, hayatın daha yavaş geçtiği böyle bir yere taşınabilirsiniz. Ama unutmayın orada da sorumluluklar peşinizi bırakmayacaktır!

Bu işleri kurcalayan beyin için bir diğer akıl oyunu da şudur. Eğer size ayda fazlasıyla geçinebileceğiniz bir para verilse ne yapardınız? Gününüzü nasıl geçirirdiniz?

Pek çoğumuz buna hiçbir şey yapmazdım diye cevap verse de bu gerçekten mümkün değildir. Dale Carnegie’nin de dediği gibi “monotonluk” yaşamın en kötü belasıdır. Beyin uyaransız kaldığında kendi uyaranlarını yaratmaya başlar. Fakirlik monoton olduğundan bu kadar sıkıntı verir. Zengin kişinin hayatı ise alternatiflerle doludur.

Size üzücü bir haber vereyim çok zengin bile olsanız doğanız itibariyle hiçbir şey yapmamaya ya da izole (yalnız) yaşamaya uygun değilsiniz.

Hep söylediğim bir şey var. Hemen hepimiz bir tam günü tekrar tekrar yaşıyoruz. Hemen hepimiz sabah bir işe gidiyor, akşamları da bir eve geliyoruz. Eğer sabahki uğraşımız bizi mutlu ediyorsa, ve geldiğimiz evdeki insanlarla akşamlarımızı geçirmek bize haz veriyorsa dünyanın en şanslı insanlarındanız. Ama eğer sabah nefret ettiğimiz bir işi yapıyorsak ve akşam da yüzüne bakılmaz bir kadın/adam bizi karşılıyorsa durumumuz çok kötüdür.

Onun için eğer size ayda fazlasıyla geçinebileceğiniz bir para verilse ne yapardınız sorusunun doğru yanıtı: “Kendime günü geçirecek sağlıklı bir uğraş bulurum” dur; ya da “kendime haz duyacağım bir günlük kurgu yaratırım” dır. İşte şanslı olanlarımızın günlük “iş”leri aynı zamanda meşgul olmaktan mutluluk duydukları uğraşlarıdır. Birçok çok zengin kişi de günlerini ve hayatlarını anlamlı kılmak için “çalışmaya” ya da günlük uğraşlarına devam etmeye, emekli olmamaya aslında çok heveslidirler.

Bence mutluluğun formülü de budur, gündüzü ve akşamı haz alınır hale getirmek. Sağlıklı kişilerle, sağlıklı uğraşlarla hayatı devam ettirmek. Eğitim seviyeniz, ya da ekonomik statünüz ne olursa olsun eğer yanaklarınız kırmızıysa o zaman siz doğru yoldasınız demektir.

Maalesef ne dersek diyelim hayatımızı zorlaştıran bir sürü durum ve insan vardır, ve olacaktır. Haksızlığa uğrayan, ya da bir türlü sağlıklı kurgusunu yaratamayan her bireyin hayatında da mutluluk ve huzur yerine kaygı ve sinir egemen olmaya başlar.

İnsanlar olarak acı çektiğimiz şeylerin bitmesini, haz duyduğumuz şeylerin ise devam etmesini isteriz. Hayat da bize sürekli acı veriyorsa bitirilmesi gerektiğini düşünürüz. Ama haz veriyorsa hiç ölmek istemeyiz. Felsefi olarak hayatın ne olduğu uzun uzun konuşulabilir. Ama eğer hayatınızı haz duyacağınız bir şekle sokabilirseniz, onun devam etmesini istersiniz. Bu da sokakta yatmak, hiçbir şey yapmamak, alkol almakla değil sağlıklı uğraşılar, ve sağlıklı ilişkiler ile mümkün olur.

Bu halde yapılması gereken nedir? Doğru günlük kurguyu bir an evvel geciktirmeden yaratmaya çabalamak. Parasızlık, yalnızlık, sömüren bir koca, tatmin etmeyen bir iş gibi etmenleri hayattan çıkarmak, ve hayatı bir an evvel basitleştirmek.

Sisteme gelince, sistem Allah’a şükür, her asır akılcı olana doğru yavaş da olsa yakınsamaktadır. Bugün Amerika’da (en kapitalist ülkede bile) sağlık ya da eğitim reformları konuşulmaktadır. İnsanlar tarih boyunca ne zaman akla uygun olmayan problemler yaşasalar bunları akıl yolu ile çözme yoluna gitmişlerdir. O yüzden de bana göre bundan 100 sene sonra insanlar bugün yaşadığımızdan daha iyi yaşayacaklardır.

O yüzden lütfen okulunuzu bırakmayın. Küsüp gitmek yerine, kendinizi hayatınızı daha iyi kılmaya adayın. Göreceksiniz ki hep devam etmesini istediğiniz ve her gününden haz duyduğunuz bir hayat var. Sadece o hayatın üstündeki örtüyü kaldırmanız gerekli.

Dr. Erkin Ölmez,
Ekonomist

Konuk Yazar

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız