Eleştiri Gülüş'ün Köşesi Kitap

Okuldan ne kadar nefret edebilirsiniz?

okulsuzlukGençlik yılları ikiye ayrılır: Okulu sevenlerinkiler ve okulu sevmeyenlerinkiler.

Benim okul yıllarım hayatımın karanlık devridir maalesef. Yetersiz ve yetkisiz hissettiğim, beceriksiz hissettirildiğim, akıbetimin bir-iki puana bağlı olduğu, sosyal hayattan ve arkadaşlardan yaz tatillerinde nasiplenebildiğim bir garip yaşantı. Okulu asmayı başardığım o tek günün keyfini unutamıyorum. Güneşli bir kış sabahıydı, sokağa çıkıp semtin meydanına yürümüş, kitapçıya girmiştim. Öğrenci halkı ortalıkta olmadığından tenhaydı butik. Kitap ve dergileri uzun uzun karıştırmış, eğitimini görmek istediğim mesleğe dair ilk orada bir fikir edinmiştim. O gün okulu asmasaydım acaba bunu keşfetmeye vaktim ve halim olur muydu? Bilinmez!
Giderayak okuluma bir kıyak yaptım: Guy Vermeil adlı araştırmacı eğitimcinin okulda yorgunluk üzerine yaptığı araştırmayı ödev niyetine sınıf önünde anlatıp, nasıl bir sömürge sistemine dahil olduğumuza dair onlara fikir verdim (en azından öyle yaptığımı düşündüm).

Schoolchildren bored in a classroom, during lesson.Yıllar geçti ve ben, meslek olarak yaptığım hemen bütün işlerin eğitimini okul dışı kaynaklardan aldığımı farkettim. Eğitim sistemlerinin insanların doğasına büyük ölçüde aykırı olduğunu ve dahası, uzmanların bunu çok iyi bildiklerini öğrendim. Şaşkınlığım bitmemişti: Uzmanlar tarafından eğitim sisteminin değiştirilmesine dair yapılan tüm açıklamalara karşın, ülke devletlerinin onlara sürekli ters düşen adımlar attığına şahit oldum. Türkiye’de çocukların ilkokula daha erken başlamaları, Belçika’da ise daha geç bir saatte bitmesi tartışılıyor. Pes!

Çocuk yetiştirme alanında muhteşem atılımlar var. Ebeveynler farkındalık çağına girdiler ve günümüz şehir çocukları, ilkokul çağına gelene kadar belki de optimum koşullarda büyütülme şansına sahipler. Ama ilkokula gelince ortaçağa geri dönülüyor çünkü eğitim kurumu ne kadar bilgili ve donanımlı olursa olsun, parayı verip istediğini yaptırmaya meyilli ebeveynler ve devletin beklentileri işleri karıştırıyor.

imagesŞimdi size önereceğim kitabı herkes okumamalı! Anksiyetesi yüksek veliler temkinli yaklaşmalı, yeni şeyler duymaya hazır olmayanlar ise hepten uzak durmalı. Matt Hern’ün editörlüğünü yaptığı “Alternatif Eğitim” başlıklı kitap yeni değil, fakat Türkiye’de sesini duyuramamış bir toplama. Nedeni açık: İçinde konu edilen “okulsuzlaştırma”, “devlet denetiminde olmayan okul”, “çocukların yönettiği okul”, “demokratik okul”, “evde eğitim” gibi modellerin bırakın ülkemizde uygulanmasını, algılanmasına bile yıllar var! Ancak okudukça alternatiflerin ne denli radikal –ve bu noktada yeniden zarar verici- olabileceğine dair de insanı şaşırtan bir tarafı var kitabın.

Liseyi bitirdiğimde okulumu yakıp kül etmek istiyordum. Ben oradan uzaklaşırken arka planda patlamalar yaparak yanan bir lise olduğunu hayal etmek, sanki orada çektiklerimin acısını alıyordu. Ama bu sadece bir fanteziydi. Bu kitapla birlikte bu fanteziyi gerçek kılmak için kolları sıvamış insanlar olduğunu anladım. Eğer okul insanlarda bu denli zarar verici izler bırakıyorsa, ne öğretirse öğretsin, kaç puan verirse versin, olduğu gibi kabul edilemez. Ama değişimi düşünürken günümüz trend ebeveynlik felsefelerinin düştüğü tuzaklara da düşmemek gerekir (bkz. Anneliğin Ötesinde).

Öyle görünüyor ki çocuklarımıza okul seçerken “özel mi, devlet mi” sorusunun çok ötesine geçmek zorundayız. Çocuğun karakterini, kendi beklentilerimizi, ülkemizdeki ve dünyadaki durumu derinlemesine irdelememiz gerekiyor.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız