Hobi Kategorisiz Üstün Zekalı

Okul öncesi dönemde Play To Learn ile yabancı dil eğitimi

Okul öncesi dönemde kimi anneler çocuklarına özellikle 0-3 yaş döneminde ilk eğitimi kendileri vermek isterken, kimileri de erken yaşta eğitmenler eşliğinde eğitim görmeye başlamasını tercih ediyor. Kimi anneler çalışma süreleri içinde çocuklarının güvenli bir ortamda bakımının sağlanmasını isterken, kimileri de bununla yetinmeyip beyin gelişimi açısından çok önemli olan bu ilk yaşlarda yabancı dil öğrenimine de başlamasını istiyor. 2012-2013 öğretim dönemi için okul arayışlarının ve kayıtların yapıldığı şu dönemde, 6 aylıktan itibaren çocuklara yabancı dil eğitimi verilebileceğini ve bunun sadece yabancı dil gelişimi değil, beyin gelişimi için de önemli olduğunu savunan butik okul Play To Learn’ü tanıma fırsatı bulduk. Play To Learn’ün kurucusu Özlem Petek Hün ile söyleşimizin sonunda Alternatif Anneler’e çok güzel süprrizleri var!

Okulunuzda uygulanan eğitim sistemi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Play to Learn butik bir okul. Butik konseptin özellikle küçük yaş grubu için çok daha uygun olduğunu düşünüyorum. Biz, eğitimeçok erken başlıyoruz. 1 yaş itibariyle anneli oyun gruplarına katılıyor çocuklar. 18 aya doğru yaklaşınca artık yavaş yavaş haftada iki-üç gün anne-babasızoyun gruplarına katılabiliyorlar. 2 yaş itibariyle anaokulu programına başlıyoruz; bu konuda biraz daha batı dünyasının yolunu izliyoruz. Okulumuzda sınıf sistemi yok, kitap, müzik, oyun, art odası olarak farklı mekanlarda eğitimimizi sürdürüyoruz. Çocuklar eğitmenleri, asistanlarıyla birlikte değişik zamanlarda rotasyonlarla değişik mekanları kullanırlar. Her gün her çocuk değişik mekanları kullanır. Bu, konsantrasyon süreleri açısından, hareket imkanı ve yaratıcılığı teşvik açısından da önemli. Çocuklarda bu dönemde henüz zaman kavramı oluşmamış olsa da rutini seviyorlar ve rutinin içinde rahat ediyorlar. Günlük planları var, bu dinamizmle bu programları eğlenerek sürdürüyorlar o nedenle de uyumsuzluk, ilgisizlik göstermiyorlar. Her çocuğun öğrenme stilleri farklıdır. Bütün bunları kullanarak bir program sunuyoruz.

Eğitime bu kadar küçük yaşta başlamanızın sebepleri nelerdir?

0-3 yaş arasında beyin gelişiminin % 50’si tamamlanıyor. Geri kalan % 50’sinin %80’i de 6 yaşına kadar tamamlanış oluyor. Bu nedenle 0-3 yaş dönemi çok önemli. Toplumumuzda genel olarak 3 yaş sonrası okul ve eğitim düşünülüyor ama 3 yaşına kadar çok daha hızlı bir gelişim söz konusu. Dolayısıyla biz butik konseptte erken eğitimi benimsedik.

Kurumunuzun adı neden Play to Learn? Neden butik okul?

Biz eğitim odaklı bir kurumuz, bakım odaklı bir kurum değiliz; bakım zaten yapılması gerekiyor, o nedenle bunu vurgulamaya gerek görmüyoruz. Çocuğun hayatı oyundur; o nedenle herşeyi keyifli ve eğlenceli bir oyun mizanseni içinde sunarsanız çocuk alır ve gelişir. O yüzden kurumun adını Play to Learn olarak belirledim ve bu ismin içeriğini, felsefesini iyi bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Okulu, kendi çocuklarım için içime sinen bir kurum bulamadığım için, onları düşünerek kurdum. Butik okul olmamızın sebebi; her çocuğun farklı olması, bu farklılıların önemsenmesi, her çocuğun ihtiyaç duyguğu ilgiyi, sevgiyi alabilmesi, değer verildiğini hissetmesi için daha küçük bir ortamda olması gerektiğidir. Benliğinin gelişimi için büyük güruh içinde sıradan biri değil, butik ortamda özel olduğunu hissetmesi gerekiyor. 2 yaş grubunda maksimum çocuk sayımız 8’dir. Daha büyük yaş gruplarımız da 10-12 çocuktan oluşur. Kurumunuzda neden başka bir dil değil de İngilizce öğrenimi uyguluyorsunuz? Yabancı dili çok önemsiyorum. Başka bir yabancı dil de olabilir ama global yaşamda iletişim dili İngilizce olduğu için, çocukların erken yaşta İngilizce’yle tanışmalarını sağlıyoruz. 0-3 yaşında beyin gelişimi, 2-3 yaş arasında dadil gelişimi çok hızlı oluyor. O nedenle 2 yaş civarında yabancı dil öğrenmeye başladığı zaman, o dili anadili gibi konuşma olasılığı çok yüksek oluyor. Bunu yapabilmek için çocuğun doğal ortamda bu dili yaşaması gerekiyor. Türkçe’yi çocuk nasıl doğal ortamda etrafında sürekli konuşulduğu için alabiliyorsa, yabancı dili de öyle alıyor. Çocuk ilk önce vücut diliyle anlamaya başlıyor.

Çocukların evde iletişim dillerinin sürekli Türkçe olması ve okulda da sürekli yabancı dille karşılaşmaları gelişimleri açısından bir dezavantaj olabilir mi?

Hiçbir dezavantajı yok, önemli olan çocuğun tutarlı bir şekilde hep aynı kişilerden aynı dili duymaları. Evde de iki dil kullanan birden çok kültürlü olan ailelerde de çocuklar iki dili birarada öğreniyorlar. Çocuklar 4-5 yaşına kadar 4-5 dil öğrenebiliyorlar; doğa böyle programlamış; böyle bir yetileri var. Yaş ilerledikçe o yetilerini kaybetmeye başlıyorlar. O nedenle de erken yaşta yabancı dile başlamak çok önemli. 3 yaşın altında başka bir dil duyan çocuk dil haznesini beyninde anadilinin olduğu hazneden başka bir yerde depoluyor. İlkokuldan sonra yabancı dil öğrenirken ise yabancı dil, anadilinin üzerine bir katman olarak yerleşiyor. O nedenle sonradan öğrenenler anadilinde düşünüp tercüme şeklinde yabancı dilde ifade etmeye çalışırlar. Oysa erken yaşlarda yabancı dil öğrenirken aynı anadili gibi düşünüyor ve öyle öğreniyor. Her dilin yapısı, grameri çok farklı, ilkokul döneminden sonra dilbilgisi ile yabancı dili öğrenmeye çalışıyoruz, tam karşılığını bulamıyoruz ve bazı sesleri çıkartmakta zorlanıyoruz. Gırtlak yapısı 3 yaşta artık oturmuş oluyor. Erken yabancı dil öğrenmede sadece dil gelişimi değil, beyin gelişimi de destekleniyor. Çocuk ne kadar çok farklı uyaranla yetişirse yetenek ve zekası o kadar gelişiyor. Çocuklar çok gelişmiş bir potansiyelle doğuyorlar. Bu potansiyellerini kullanabilmeleri için tecrübelere ihtiyaçları var. Bizde bu tecrübe imkanını sunuyoruz onlara.

Eğitim sistemlerinden etkilendiğiniz akımlar var mı?

Elbette var; ama sadece tek bir akıma bağlı değiliz; danışmanların desteğiyle birkaç programın senteziyle oluşturuldu bizim programlarımız. Bütün akımların özünde söylediği çocuğun yaşayarak öğrendiğidir. Eğitim, öğretmen liderliğinde bilgi aktarma değil; eğitimcinin rehberliğinde çocuğu özgür bırakarak öğrenmeye, bilgiyi keşfetmeye teşvik etmek, ona liderlik yapmaktır. Kullandığımız programlararasında scamper var örneğin; beyin fırtınası. 21.yüzyıl artık yaratıcılık yüzyılı; 20.yüzyıl bilgi yüzyılıydı. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Ulaşılan bilgileri süzebilmek, doğruyu yanlışı ayırdedebilmek, eleyebilmek ve yoğurabilmek gerekiyor. Karşılaşılan probleme yaratıcı çözümler üretebilmek için önce analitik düşünebilmek ve onun üzerine yaratıcı düşünce yetileriyle çözebilmek gerekiyor. Çocuklar ancak yaşayarak öğrenir ve içselleştirebilirler. Bunların yanında sosyo- duygusal gelişim çok önemli. Takım olma, bireysel becerilerini takım içinde kullanabilmesi önemli.

