Kategorisiz Otizm

Nedir bu otizmdeki hızlı artışın sebebi?

Otizm artıyor mu?

575173_354484531327633_1387019627_nCenter for Disease’in (CDC) 2008 tarihli açıklamasına göre Amerika Birleşik Devleteri’nde dünyaya gelen her 88 çocuktan biri Otizm tanısı alıyor. Otizm ve gelişim bozukluğu izleme merkezleri  eğitim ve sağlık kaynaklarına dayandırdıkları bu istatistiki bilgileri belirlerken ABD nüfusunun % 8.4 ünü temsil eden 8 ile 13 yaş arası çocukları baz almışlar. Son yıllardaki sağlık kurumları ve ebeveyn verilerine göre yapılan istatistiki çalışmaların sonuçlarının bir yıl içinde açıklanması bekleniyor.

Yine California Üniversitesi’nin son araştırma verilerine göre son yıllarda otizm görülme oranının 7 kat arttığı tesbit edilmiştir.

Otizmin salgın boyutundaki bu artışını bir kaç yıl önce bazı uzmanlar görmezden gelmiş ve artan teşhis imkanlarına bağlamışlardı. Geçen zamanla birlikte artışın tırmanışta olması korkarım ki onları haksız çıkarmış görünüyor.Keşke onlar haklı olsalardı….

Çok değil 10 yıl önce Otizm gerçekte nedir bilen kişi sayısı oldukça sınırlıydı. Bunlardan biri de benim. Otizmin bir çeşit deha göstergesi olduğunu zannediyordum.Taaaki otizm kapımızı çalana kadar….

Evet Otizm bize Otizm gerçekte nedir ? Neden hızla artıyor olabilir? Otizmin altında yatan biyolojik ve ona bağlı olarak da psikolojik neden sonuç ilişkisi nedir? gibi soruların cevabını öğretti.

Öğretti demek çok iddialı bir söylem olur farkındayım. Öyleyse araştırmak zorunda bıraktı diyelim….

Ben  bir uzman değilim,bunun farkındayım. Konunun uzmanları susarken bana bu konuda konuşmak düşmez diye düşünenleriniz olacaktır. Ancak şöylede bir gerçek var; Otizm ve benzeri gelişim bozuklukları adeta bir salgın halini aldı.

Otizmli annesi olarak çocuğumuzun durumunu her ne kadar kabullensek, gereken eğitsel terapilerden yararlansak da bir yandan nedenleri ve altında yatabilecek biyolojik problemleri araştırmadan duramıyoruz. Günceli takip etmeye çalışıyor,elimizden geldiğince bilimsel makaleleri, yapılan bilimsel araştırmaları incelemeden duramıyoruz.

Kolay değil yaklaşık 10 yıldır okuyor araştırıyoruz. Çok iddialı gelecektir size biliyorum. Ama 10 yılda insan hem tıp fakültesi bitirir hem de üstüne bir uzmanlık alır.Üstelik konu bir de sizin yaranız ise daha bir şevkle okur araştırırsınız.

Ancak burada biz ailelerin dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta var;

Yanlış bilgilerle donanmamak ve yalan yanlış bilgilerin denizinde boğulmamak.

Evet bunca grizgahtan sonra artık okuduğum onca bilimsel makaleye dayanarak elimden geldiğince kısa ve öz, Otizmin bu hızlı tımanışındaki nedenleri irdelemeye çalışacağım.

Geçtiğimiz aylarda sonuçları açıklanan otizmin dayandığı genetik alt yapı araştırmalarının verilerine göre toplamda ortak 25 gen de mutasyon olduğu tesbit edilmiş durumda. Otizmli, otizmli ailesi ve otizmle ilişkisiz kontrol grubu arasında yapılan araştırmalar neticesinde bu karara varılmış durumda. (80 binin üzerinde otizmli ve yakınının dahil olduğu bir çalışma)

Ancak bu sonuçlar açıklanırken bu 25 ortak gen mutasyonlarına rağmen otizmdeki artışın sadece buna bağlanamayacağını çevresel faktörlerinde etkili olabileceğini eklemeden de geçemiyorlar.Bence haksız da değiller.

Her ne kadar büyük bir otorite değilsem de okuduğum genetik,nutrigenomilk ve biyokimyasal çalışmalardan çıkardığım netice aynen de bunu işaret ediyor.

Bunu hepimizin çok duyduğu bir örnekle açıklamak istiyorum. Aynı genetik alt yapıya sahip kardeşler ya da akrabalar kansere yatkınlıkta eşit de olsalar hepsi kanser olmuyorlar.otizm yük 2

Neden? Çünkü; maruz kaldıkları çevresel faktörler aynı olmayabiliyor. Aynı ailede büyüselerde daha sonra farklı yerlerde çalışıyor, yaşıyor, besleniyor, farklı viral hastalıklar geçiriyorlar ve farklı stres kaynaklarına sahipler. Tüm bunların sinerjik etkisi melun kanseri tetikliyor. Bunları hepimiz üç aşağı beş yukarı biliyoruz.

Otizm de aslında çok farklı değil. Oğlumun genetik testlerini yaptırırken eşimin ve benimkini de yaptırdık. Mutasyonlu genlerimiz hemen hemen çok benzer olmakla birlikte bu güne kadar okuduğum, bir kısmını da paylaştığım bilgilerle çok da örtüşen sonuçlarımız var.

Bu genlerle hem benim hem de eşimin otizmli olması muhtemelken neden sadece oğlumuzda oldu? Neden her ikimizin de sülalesinde böyle bir vaka daha yok?

İşte burada çevresel toksinlerin, elektromenyetik alan kirliliğinin,böcek ilaçları,tarım ilaçları,katkı adı altında yaşadığımız gıda kirliliği, etlerde ve bitkilerde kullanılan hormonlar, antibiyotik kullanımındaki artış ve aşılama takvimindeki aşı sayısının her geçen gün artması ile ilişkilendirilen gittikçe güçlenen virüslerin ya da bakterilerin yarattığı sinerjik etki ……..

Ve zaten tüm bu zararlı bombardımanı ile mücadele edebilecek genetik kodlara sahip olamayan küçücük varlıklarımızın daha anne karnından başlayan trajik hayat mücadelesi…

Şimdi olabildiğince kısaca bu bahsedilen genetik yatkınlık ne onu ele alalım. Önce otizmin artık bu kadar bilgiden sonraki tanımını yapalım.

Bazen, bir dizi, ilişkisiz görünen olay eş zamanlı olarak meydana gelerek felaketle sonuçlanır.Ortaya çıkması için çok sayıda faktörün bir arada bulunmasının gerektiği “otizm” olarak adlandırdığımız sorun da ailesel genetik zayıflıklarımız ve çevresel faktörler nedeni ile oluşan mutasyonlarımız ve açılıp kapanabilen genlerimiz vasıtası ile ortaya çıkan metabolik problemlerin, nörolojik inflamasyonun davranışsal, bilişsel ve iletişimsel sorunlar yumağı olarak yansımasıdır.

Aslında, otizm salgınını, buzdağının görünen yüzü olarak değerlendirmek ve gelecekte bir dizi hastalığın salgın derecesinde artacağı konusunda haberci olduğunu söylemek  mümkündür. İşte bu yüzden yalnızca otizm dalgasını tersini çevirmek için değil aynı zamanda ilişkili hastalıklardaki benzer artışları önlemek için de otizmin arkasında neler olduğunu anlamak ve bilinçli tercihler yapmamızın vakti geldi de geçti bile.

Enfeksiyöz Ajanlar +Stres+Toksinler+Genetik Yatkınlık=Sağlık Sorunu    otizm yük 1

Bu denklem günümüz hastalıklarının her zaman gözönünde tutulması gereken formülüdür.

Peki genetik zayıflık dedik. Nedir bu genetik zayıflık?

Burada bu genleri tek tek saymaya kalkarsam size bir kitap yazmak zorunda kalırım. Merak edenlere www.otizmdunyasi.com  otizmde nutrigenomik buy-pas yazımı okumalarını öneririm.

Özet olarak açıklarsak eğer; Otizm ve benzeri gelişim bozukluklarında saptanan ortak ve sorunlu genetik mutasyonların çoğunluğu gelip kısaca detoks mekanizması diye adlandırdığımız metabolik metilasyon sistemimize kilitleniyor. Bu sistem doğru dürüst çalışmadığı zaman iki esas sonuç meydana gelir:

*Vücut fonksiyonlarımızın pekçoğu etkili bir performans gösteremez.
*Ayrıca metabolik  yolun yan ürünleri iltihaba (inflamasyona) sebep olur.

Bunlar otizmden Alzheimer ve kalp -damar hastalıklarına kadar pek çok durumun tetikleyicisidirler.

Unutmamamız gereken; metilasyon yolunun düzgün çalışması her tipteki nörolojik enflamasyonun tedavisinde kritik bir öneme sahiptir.

Bu, mutasyonları olan her bireyin otizmli olacağı anlamına gelmiyor. Metilasyon yolu problemleri otizmin oluşması için gerekli ama tek başına yeterli değildir. Çevresel koşullar ve virüsler de bu pastanın diğer dilimlerini oluştururlar.

Sözünü ettiğimiz metilasyon döngüsü birbirlerine bağlı dört biyokimyasal   döngünün kombinasyonudur.genetik

*Metionin döngüsü

*Folat döngüsü

*BH4 (Biopterin) döngüsü

*Üre döngüsü

Bahsettiğimiz bu döngüler vücudumuzda üretilen ve davranışları etkileyen (Gaba,glutamat,dopamin,serotonin vb )nörotransmitterlerin eksik yada fazla salınımından tutun da fazlası kansere yol açabilen amonyak birikimine kadar bizi götürebilir.

Ayrca beslenme yolu ile aldığımız suni katkı maddeleri Gaba,Glutamat gibi nörotransmiterlerimizin düzgün çalışmasını bozar ve genetik mutasyonlar yolu ile bozulan beyin ve vücut kimyamız hepten dengesini yitirir.

Sıklıkla Otizmde glutensiz beslenmeden bahsedilir .Buradaki amaç sadece gluten allerjisi ya da hassasiyetine çare bulmak  değildir.Gluten, Glutamat üretimini de etkiler ve zaten bıçak sırtı olan bu dengeyi rahatlıkla tepe taklak edebilir.

Yukarda bahsettiğim bu metabolik süreç beyin gelişimi döneminde yaşanırsa otizm ve benzeri semptomlar yaşanmasına vesile olur.Yaşamın ilerleyen döneminde zararlı çevresel faktörler devreye girerse de Kanser, Parkinson,Alzehimer,Demans ,MS gibi daha ileri dönem hastalıklarına davetiye hazırlarlar.

Aslında yazılabilecek çok şey var. Ama dediğim gibi tüm bilgileri kısacık bir makaleye sığdırmak imkansıza yakın. Belki çok iyi bir bilim adamı ve yazar olsam bu mümkün olurdu. Ancak üzgünüm, elinizdeki ile idare edeceksiniz.

Bu yazıyı yazmakdaki gerekçem; hem yaklaşan Otizm farkındalık ayına bir hazırlık yapmak hem de hızla tırmanan Otizm görülme sıklığından korunma yollarını bir nebze de olsa çocuk yapmayı planlayan ailelere duyurabilmek kaygısı…

Sağlık ve mutlulukla kalın…

 

Not: Bu arada Norveç Thorndiem Üniveristesi de ozon tabakası ve otizm ilişkisi üzerinde bile araştırma yapıyordu; sanırım henüz araştırma sonularını yayınlamadılar ya da ben bulamadım. Bunu da eklemeden geçmek istemedim.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 21 Mart 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Etiketler

Serpilgul Vural

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Evli ve iki çocuk annesidir. Eşinin iş hayatı ve büyük oğlunun üniversite eğitimi nedeni ile bir süre yurt dışında yaşadıktan sonra otizmli oğlunun eğitimi için Türkiye’ye döndü. Küçük oğlunun 3 yaşında Otizm teşhisi almasının ardından kendisini planlamadığı bambaşka bir hayatın içinde buldu.Başlangıçta konuşması, basit özbakım becerilerini öğrenmesi bile zor denen oğlu ile verdikleri mücadelede epey yol katettiler. Oğlu önce konuşmayı sonra okuma yazma ve basit matematik işlemlerini ardından da çeşitli müzik aletleri çalmayı öğrendi. Bunca beceriyi hayatlarına katmakla birlikte otizmin klasik sorunu olan iletişimde hala yaşıtlarını yakalayabilmiş değil.Yazar yaklaşık 10 yıldır bilimsel makaleleri yakından takip etmekte olup, gayretli çalışmalarından dolayı eşi kendisine tıp ve özel eğitim alanında fahri doktora ünvanı vermiş bulunmaktadır. Bunca yıllık emeğini bir web sayfasında paylaşma kararı almış ve Alternatif Anne ile tanışmaları da bu vesileyle olmuştur. Kendisi daha sonra hızını alamayıp blogger anneler kervanına da katılmıştır. Yazarlık macerasını halen Alternatif Anne , www.otizmdunyasi.com ve www.ekemis.com ‘da sürdürmeye devam etmektedir. Yazar, otizmlilerin eğitim ve terapilerinin yapıldığı, sosyalleşme olanakları sunan ,bizzat otizmlilerin üretken bireyler olarak da katkıda bulunabildikleri büyük bir vakıf kurma hayali ile yanıp tutuşmaktadır.

8 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bu tip konular beni de çok ilgilendiriyor, otizm'i ilk yağmur adam ile tanıdık, oradaki verilerle hep aynı hareketleri yapan ve çocukluk duygusu hiç bitmeyen bireyler gibi algıladık fakat şimdi hepimiz annelik yolunda ilerlerken neler oluyor sorusunu da soruyoruz kendimize. Otizm hızla artıyor, bence bu hiperaktiflik için de geçerli bir kavramdır. Bizlerin zamanında bu çocuklar var mıydı da saklanıyordu yoksa bizler şanslı bir nesil miydik? Ne otizm ne hiperaktivite ne ailzeimer gibi hastalıklar, bunlar cidden yoktu. Hayatlarımız savunma mekanizmamızın güçlülüğüne bakıyor, bir bonbardıman aşılar, yiyecekler, soluduğumuz hava, bazılarımız daha bebekken buna tepki veriyor bazılarımız yaşlandığında kanser, ailzeimer olup gidiyor 🙁 Ellerinize zamanınıza aklınıza sağlık.

  • Çok teşekkür ederim Ayhanım… Elimden geldiğince basit ve anlaşılır olmaya çalıştım. Anlatılacak çok şey var.Ama fazla detay olur ve amacımızı aşar diye düşündüm. Sevgiler…

  • Teşekkürler Bull Reyhan. Evet dediğiniz gibi Dikkat eksiklği ,hiperaktivite için de aynı durum sözkonusu. Aynı metabolik ve genetik süreçlerde problemler var.Yalnız daha hafif syrediyor. Sevgiler….Daha temiz bir dünyamız olması dileğiyle…

  • Yüreğinize sağlık, bilinmesi gereken şeyler,özellikle bebek sahibi olmak isteyenler bu konuda bilinçlenmeliler, paylaşımlarınızdan çok faydalanıyorum, teşekkürler iyi ki varsınız.

  • Çok güzel ve bilgilendiren bir yazı. GAPS diyetini uyguladınız mı?? Kitabını okudum. Otizm de İşe yarar diye düşünüyorum. Hatta erken uygulama halinde (2 buçuk yaş gibi) otizmi tedavi bile edebilir diye düşünüyorum
    İşe yarıyacak birşey de ; tekniğine uygun olarak diş fırçalama..