Eleştiri

Mükemmel değilim, olmaya da niyetim yok!

Annelik, öyle 7/24 ağzınız kulaklarınızda yaşadığınız bir serüven değil maalesef! Amacımız mutlu olmak ve çocuklarımıza elimizden geldiğince mutlu anlar yaşatıp, dürüst ve iyi bir insan olmasını sağlamak. Ancak bunu yapabilmek öyle kolay değil.

Türk annesine bağırma denmez!

İlk başlarda uykusuzlukla başlayan sıkıntılar iki yaş sendromu ile tavan yapınca, kendinizi bağıran anneler arasında buluveriyorsunuz. Çocukları kontrol edelim derken kendi kontrolümüzü kaybediyoruz ve bu, daha da çok bağırmamıza neden oluyor.  Tamam kendimiz kontrol etmemiz gerekiyor da -haydi ama gerçekçi olalım!- damarlarımızda Türk kanı dolanırken, yemeyen çocuğun ağzına yemek tepiştirmeden, aheste aheste giyinen çocuğa müdahale edip giydirmeden, ağzını açık bulduğumuz an bir meyve tıkıştırıvermeden duramayan Türk annesinin dibi iken, bu mümkün mü?!

Sosyal medya annesinden model olmaz!

Kendimizi bir türlü yeterli bulamadığımız için yeterince kendimizi yemiyormuşuz gibi bir de sosyal medyadaki mükemmel anneler ve onların mükemmel çocukları var. Sosyal medya, sanal dünyada oluşturulan sahte mutlulukların -daha doğrusu sadece mutlu anların- paylaşıldığı, mükemmel çocuk – mükemmel anne algısının oluşturulduğu, birçok anneyi “ben niye böyle olamıyorum” kaygısına sürükleyen, “benim çocuğum neden bunları yapamıyor” endişesi yaşatan ve bu nedenle hem çocuğunu hem de kendisini baskı altında bırakan, yetersiz hissettiren bir ortam. Mükemmel anne olmaya çalıştıkça yaptığımız tek şey, daha da fazla hata yapmak…

Hiçbirimizin şartları, yetiştiği ortam, sosyal-ekonomik-çevresel-kültürel durumu aynı değil. O yüzden çok ‘şeyetmemek’ lazım (da biz kadınları çok ‘şeyederiz’ o ayrı).

Bizler mükemmel değiliz kardeşim! Mükemmel çocuklar da yetiştiremeyeceğiz.

Senem Öztürk, Atarlı Anneler

Konuk Yazar

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bağırmayı meşrulaştırmak gibi olmasın da 🙁 Ben bağırmayanlardanım evet bunu sağlayabilmek için çok uğraştım, çok didindim, çok emek verdim ama isteyince oluyor. Bu “bağıran Türk anası” zincirini kırmamız lazım…