Eğitim Engelli Kategorisiz Üstün Zekalı

Mucizeler sessiz olur-2

Çocuğunuzun muhteşem bir kestane ağacının tohumu gibidir. Ona ihtiyacı olan ortamı veremezsek size içinde sakladığı o büyük ağacı gösteremez!

image001

İnsan için gerçek tehlike ne atom ne hidrojen bombasıdır. İnsan  için esas tehlike, düşüncesinde ön yargılar olması, onları şablonlara sokması ve kategorilere ayırmasıdır.

Bir kestane ağacının tohumunu elinize aldığınızda, onun büyüyüp de metrelerce uzunlukta, yaprakları  ve baharda açmış çiçekleri ile muhteşem görüntüsünü göremiyorsanız; ne yazık ki o ağacın potansiyelini  de göremiyorsunuzdur. Bir insanın, önüne engel olarak konmuş önyargılara, şablonlara ve kategorilere yenik düşmesi sonucu ortaya çıkmamış  potansiyeli de ne yazık ki açamamış bir tohuma benziyor.

Esasında her insan farklı. Beynimiz tamamıyla bize özel ve eşsiz. Elbette bazı tanımları daha kolay yapabilmek için  bir istatistiki çoğunluğu esas alarak gelişim, davranış tanımlaması yapıyoruz. Gelişimi istatisitiki çoğunluktan daha farklı olan bir birey,  bir yandan  kendi potansiyelini bulmaya çalışırken, bir yandan da topluma karşı kabullenme mücadelesi veriyor. İstatistiki çoğunluk, bu insanı önyargıları, şablonları ve kategorileri ile bir yere girmeye zorluyor, Yaratan bizi kendi suretinden yarattığına göre insan aslında Yaratan’ın ihtişamını göstermek için yaratılmış ve vücut bulmuştur. Dolayısı ile bir insan engellerinden değil, içinde sakladığı muhteşem potansiyelinden ve olanaklarından oluşuyor.

Burada sözü eğitime getirirsek, eğitim sistemimiz ile ilgili çok şey söylüyoruz, başka ülkelere özeniyor, onların ne yaptığını merak ediyoruz. Hatta kimimiz çocuğunun eğitimi için başka ülkelere gidiyor. Ülkemizin her anlamda kaynağa sahip olup bunları verimli kullanamaması gerçekten çok üzücü. Aslında Milli Eğitim kadrosu ile, yapısı ile ve tecrübesi ile başka ülkelerin yaptıklarını yapacak alt yapıya sahip ve gerçekten donanımlı. Burada gördüğüm tek engel düşünüş tarzı, aslında karşılığı olamayan engeller, korkular ve sonuçsuzluklar. Engeller, imkansızlıklar, olanaksızlar üzerine düşünürsek karşımıza zaten hep bunlar çıkar, eğitimin çok büyük devrimlere değil küçük dokunuşlarla yapılacak müdahalelere ihtiyacı var. Bu küçük dokunuşlar ile çocukların hayatlarında ciddi değişiklikleri yapabilme imkanı var.

Destek odası  güzel örneklerden birisi. Destek odası, Milli Eğitimin mevzuatına göre kaynaştırma uygulamaları yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler ile üstün yetenekli öğrencilere ihtiyaç duydukları alanlarda destek eğitim hizmetleri verilmesi için düzenlenmiş ortam olarak tarif ediliyor. Burada yapılacak destek ders saati ise öğrencinin haftalık toplam ders saatinin %40’ını aşmayacak şekilde planlanıyor. Yani ilkokuldaki bir öğrenci, haftalık 30 saatlik eğitimin en fazla 12 saatini destek eğitiminde geçirebiliyor. Bugün istediğiniz devlet okulunda bir dilekçe ile destek image002odası açılmasını talep edebilir, raporu olan çocuğa okul saatlerinde atanmış veya görevlendirilmiş bir öğretmenin tamamıyla ücretsiz olarak ders vermesini sağlayabilirsiniz. Ders programını öğretmeni ve destek eğitim öğretmeni  ile yaparak, belli derslerde (ki bunlar daha hayat bilgisi, resim, müzik gibi dersler olsa daha iyi) arkadaşları ile olan öğrenci, diğer derslerde birebir öğretmeni ile çalışarak akademik gelişmesini desteklenir.

Çocuklarımızın durumu ve olursa olsun, seviyesi ne olursa olsun, lütfen ona muhteşem bir kestane ağacının tohumu gibi bakın, ona ihtiyacı olan ortamı veremezsek o da bize ihtişamını ve içinde sakladığı o büyük ağacı gösteremez.

Özlem Keskin Ergül

Not: Yazımın birinci bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

 

Konuk Yazar

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız