Alternatif Baba Film Gülüş'ün Köşesi

Ne babalar gördüm, aslında yoktular

Çevremiz, yeterince babalık yapmayan babalarla dolu.

being-flynn

Çoğu çocuk, çok fazla annelik ve yetersiz babalık mağdurudur. ~Gloria Steinem, New York Times, 26 Ağustos 1971

Babalar. Bir varlar, bir yoklar…

Çevremiz, yeterince babalık yapmayan babalarla dolu. Onların sayılarını saymaktansa, çocuklarıyla sık sık ilgilenen babaları saymak daha kolay. Baba, çocuğa vakit ayırmadığı için anne kadar suçluluk hissedemiyor çünkü onun kafası, toplumsal düzen gereği başka düşünce ve aktivitelerle dolu. Peki ya çocuk? Bu kadar az babalık, ona yetiyor mu acaba?

Gerçek bir hikayeden esinlenen “Being Flynn” filminde annesi tarafından büyütülmüş genç Nick Flynn (Paul Dano) hiç görmediği sorumsuz ve narsist babası Jonathan Flynn (Robert de Niro) ile tam da babaya yakışan bir şekilde tanışır: Bir gün birden çocuğuna mecbur kaldığı için, yardıma ihtiyacı olduğu için telefon eder. İlk karşılaşma, umursamaz babaya uygun koşullarda gerçekleşir: Oğlan babayı çıplak yakalar. Bu durum baba Flynn’in umurunda değildir, oğluyla tanışmak için hazırlık yapmış gibi görünmüyordur zaten. Oğlunun varlığı da, onunla karşılaşması da kafasını meşgul etmiyordur. Filmin en vurucu yönü oğlunun, başını gitgide daha büyük dertlere sokan babasını eski çöplüğünde bırakmaya göz yumamasıdır. Baba, ağzından çıkan her cümleyle oğlunun canını acıtır ama bunu bilinçli olarak değil, umursamazlığıyla yapar. Nick, baba yüzünden can çekişmektedir ama Flynn onun babasıdır ve onu yüzüstü bırakmaz.
Hiçbirimiz babamızı yüzüstü bırakmayız …

being-flynn2Çocuk yetiştirme konusunda araştırmalar yapan Pam Leo’nun, bizim neslimizin yapmak istediğini çok iyi anlatan bir sözü var:

“Haydi, çocukluklarında yaşadıklarından ötürü iyileşmek zorunda kalmayan yetişkinler yetiştirelim!”

Bu film bir babanın, çocuğunun ruhunu yokluğuyla nasıl yaralayabileceğinin dramatik bir örneği. Bu konuda uzman olmaya gerek yok, çevreme baktığımda babaları tarafından yaralanmış o kadar çok yetişkin görüyorum ki! Daha da kötüsü, bu gerçeğin farkına varamayan yetişkinler kendi hayatlarını değil, başkalarının hayatlarını yaşıyor, ebeveyn olduklarında kendi çocuklarını da aynı şekilde yaralıyorlar…

Kadın ve erkeğin, anne ve babanın rollerinin iç içe geçtiği şu çağda babaların eskisi gibi geri planda kalmamaları gerektiğini anlamalarını; annelerin de “Benden başka kimse çocuğuma bakamıyor” yanılgısıyla çocuklarını tekellerine almaktan vazgeçmelerini dilerim.
Bir çocuğun annesine olduğu kadar, babasına da ihtiyacı var!

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 13 Haziran 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız