Çocuk Feminizm Kadın Yetişkin Psikolojisi

Nükleer misiniz, Akdenizli mi?

Uzman gözüyle aile modelimizin hem iyi hem kötü tarafları:

Hispanic grandparents holding hands with granddaughterBu soruyu anlaşması imzalanan santrallerle ilgili sorsaydık, “Hem Akdenizli, hem de kalbimden Karadenizliyim, her  ikisi için de nükleerden endişeliyim” derdim. Ama konumuz bu değil, Türk ailesi.

Geçen yıl, dört başka uzmanla beraber, Türkiye’de aile yapısı ve aile terapileri ile ilgili bir yazı yazdık ve bu süreçte hastalarımla görüşürken fark ettiğim birçok şeyin sosyolojik temellerini görme imkanı buldum. Aile haftası vesilesiyle ilgimi çeken birkaç noktayı paylaşmak istedim.

Biz Türkler, aile odaklı bir toplumuz. Türkiye’de insanların büyük bölümü mutluluklarının temel kaynağının aile olduğunu dile getiriyor. Boşanmalar ve birlikte yaşama artsa da, aile kavramı yine de temelde evlilik üzerinde şekilleniyor.

Nüfusumuzun çoğunluğu şehirde yaşasa da, şehirlere taşınmamız son yüz sene içinde olmuş. Bu sosyolojik olarak çok hızlı bir değişim, dolayısıyla birçoğumuz köy kökenli aileler içinde yaşıyoruz ve bu değerler bizleri etkilemeye devam ediyor.

Ben zannederdim ki, Türkiye’de, özelikle kırsal bölgelerde geniş aile şeklinde yaşayanlar daha fazladır. Oysa %80’imiz çekirdek (nükleer) aileler şeklinde yaşıyoruz, üstelik sadece son yıllarda değil, Cumhuriyetten önce bile normali buymuş. Ama bizim çekirdek ailemizde Batı Avrupa’daki çekirdek aileden farklı olarak geniş ailemizle yakın bağlar sürüyor. Bu Akdeniz çevresinde çok sık görülen bir aile modeli  ve hem iyi hem kötü tarafları var. Çekirdek ailelerin kendilerine ait evleri olsa bile, “altlı üstlü” veya “aşağı mahallede” oturmak, ev, araba alırken geniş aileyle beraber karar vermek çok sık. Birisi hastalandığında ailesi onu alıp psikiyatriste veya başka bir doktora getirebildiği için bu güzel bir şey ama kaynanasına kızıp sinir krizi geçiren gelin sayısı da hiç az değil.

Başka bir önemli nokta ise, evde iş bölümünün çok net olması.  Kadınların dışarıda çalışması gitgide daha çok kabul görse de, ev işleri yine de kadınlara kalıyor. Bizim sitemizde “alternatif baba” lar olsa bile, gerçek hayatta eşine yardım eden erkek sayısı çok az; bu da kadınların birçoğunun iki mesaisi olduğu anlamına geliyor.

Bir yandan çalışmak, bir yandan ev işi yapmak, bir yandan geniş aileyle iletişimi sürdürmek, bir yandan da kaliteli annelik yapmak kolay değil. O yüzden, annelikle ilgili okuyan yazan ve kendini geliştirmek için uğraşan tüm alternatif anneleri selamlıyor ve hem anneler gününü, hem de aile haftasını kutluyorum.

Kaynak: Eraslan D, Yakali-Çamoğlu D, Harunzade YP, Ergun BM, Dokur M. Interpersonal communication in and through family: structure and therapy in Turkey. Int Rev Psychiatry. 2012 Apr;24(2):133-8

 

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 20 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Uzm Dr. Defne Eraslan

ALTERNATİF ANNE UZMANI | Erişkin Psikiyatristi, Bilişsel Davranışçı Terapist. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu, yine Ege Üniversitesinden Psikiyatri Uzmanı ünvanı aldı. Üniversite öğrencileri ile çalıştı, bir süre ilaç sektöründe yöneticilik yaptı. Acıbadem Üniversitesinde Yardımcı Doçentlik yaptıktan sonra şimdi kendi ofisinde çalışıyor, part time öğretim üyeliğine devam ediyor. İki çocuk annesi.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız