Eğitim Gülüş'ün Köşesi

Okuldan beklentim: Primum non nocere!

okul2Bu yıl eğitim sistemleri hakkında daha çok araştırır oldum. Bunun bir sebebi, çocuklarımı nelerin beklediğini merak ediyor olmam. Bir başka sebebi, Alternatif Anne’de okulda yaşanan sıkıntıların ve eğitim sistemlerinin tartışılmasını istemem. Ama bir sebep daha var, kişisel: Hala içimden söküp atamamış olduğum bir okul travması…

Okulunu seven, kendini dersine verebilen, birkaç dakikada ödevini bitirip hayatına dönebilen arkadaşlarıma hep hayrandım. Ben ne yazık ki onlar gibi olamadım. Belki de araştırsak, bende beyin hiperaktivitesi ya da dikkat dağınıklığı türü bir şey çıkar. Okula olan mesafemi ben şöyle açıklayabilirim: İlgimi çeken 2 konuya karşın ilgimi çekmeyen 12 konu var. Bana konuyu anlatabilen ve anlatamayan öğretmenler var. Üzerinde düşünmek için bazen kısa, bazen uzun zaman dilimlerine ihtiyacım var. Ama bunlar arasından seçemeden dinlemem, anlamam, sınava girip iyi not almam bekleniyor. Tehdit büyük: Sınıfta kalmak. Okuldan hiç çıkamamak var işin ucunda! Benim için okul, kamufle edilmiş bir hapishaneden farksızdı… Ya arkadaşlıklar? O kafayla arkadaşlık nereye kadar olabiliyorsa, oraya kadardı benim için. Çoğu zaman “mış gibi” yapıyordum.

İlkokul 3’ten başlayarak ilgi seviyemde ve notlarımda hızlı bir düşüş yaşadım. Lise 1’e ite kaka geldiğimde bunalıma girdim. İşte o dönemde bir gün, uzun zamandır hiç gülümsememiş olduğumu fark ettim. Benim için çok acı bir duyguydu, hele ki adıma “Gülüş” koymuşlarken!
Okulu terk edemezdim çünkü geleceğimi mahvetmiş olurdum. Kurtulmak istiyorsam bitirmek zorundaydım. Ama devam ettikçe ruhum sıkışıyordu…

okulGittiğim okul, Belçika’nın elit okullarından biriydi ve bitirdiğimde biri bana “Şu anda sen Türkiye’de üniversite bitirmiş herhangi birinden daha iyi eğitim aldın” demişti. Bana “Bu okuldan mezun ol, senden başka hiçbir şey istemeyeceğime söz veriyorum, sonra ne istiyorsan yaparsın” diyen anneme de şunu söylediğimi hatırlıyorum: “Bu okul bana çok şey kazandırdı, evet, görebiliyorum. Ama kazandırdığından daha fazlasını kaybettirdi”.

Neyse ki herkes benim gibi değil. Her okul da benim okulum gibi değil! Kendi çocuğuma okul seçerken ilk araştırdığım konulardan biri, çocuklara ne kadar yüklenildiği idi. Belirtmeme gerek yok, ben o aktiviteci, mükemmeliyetçi annelerden olamam. Olmayacağım gibi, çocuğumun aldığı düşük notlar da umurumda olmayabilir! İşte burada benim için bir tehlike var: Okula inanmayan bir anne, kendi çocuğunu bakalım ne kadar inandırabilecek?

Ortaokul yıllarımdan beri amatör olarak eğitim sistemlerini araştırıyorum. Alternatif Anne’de de konuyu ele almaya çalışıyorum: Montessori, Renzulli, Reggio Emilia… Şimdilerde çocuklarına evde eğitim vermeyi seçmiş bir anneyle sohbet ediyorum. Ve bütün bunlar üzerinde düşünürken hep dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorum. Bir anne olarak okuldan en büyük beklentim: Primum non nocere. Yani “Önce zarar verme!”. Zarar verme, eğitmesen de olur! Öyle şaşkın şaşkın bakma bana. Benim hayatımı karartacaksan, n’eyleyim ben senin eğitimini? Gölge etme, başka ihsan istemem!

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız