Alternatif Anne Ödülleri Çocuk Psikolojisi Psikolog

Anneanneler, babaanneler, dedeler iyi ki varsınız ama hiç YAPMAMANIZ gereken bazı şeyler var!

Sevgili büyükler; sevgi, ilgi ve oyun oldukça yeterli...

grandpaBizler iç içe geçmiş bir kültürde yaşıyoruz. Roller, görevler, tanımlar iç içe geçebiliyor. Kimi zaman bundan rahatsızlık duymuyoruz çünkü hep kabul ettiğimiz hep var olduğunu düşündüğümüz şeyler. Son yıllarda artan şehirleşme, metropellerdeki yaşamın farklılaşması bu iç içe geçmişliği tepeden değiştirmeye çalışsa da; bilincimizin, zihnimizin derinliklerine işlemiş iç içelik bir süre daha yaşam şeklimiz olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Bir çift evlenir, ilk zamanlar pek bir şey değişmez. Ama ne zaman çocuk olur, “herkes evin içindedir” artık. Bence çocuk dediğin tek başına büyütülmez (büyütülemez demedim yanlış anlaşılmasın!) Lakin etrafta çocuklarınızı sevecek, oynayacak, ilgilenebilecek kişiler olması güzel bir şey (Metropelde tek başına çocuk büyütmeye çalışan ve doktora eğitimine devam eden ve yorgun bir anne olarak bana öyle geliyor da olabilir tabi).

Amaaaa, bu yazı özellikle anneanne/babaanne ve dedelere sesleniyor. İyi ki varsınız! Lakin kırılmaca darılmaca olmadan bir de anneanne/babaanne/dede olma müessesesine bir daha bakalım. Sevginiz, ilginiz, şefkatiniz hep bizimle olsun, ama anne ile babanın tercihlerine özen gösterelim. Ebeveynlik stilleri araştırmalar ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda değişiyor. Anneannelik/babaannelik/dedelik için de değişime ayak uydurmalı!

Peki nelere dikkat etmeli!

  1. İsim seçimi anne-baba için özeldir. Öneride bulunun fakat ısrarcı olmayınız.
  2. Anne-babaya sormadan (bence) pahalı hediyeler almayınız.
  3. Lohusalık döneminin planını yaparken kızınıza/gelininize tercihlerini sorunuz.
  4. Doğumdan sonra kiloları hemen vermek bir marifet değildir (hemen gitse iyi olur tabi), lohusayı bu konularla boğmayınız, iğnelemeyiniz, laf sokmayınız.
  5. Çocuğu yetiştirme stilleri konusunda önerileriniz paha biçilmez! Ama lütfen baskı yapmayın, iğnelemeyin, laf sokmayınız.
  6. Torununuza siz bakıyor olsanız bile (çok büyük emek teşekürler!) anne-babayı çemberin dışında bırakıp sadece sizin çocuğunuz gibi davranmayın. Çocuk için her zaman anne-baba birincildir ve psikolojik olarak bu şekilde hissetmeye daha çok ihtiyaçları vardır.
  7. Lütfen kullandığınız kelimelere dikkat ediniz. Torununuza “annem” diye seslenip rol karışıklıklarına sebep olmayınız. İlginiz, emeğiniz paha biçilmez ama o torununuz, siz annesi değilsiniz.
  8. Anneyi emzirmediği için iğnelemeyiniz, laf sokmayınız. Daha fazla mama vermek, ek gıda konularında lütfen ısrarcı olmayınız. Önerileriniz ve tecrübeleriniz çok kıymetli, fakat zaman değişiyor ve bazı bilgiler eskiyor!
  9. Anne-babanın çocuğunu besleme tercihleriyle dalga geçmeyiniz, laf sokmayınız, iğnelemeyiniz. Şekerli besinler, asitli içecekler vermek istemeyen annenin üzerine gitmeyiniz.
  10. Torununuzun gizlice kuralları çiğnenmesine izin vermeyin. Arada kaçamaklar olabilir. Ama sırf torununuza daha iyi gözükmek için kural çiğnemeyi ilişkinizin bir parçası haline getirmeyin!
  11. Her çocuk farklıdır. Torunlarınızı birbiriyle kıyaslamayın!
  12. Lütfen torununuzun saçını kesip/kestirip anne-babasına sürpriz yapmayınız. (Ah işte bu herkesin başına gelmiş olabilir!)
  13. Aile meseleleri hakkında ekstra bilgilendirmeler yapmayınız. Anne-baba arasında özel durumlar olabilir, siz de taraf olabilirsiniz ama torununuz için taraf yok, unutmayınız!
  14. Torununuz küçükken de büyüyünce de aşk/meşk konularda fazla şakalardan kaçınınız. Kreş yaşında torununuza “sevgilin var mı” diye sormayınız, ulu orta anlatmayınız.
  15. Anneye doğumdan sonra çalışmak/evde oturmak konularında baskı yapmayınız, iğnelemeyiniz. Her seçim annenindir.
  16. Torununuzu görmeye gelirken şekerli yiyecekler almanıza gerek yok! Onlarla bol bol oynayın, ilgilenin! O zaman sonsuz sevilirsiniz zaten.
  17. Uyku saatleri, günlük rutin konusunda bozguncu olmayınız. Sonrasında olan anne ve çocuğa oluyor genelde, unutmayınız.
  18. Cinsiyetçi ayrımlardan, etiketlemelerden uzak durunuz! “Kız gibi yürüdün, erkek gibi attın” gibi yorumlardan kaçınınız.

Sevin, ilgilenin, oynayın! Yani torununuzun sevgisini istiyorsanız onunla oynayın, zaman geçirin ve anılarına yerleşin! İşte hepsi bu!

Sağlıcakla!

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

1984 doğumluyum. Anneyim, psikoloji mezunuyum, araştırma görevlisiyim, ve hala okuyorum. Kızım-okul-işim-eşim arasında kendime de alanlar yaratmaya çalışıyorum. Yoga yapmak en sevdiğim kendi zamanım. Hem işim hem de ebeveynlik mesaisi ile beraber çocuk yetiştirme meseleleri en önemli ilgi alanım. Sağlıklı, duyarlı, umutlu, sevgi dolu ama bir yandan da hayatın gerçeklerine hazır bireyler yetiştirmek için neler yapmalı diye kafa yoruyorum.
bilgicanne@blogspot.com.tr

3 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • torunlarına bakan; Anneanneler, babaanneler, dedeler iyi ki varız ve ANNE BABALARIN kesinlikle YAPMAMASI gereken bazı şeyler var!

    – Teşekkür etmemek (ara sırada olsa)
    – Anneanneleri, babaanneleri, dedeleri zorunlu bakıcı gibi görmek
    – Nasıl olsa onlar yaşamışlar, şimdi sıra bizde diye düşünüp onlarında yaşamları ve hayalleri olduğunu unutmak
    – Bir amir pozisyonuyla önceden değil, son anda haber verip seyahate (iş seyahatlari de dahil), yemeğe çıkmak vs uzatılabilir bu şık…
    – Ve onlara çocukmuş gibi davranmak..

    Bu konuda yazacaklarım bu kadar kısa değil elbette…
    Anneler günü gibi
    – Anneanneler, babaanneler, dedeler günü kutlamak fikrini nasıl hayata geçirebileceğimi düşünmekteyim…. YAŞLILAR GÜNÜ VEYA HAFTASINI DEĞİL…
    – Ve çocuk ergen yetişkin yaşlı psikiyatrsi gibi Anneanneler, babaanneler, dedeler içinde bir bölüm açılmasının gerekliliğini düşünmekteyim…
    Saygılar
    Bir Anneanne

  • Sevgili Anneanne,
    Katkınız için çok teşekkürler. Harika! Siz sevgili büyüklerimizle ilişkimiz çocuklardan sonra yeniden tanımlanıyor. Ben yazımda bizim taraftan değerlendirmiştim durumları, siz de sizin taraftan bakarak harika bir katkı sunmuşsunuz. Hepsine gönülden katılıyorum!
    Ayrıca, anneanne/babaanne/dede-çocuk-yetişkin ilişkileri gerçekten psikoloji/psikiyatri alanında nadir çalışılan konular, bu konulara daha çok ağırlık verilerek bakış açıları yeniden yapılandırılmalı gerçekten!
    Sevgilerimle..

  • Aslında bütün sorun şu meşhur “küçükleri sevmek – büyükleri saymak” eşitsizliğinden çıkıyor gibi, değil mi? Herkes birbirini seviyor ama, saygı ve saygı ile konuşmak da başarılsa, iletişimde ironi, alaycılık, duyguların dikkate alınmaması gibi olumsuz yaklaşımlar azalsa, zaten birlikte harika çocuk büyüteceğiz…