Uluslararası normlarda uyguladığınız programınızı tarif edebilir misiniz?

Ben aynı zamanda THE INTERNATIONAL CENTRE FOR INNOVATION IN EDUCATION isimli merkezin Türkiye direktörüyüm. Merkezin kurucusu Prof.Taisir Yamin, Dünya Üstün Zekalı Çocuklar Konseyi başkanı. Biz eğitim uzmanlarıyla uluslararası programlar kullanarak çocuğun gelişimini destekleyecek aktiviteler sunuyoruz. İngilizce için ABC English & Me programını geliştirerek uyguluyoruz, programları yürüten eğitmenlerimiz alanlarında uzmanlar. Çocukların kişilik gelişimini bu dönemde nasıl besliyorsunuz? Yürüttüğümüz planlı programlardan bir tanesi de karakter eğitimi. Karakter eğitiminde her ay bir tema seçiyoruz. Sevgi, saygı, sorumluluk, adalet gibi temalar işliyoruz. Konuyu hikayeler, dramalar, resimler, şarkılarla ele alarak beş duyuyu da birden kullanarak öğrenmelerini sağlıyoruz . Aileleriyle birlikte yapmaları için küçük ödevler veriyoruz ve projelerinin sunumunu yapmalarına fırsat veriyoruz. İngilizce yoğun giden eğitimimizin içinde her günümüzün bir saatini düşünme becerilerini geliştirmek, kendi kültürümüzden uzaklaşmamak, değer, karakter eğitimi için kendi anadilimizle programımızı yapıyoruz.

Eskiden tekli zeka yaklaşımında IQ testi ile bireylerin sözel ve matematiksel zihinsel becerileri ölçülür ve önemsenirdi. Şimdilerde ise bu dar kapsamlı bakış açısı bırakılarak çoklu zeka yaklaşımı ile yaratıcılık, motivasyon, uyum, pratik zeka gibi niteliklerin de üzerinde duruluyor. Bu noktada kurumunuzda da uygulanan Midas Çoklu Zeka Testi’nden bahseder misiniz?

Her çocuk farklı; çocukların öğrenme stilleri, kendini ifade etme stilleri de farklı. Erken yaşta çocukların yeteneklerini keşfetmek de çok önemli. Erken yaşta yeteneklrini keşfederseniz o alanda onu destekleme şansınız olur. Bizim toplumumuzda gözümüze en çok çarpan durumlardan biri, çocuğun yetersiz olduğu düşünüldüğü alanlarda dersler aldırılmasıdır. Oysa her çocuğun ilgi alanı, öne çıkacağı alanlar farklıdır. Her insanın kendini iyi hissetmesi, başarma duygusunu tatması için iyi olduğu alanda desteklenmeye ihtiyacı vardır. Böylece hem özgüvenini geliştirirsiniz, çocuğun ileride istediği mesleği yapmasını sağlamış olursunuz. Bu nedenle Midas Çoklu Zeka Testi’ni çocuklarımıza uyguluyoruz. Bununla ilgili yine Amerika’da çok güzel bir sistem var; Renzoli Learning System. Biz bu sistemi de okulumuzda kullanıyoruz. Bu sistemle çocukların yeteneklerini, ilgi alanlarını, öğrenme stillerini ve kendini ifade etme stillerine göre bir profil çıkartılıyor. O profile göre de çocuklara 70.000 değişik aktiviteden spesifik aktiviteler öneriliyor. Bu sistem Amerika’da 10.000 okulda uygulanıyor.

Okulunuzda anaokulu programının dışında bebeklik döneminden itibaren oyun grupları sürdürüyorsunuz. 6 aylık bir bebeğe yabancı dili nasıl öğretiyorsunuz?

Küçük bir bebek kendi anadilini nasıl öğreniyorsa, aynı dönemde yabancı dili de yine aynı şekilde öğretiyoruz. Çocukların beş duyularını da kullanarak öğrendikleri kalıcı öğrenme oluyor; o nedenle çocuklara oyun yoluyla resimler, dokunma, müzik, ritm ve bol tekrarla yaptığımız eğlenceli çalışmalarla yabancı dil öğretiyoruz.

Alternatif Anneler’e çocukların okul öncesi eğitime başlama dönemleri ve okul seçimleri konusunda önerileriniz nelerdir?

Her çocuğun farklı olduğu konusuna özen göstermek ve buna saygı duymak, çocukların iyi olduğu alanda desteklenmeleri gerekiyor. Bunu yapabilmek için de çocukları iyi tanımak ve iyi izlemek lazım. Bunun için de annelere büyük kurumlar yerine butik okulları tercih etmelerini öneriyorum. Büyük kurumlarda da iyi eğitim veriliyor olsa da standart, sıradan çocuklar yetiştirmek şeklinde bir yapılanma var. O zaman da mutsuz, gerçek potansiyellerini kullanamayan, sıradan insanlar yetişiyor. Çocukların kendi yeteneklerini keşfedip geliştirebileceği ortamların bulunması gerekiyor. Zeka gelişimiyle birlikte çocukların sosyo-duygusal gelişimini de önemsemelerini öneriyorum.

Ve Play To Learn’den Alternatif Anneler’e sürprizler:

1) Okulumuzda hafta ortası Çarşamba akşamları pedagogumuzun önderliğinde seminerlerimiz yapılıyor. Herhangi bir çocuğun hayatına ufacık bir katkıda bulunmak bile bizi çok mutlu eder. O nedenle, bu seminerlerimizi facebook sayfamızdan ve sitemizden takip ederek dileyen Alternatif Anne okurlarımız katılabilirler.

2) Nişantaşı ‘nda bulunan Play To Learn okulunda Mayıs ayı içinde Pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri saat 09:30-12:30 arasında yürütülen oyun grubu programına 2-3 yaş arasındaki iki Alternatif Anne okurunun çocuğuna ücretsiz katılma şansı veriyoruz! Bunun için 4 Mayıs akşamına kadar bu yazının altına yorum bırakarak çekilişe katılmanızı istiyoruz.

3) Kayıtları sürmekte olan 2012-2013 öğretim dönemi için anaokulumuza Mayıs ayı içinde olanlara % 20 indirim!

4) Yaz okuluna Mayıs ayı içinde kayıtlarda yine Alternatif Anne okurlarına % 20 indirim!

 

*Play To Learn’den sunulan seçeneklerdeki % 20 indirimden faydalanabilmek için kayıtlarda Alternatif Anne kullanıcı adınızı belirtmeniz istenecektir.

http://www.playtolearn.com.tr/

https://www.facebook.com/#!/profile.php?id=1308156559

 

Tülay Sarı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Mayıs 2012-Şubat 2014 tarihleri arasında Alternatif Anne’nin içerik yöneciliği ve editörlüğünü yürüttü. Evli ve Kartal isminde bir oğlan annesi. Bebeğinin dünyaya gelmesiyle ara verdiği çalışma hayatının yerini bebeği, kişisel gelişimi ve hobileriyle doldurdu, ardından önceliklerini ve farklı ilgi alanlarını keşfederek kendine bambaşka iş dalları yarattı. Bebeğinin hayatına kattığı ışıltıyla değişen hayata bakış açısı, dünyasını zenginleştirdi. Hayat koşturmasında göremediği kendini, bebeğinin doğumuyla keşfettiğini ve anne olmanın, kişilik gelişimi, hayatı anlama, doğayı fark etme ve yaratıcılık konusunda paha biçilmez bir öğreti olduğunu düşünüyor. Altın çağda çocuklarla olmak istiyor! Çocuk nefes koçu. Halkla ilişkiler yapıyor, eğitim ve etkinlikler organize ediyor, yazı yazıyor.

8 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • İngillizce öğretmeni olmama ve 22 sene mesleğimi istekle yapmama rağmen insanların çocuklarının İngilizce öğrenmesi konusundaki bu aşırı ısrarını anlayamıyorum.

  • yazı çok hoşuma gitti 2-3 yaş grubu çocuklarının evde tv karşısına ottutturulmasına çok karşıyım ama ulkemizde küçük yaş grubu eğitimleri çok yüksek fiyatlarla yapılıyor genelde herkesin ve bizim bütçemize uymuyor inşallah benim küçük oğluma kar şans

  • Tülay Çulha Sarı, çok tşekkürederim hemen dergiye üye oldum şansımızı denicez hayırlısı:))

  • Tülay Çulha Sarı e dergiyi yorum burakamıyorum yardımcı olabilirmisiniz tülay hanım

  • en sonunda üye oldum ama herşey için çok geçti neyse sitenizi takip ediyordum ama üye olmamıştım beğenerek yazılarınızı okuyorum teşekkürler:))

    • Yasemin Hanım, Play To Learn’ün oyun grubuna ücretsiz katılma şansı için evet, geç kaldınız ama bu vesile ile beğenilerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Sevgiler!